Ne çektin be Avrupa..
15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin üzerinden henüz bir ay geçmesine rağmen, hamdolsun ülke olarak hızlı bir normalleşme süreci yaşıyoruz. Biz de hâl böyleyken bir bakıyorsunuz yanı başımızda bir telaşe bir panik var ki sormayın. Sanki dersiniz darbe Avrupa da oldu. Millet buradan FETÖ’ye vurdukça en çok ses Hitlerin çocuklarından geliyor.
Tabi bütün bu olanların altında silinemez bir tarihsel travmavar. Özellikle Osmanlı devletinin viyana kuşatmasının ardından Avrupalılar ülkede buldukları ne var ne yok bütün metallerle 22 tonluk pummerin adında bir çan yaptırmışlardı.Sadece Viyana’nın değil aynı zamanda bütün Avrupa’nın simgesi olan bu çan, amacı itibariyle yaklaşan Osmanlı tehlikesini haber verir ve oluşan bu tırsaklığın etkisiyle kiliselerde ılık ılık toplu dua törenleri düzenlenirdi. Doğrusu o günden bugüne Avrupa da çok bir şey değişmedi. Artık çanların yerini havalimanlarında kendilerini tasvir ettikleri iğrençpanolar, duaların yerini de İslamofobi kılıfı içindeki trajikomik yasaklar aldı. Yani usûl de ufak tefek değişimler olsa da içerik bakımından herşey bildiğiniz gibi. Aciz, korkak, vahşi ve insanlık fukarası bir Avrupa..!
Uzun süredir ekonomik krizlerle boğuşan ve yakın zamanda İngiltere’nin başını çektiği dağılma süreciyle birlikte iyice içler acısı bir hâl almaya başlamışken,15 Temmuz gecesindeyeni bir Lozan hayali, batıda kısa süreli bir ağız sulanmasına neden oldu. Esasında bugün izlenilen çirkef politikalar ve yapılan kontrolsüz açıklamalar bu yönüyle Türkiye’deki darbe girişiminden ne kadar büyük beklentiler içerisinde olduklarını gösteriyor. Fakat asıl önemli nokta meselenin diğer yönünde saklı..
Neredeyse bir asırdır içerideki kompradorları üzerinden sürekli bu topraklara bypass planı yapan işgal çeteleri şimdi kendi içlerindeki 4,6 milyonluk Türk nüfusunu düşündükçe uykularından sıçrıyor. Bahsettiğimiz bu rakam, Avrupa birliği 6 kurucu ülkenin toplam ordu sayısının üç katına tekabül ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telekonferans yoluyla gurbetçi vatandaşlarımıza hitap etmesini engelleyen alman mahkemesi, belli ki bu kararı verirken rakamlardan epey etkilenmiş. E kolay değil tabi, Gezi olaylarında biber gazına karşı devrim yapıldığını düşünenler, sokak aralarında Tank kovalayan insanlarıgörünce tamamen şirazeden çıktılar. Öyle ki, bir ülkenin bayrağını yasaklayacak kadar paranoyak hale gelen bu müptezellerin durumu sonuç itibariyle bahtsız bedevinin çöldeki kutup ayısı metaforu üzerinden değerlendirilebilir..
Geniş kapsamlı bir göç planı
Avrupa’nın izlediği kışkırtıcı ve yasakçı politikalar aslında kapalı kapılar arkasında nasıl bir plan içinde olduklarını da gösteriyor. Özellikle 2,5 milyonluk Türk pasaportlu vatandaşlarımızı ilgilendiren bu oyun, aşamalı olarak bütün Müslüman Türklerin üzerinde oynanmak isteniyor. Bir taraftan istihbaratın bizzat yönettiği cami ve dernek saldırıları diğer yandan devlet/medya ikilisinin baskıcı tutumları önümüzdeki süreçte artarak devam edecek. Çünkü bu baskılar sayesinde oluşabilecek yasadışı gösteri ve taşkınlıklar devletin elini güçlendirecektir.Şu an ellerinde olayları kaşımaktan başka hiçbir kartları yok. Bu anlamda yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın da hiçbir ye’se kapılmadan oldukça dikkatli ve sakin olmaları gerekiyor. Aksi halde kitlesel sınır dışı olayları yaşanabilir.
Şimdiler de Avrupa parlamentolarında İslamofobi yalanının altında üst üste yasa teklifleri hazırlanıyor. Fakatistedikleri kadar yasa çıkarıp karar alsınlar ne yapsalar göklerden gelen kararın önünde diz çökecekler!..