• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş
TÜM YAZILARI

Bu işin vebali ağır olacak

16 Nisan 2021


Av. Yaşar Baş İletişim: [email protected]

İnsanlar ölürken, hâlâ sorumluluklarının farkına varmayan ve açık fıkhi hükümlere rağmen salgın hastalık yokmuş gibi davrananların ahirette ağır bir hesapla yüzleşeceğinden eminim.

Bu işin şakasının olmadığını öğrendiklerinde inşallah çok geç olmaz.

Salgın hastalık tarihte ilk kez olmuyor. Henüz tünelin ucundaki ışık net olarak görülmemiş olsa da, her salgın hastalık gibi bu salgının da bir sonu muhakkak olacak.

İnsanlığın kibrini yerin dibine batıran büyük imtihan ile hepimiz imtihan oluyoruz.

İlahi hikmete ve dinin emri neyse hiç bir itirazda bulunmadan boyun eğenlerin galip geleceği bir imtihan bu.

Günlük vaka sayıları altmış binler civarında. Dolayısıyla ilave tedbirler gündeme geliyor ve gelmesi gerekir.

Kamu otoritesinin tedbirlerine uymak herkes için bir görev. Her şey normale döndüğünde, kimin ne yaptığını oturup konuşacağız ve kişisel yorumlarımızı da yapacağız elbette. 

Ancak nerdeyse yarım milyonu bulan belki de tespit edilmeyenlerle birlikte milyonları bulan büyük bir salgın dönemini kaosa dönüştürmeden yönetme sorumluluğu altındaki hükümetin işlerini zorlaştırmanın vebalinin altını çizmek lazım.

Gerek İslam Hukuku gerekse de modern hukukta  kamu otoritesinin bireysel özgürlük alanına müdahalesi için kabul edilen iki temel kriterden biri kamu düzeninin korunması, diğeri genel sağlığın korunması amacıdır.

Genel sağlığın korunması ihtiyacı doğduğunda, hukuk düzeninin rutin işleyişi yetersiz kalıyorsa, kamu otoritesinin ilave tedbirler alması zorunluluk, vatandaşlar açısından da bu tedbirlere uymak bir yükümlülüktür.

Hiç kimse hikaye anlatmasın. Dayanaksız küresel komplo teorilerinin hiçbir tanesi bir tek kişinin hayatından daha değerli değil. Hiç kimse salgın hastalık konusunda kamu otoritesinin aldığı tedbirleri işlevsiz hale getirecek şekilde davranma özgürlüğüne sahip değil.

Bu ülkede Sağlık Bakanlığı aşılamanın en temel öncelik olduğunu söylüyor. Ancak aşı sırası geldiği halde aşı olmayanların oranı nerdeyse dörtte bir. Devletin buna izin vermesi de yanlış. Tıbbi müdahaleyi reddetme hakkı temel bir hak. Örneğin kanser olan biri tedavi olmayı reddedebilir. Ancak salgın hastalık tedbirlerine uymanın böyle bir özgürlük içinde değerlendirilmesi kesinlikle doğru değil. Çünkü salgın hastalık bulaşan biri sadece kendini değil bütün insanlığı tehlikeye atıyor. Hiç kimsenin böyle bir özgürlüğü olamaz.

Özellikle de salgın hastalık tedbirlerine uyumu zedeleyen her türlü davranış kesinlikle özgürlük alanının içinde olamaz.

Tıbbi konularda görüş açıklamanın da bir yolu, yordamı ve yöntemi var. Öyle hiç kimse sağdan soldan duyduklarıyla insan hayatını tehlikeye atma hakkına sahip değil.

Bir görüşü varsa, bu görüşünü paylaşacağı uzman kurumlar var. Bu uzman kurumlarda görev yapanların tamamı bilgi, birikim, duyarlılık konusunda yeterli düzeyde. Google da tıp konularına bakıp da ahkam kesmeye hiç kimsenin hakkı yok.

Özellikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Bu ülkede sağlık personeli olarak görev yapanların bir kısmının da, şu salgının orta yerinde salgını yönetmekle görevli istişari ve idari birimlerin kararlarını reddettiklerini görüyoruz.

Eğer Sağlık Bakanlığı aşılama da dahil olmak üzere salgın hastalık tedbirlerine uyum konusunda aldığı kararları kendi personeline bile anlatamamışsa ve uygulatmıyorsa yanmışız demektir. Ki ben Sağlık Bakanlığının salgın yönetimi ve kararların bilimsel dayanağını oluşturma konusunda çok doğru bir yol izlediğini düşünüyorum.

Kalıyor ikinci ihtimal. Bir grup sağlık çalışanı bilerek ve isteyerek, salgını yöneten ve kendilerinin de üstü olan sağlık otoritesinin kararına uymayı reddediyor demek ki. 

Devlet Memurları Kanunu’nun 11. Maddesi çok açık. Bir kamu görevlisi üstleri tarafından alınan kararların doğru olmadığını düşünüyorsa, itirazlarını üstlerine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Sağlık otoritesinin aldığı kararlara yazılı olarak itiraz etmezse kesinlikle uymak ve uygulamak zorundadır.

Memurun pasif direniş hakkı asla yoktur. Sağlık Bakanlığı, aldığı kararlara karşı pasif direniş gösteren sağlık personeli ile bu kaosu yönetemez.

Benim karar alma konusunda en küçük yetkim olsa yapacağım ilk şey şu olur. Salgın hastalık tedbirlerine uymayan sağlık personelinin itiraz nedenlerini sorarım. Yapılan itirazları bilimsel ve etik kurullarda inceleyip, sonucunu itiraz edenlere bildirip, gereğinin yapılmasını isterdim.

Somut bir itirazı olmadığı veya itirazı yetkili bilimsel ve etik kurullarda uygun görülmediği halde pasif direniş ile insanların kafasını karıştırmaya devam eden sağlık personeli ile de hiç vakit kaybetmeden yollarımı ayırır, bir daha da bu kişilerin sağlık alanında özel girişim de dahil hiçbir şekilde çalışmalarına izin vermezdim. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Süleyman Sırrı Dinçer

Kaleminize sağlık Yaşar bay kardeşim.Durum ciddi ihanetler ise diz boyu. çoğu kripto.Allah(cc) yardımcımız olsun.Sağlıklı günler.Herkesin Ramazanı mübarek olsun.
  • Yanıtla

Mehmet Er

Değerli yazar...Dilipak ile çelişiyorsunuz..Sizler aynını gazete de, aynı kanaate varamazken, birilerinin aynı kanaatte olmasını beklemeniz akla ziyan gerçekten...Vallahi ne yapacağımızı, kime inanacağımızı şaşırdık..Çıldırmaya az kaldı doktorumuz nerde?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23