• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI
16 Kasım 2020

Arkadaşım Sadık…

Son günlerin alevli olduğu kadar toplumu aniden şaşkınlığa gark eden gündemini oluşturan Berat Albayrak’ın alışılmamış tarzda görevini bırakması üzerine, babası Sadık Albayrak ile birlikte haklarında yerli yersiz yakıştırmalar yapıldı..

“Hazine tam takır hale getirildikten sonra, baba oğul Albayrak’lar, göç edecekleri İngiltere’de ev araştırmasına başladılar” gibi, “Saygısızca” sıfatı, yanında çok hafif kalan ahlaksızcasına algılı iftiralar.. 

Basın ve üniversite alanında ömür tüketip istirahata çekilen dostları için sevenleri, hazırladıkları fikri hediyelerini kitap haline getirip, adına tertip edilen kutlama gecesinde kendilerine takdim ederler.

Sadık Albayrak da, böylesi “Altın Armağana” layık bir arkadaşımız. Çamsakızı kabilinden bu armağana katkımız, “Arkadaşım Sadık” başlığıyla yine kendisi olmuştu..  

Sadık’ın onur ve şerefiyle hak ettiği armağanına sevgi ve saygı duyarak verdiğim katkı, “Arkadaşım Sadık” olmuştu..

Muhalefetin bu siyasi ve beşeri ahlaksızlığını protesto amacıyla bir de burada, köşemde umumun bilgisine sunuyorum.. (yerimiz itibariyle biraz kısaltarak)

Gazeteler çantadan yetişme gazeteciler tarafından hazırlanır ve muhtevası da yine bunlar tarafından donatılırdı. Müslümanlığı kırkıma yaklaştığım sıralarda kitaplardan öğrendiğimden, merak saikasıyla yeni kurulan Milli Gazete’ye gidip gelmeye başladım..

Gazetenin gençleriyle arkadaşlığı ilerlettikten sonra, “haydi sana da bir köşe verelim artık” dediklerinde, tabii muziplik olsun diye. Biz de ciddi ciddi hoşlandık ve de kabullendik. Acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenirmiş. Af buyurulsun, bunun üzerine yazdık çizdik, karalayıp çöpe attık. Sonuçta, berber çırağı gibi yavaştan yavaşa çocuk tıraşına doğru elimiz gibi kafamız da alışmaya başladı..

Birkaç sene sonra, bizi işe yarar gördüklerinden olacak, bir köşe ayırıp kalemi de elimize tutuşturdular. Beş altı yıl “sağduyu” köşesinde çıraklık dönemimizi yaşadık. Bu arada emeklilik sonrasında zaten musahhihlik masasında sivil elbiseyle çalışmaya da başlamıştık.

Sadık Albayrak’ı orada tanıdım. Amerikalı üç Müslümanın ortaklaşa bir eseri elimde, onu tercümeye çalışıyordum. Geldiğinde sohbete dalar kitaptan bazı pasajları kendisine aktarırdım. Hatta bitirdikten sonra kendisine vermeye niyetlenmiştim de..

Zaman ilerledi. Bir Kurban Bayramı, altımda spor yaptığım günlerden kalma yarış bisikletim, birilerinin arkamdan hızla tamponlaması üzerine gözlerimi açtığımda kafama geçirilen bir çuval içinde Cerrahpaşa Acilde buldum, kendimi. Orangutan’a dönmüş suratımla on beş gün sonra çenelerim iki ay sonra açılmak üzere kelepçelenerek taburcu edilmiştim. O günlerde İl Başkanlığını yapmakta olan Tayyip Erdoğan’a minnettarlığım da çok büyüktür. Politik efradıyla birlikte gelmişlerdi geçmiş olsun’a.

Bu sıralarda Sadık Albayrak, gazetenin Topkapı dönemindeki bir yazısından ötürü içeriye alınmıştı. Niye alındısıyla hiç ilgilenmedim. Daha sonraları Akit Gazetesinde kendi yazdığım bir yazı dolayısıyla “12 Eylül generallerinden Koman’a hakaret teşkil edecek bir ibare bulunmamasına rağmen, “Akit gazetesinde yazıyor olmasının”, General Koman’a hakaret edeceği rahatlıkla düşündürebilir” kanaatiyle, mahkûmiyetime hükmedildiğinde, daha iyi anladım ki, 

Sadık’ın suçu ne imiş, ne değilmiş diyerek gerçekten kafa yormaya gerek yok imiş!..

Arkadaşım Sadık’ı görmek, hal hatır sormak amacıyla sık aralıklarla Silivri’ye gidilirdi. Bir seferinde Mehmet Avcı ile gitmeye niyetlendik. Gazetenin sahibi pozisyonunda görünen emekli vali bey izin vermemişti. Biz de cızlamı çekip gittik. 

Durduğu yerde duramaz, Şam şeytanı gibi zevkten ve sevinçten hoplayıp zıplayan şen şakrak bir Sadık ile karşılaştık. Sanki hiç umursamamıştı zindanı ve mahkumiyeti..

Hapishanesonrasında Arkadaşım Sadık ile pek karşılaşamadık. O, üst katların merdiven boşluklarında bekleşenleri hayretle ve esefle temaşa ederken, yürek yanıklığıyla kalemi de elinden bıraktı....

Ellinci Altın Yılını da tamamlamıştı. Ne mutluluk!.

Bize gelince, kıymetli dostum Metin Hasırcı’nın çırak çıkardığı tarzda külhan havasıyla boşalmış kaldırımları doldurmaya devam eyledik..

Sadık arkadaşım, doğuştan Müslüman bir kişi idi. İrsi ve içtimai çevresinin kendisine sahip çıkmasıyla doğarken Allah’ın ikramı olan Müslümanlığını koruyabilme şansına sahip oldu..

Bizim çevremiz, sosyal ve siyasi rejimin baskısı, okullarda, eğitimde din, tarih ve manevi değerleriyle birlikte geçmişimizi, sultanlık üzerinden “Biz gidelim, istim sonradan gelsin” iftirasıyla hakir görenlerin yasakçı politikaları, bizim neslimizi özümüzden koparmıştı..

Siyasi yapıya cebren kulluk yarışına zorlandığımızdan, özümüzden kopartılarak hayvani insiyaklarımızın güdümünde bir köle kimliğine büründük..

Doğuştan kulluğumuza rücu edişimizde ise, bidayette kendileriyle bizzat tanışıklığımızın bulunmadığı Sadık Albayrak ile diğer SADIK’ların ağırlıklı hak ve emeklerinin önem ve büyüklüğünü bu vesile ile ifade etmeyi kendime bir borç bilirim.

“Atila’cığım!” diyerek boynuma sarılışını hissedip, duyar gibiyim, “Sadık’çığımın..

Allah’ın rahmeti üzerine yağsın.  

Uzun yıllar sahife dostluğu yaşadık.

Ahmet Kekeç. Var ise, hakkım Helal Olsun.. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vatandaşın

Böyle sadık arkadaşları yok olamazdaaaa ne kaaaa şanslı arkadaşlıklar... biz sıradan ölümlüler kıskançmıyız???
  • Yanıtla

komik yaa,

"Acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenirmiş" milligazete gavureşşee mi oluyor âbi bu arada; heh, heh, hee..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23