Tek ve En Acil Gündemimiz…
Pazar günü gerçekleşen ve o günden beri tüm haber bültenlerini ve internet medyasını işgal eden ünlü sunucu cinayetini duymayanınız yoktur.
Köşe yazılarında, sürmanşetlerde ağırlıklı olarak konuşulan konu bu.
Bizimse magazine verdiğimiz cevap şu: Umurumuzda değil!
“Bu bir magazin değil cinayet haberi” mi diyorsunuz?
Bu da umurumuzda değil.
Bu, kesinlikle bir insanın ölümünü hafife almak olarak anlaşılmamalı.
Daha çok o insanın ölümünden neden haberdar olmamız gerektiğini bir türlü anlayamamak! şeklinde algılanmalı.
Türkiye’nin herhangi bir yerinde, herhangi bir kişinin, herhangi bir kişiyi öldürmesi aslında, magazin de değil, haber de…
Bunu söylemek günümüz medyasına kepenkleri kapat demek anlamına geliyor ama olsun, bu böyle.
Olayın içeriği ne kadar acımasız olursa olsun bu “haber”den haberdar olmanın hayatımıza katacağı olumlu hiçbir şey yok. Ancak olumsuz yığınla şey var. Ne “bu”, ne de bu tip haberler esasında bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Tecavüz haberleri bizi ilgilendirmiyor.
Soygun haberleri bizi ilgilendirmiyor.
Kaza haberleri bizi ilgilendirmiyor.
Cinayet, katliam haberleri bizi ilgilendirmiyor.
Hayatımızın, zamanımızın, ruh sağlımızın bizim gözümüzde hala bir önemi varsa bu haberlere kesinlikle kulak tıkanmalı.
Başkalarının gündemleriyle sevinip, üzülen insanlar olamayız, olmamalıyız.
Başkalarının hayatlarını yaşayamayız.
Çünkü başkalarının hayatlarından daha çok bizi ilgilendiren bir şeye sahibiz.
Hayatımız… O bizim tek ve en acil gündemimiz.
Ensest
Ünlü bir sunucunun yeğeniyle yaşadığı iddia edilen ilişkiye dair haberleri duymayanınız yoktur herhalde. Olay toplumda büyük bir reaksiyona yol açtı.
Tartışmalarda iki görüş ön plana çıktı.
Kimileri ünlü bir kişinin bu tip bir ayıbı nasıl işlediğini sorguladı.
Kimileri ise aile içinde cereyan eden uygunsuz aşkın kabul edilemez olduğunu…
Olanları ünlü bir kişiliğe yakıştıramayanlar ünlülerin bulundukları yere aile terbiyeleri, ahlakları sayesinde geldiklerini sanıyor olmalılar. Kutluyoruz…
Aile içinde yaşanan yasak aşk vakasını mide bulandırıcı bulan geniş kesimlere ise sormak lazım.
Mesela aynı temanın farklı bir versiyonu olan Aşk’ı Memnu bir Madagaskar yapımı mıydı acaba?
O dizinin aile içinde yasak aşk yaşayan oyuncularını göklere çıkaran, kahramanlaştıran Patagonyalılar mıydı?
O dizi, tıpkı diğer benzeri sapkınlıklar gibi ülkemiz insanı tarafından desteklenmedi mi?
Geniş kesimlerin bu habere tepkisi dürüstlükten oldukça uzak.
Bir ahlaksızlığı televizyonda hoş görüp, gerçekte kınamak tutarlılıkla bağdaşmıyor.
Sanat güneşi Zeki Müren, Divası Bülent Ersoy, Mega Starı Tarkan olan bir toplumun “sunucusu “da, “dizisi” de başka türlü olacak değil ya…







