--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şehirde Gettoya Yer Yok

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
13

“Bu Toz Topraktan Ne Çıkabilir?” adlı yazısının “anlamlı bir sessizlik ile” karşılandığını söyledi Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan.  Aynı bağlamda kaleme aldığı sonraki “İmkansız Pozisyon: Yeni Bir Erdemliler Topluluğu” yazısının da farklı bir etki uyandırdığını zannetmiyorum.

Ne anlatıyordu Kılıçarslan bu yazılarda ve neden sessizlikle karşılandı?

Yazar, insanları din adına linç etmeyi bir spor haline getirmiş, çatışmadan beslenen,“like” düşkünü “hocalar” eliyle bir “toz toprak İslam’ı” üretildiğini söylüyordu. Bu kişilerin “biraz makuliyet” diyen insanların seslerini “şirretlikleriyle” kestiklerinden bahsediyordu.

Son olarak da, “Asil olanın asaletinden susmasının sırası değil. Türkiye’deki din dilini “toz toprak islam’ı”nın temsilcileri olan bu “köylülere”, bu bedevilere teslim edersek tarihe ve coğrafyamıza hesap vermemiz çok güçleşir” diyordu.  

****

Bence bunlar son derece haklı ve önemli tespitler. Son birkaç yazıda bu köşeden anlatmaya çalıştığımız şeylerle Kılıçarslan’ınkiler arasında paralellikler var.

Tabii hepsinden önce köylülükten ne kastedildiğini konuşmak da gerekebilir. Mesela İbn Haldun Mukaddime’de Bedeviliği yani köylülüğü, hardariliğin yani medeni/şehirli olmanın zıttı olarak tasvir eder. Buradan bakarak köylülük ile şehirliliğin arasında gerilime dayalı bir ilişki olduğu söylenebilir.

Çünkü köylülük bir yanıyla bilgisizlik, katılık, tutuculuk gibi değerlerle temayüz eder. Köylü genellikle ehliyet-liyakata göre değil, hısım-akrabacılığa göre karar alır. Dar bir muhitte yetiştiği için o muhitin değerlerini “mutlak” kabul eder ve diğer değerlere kapılarını kapatır. Atalarından gördüğü hayat üslubunun dışına çıkılması onda büyük endişe meydana getirdiği için bundan daima kaçınır. Köyün dar sınırları köylünün zihnini bloke etmiştir. Yıllarca köyünden dışarı adım atmayan köylüler vardır. Bu anlamda köylülüğün “kapalı bir toplum” yapısını ifade ettiğini söyleyebiliriz.

Bu kapalı toplumun bugün büyükşehirler de bile iftiharla yaşanmaya, yaşatılmaya çalışıldığını görmek hiç şaşırtıcı değil. Koca şehirde çay içmek için köy derneğinden başka bir yere adım atmayan, sohbet için sadece köylüsünü tercih eden, ötekinden ısrarla uzak duran bir sosyoloji mevcut. Bunlar köyü, düşünce ve değerleriyle şehirde yaşatmaya çalışan hayalperestlerdir aslında. Aynı kitle, televizyonu açtığında da, “ötekinin” kirli çamaşırlarının ortaya saçılarak düşmanlaştırıldığı ve köylünün dar dünya görüşünün haklılaştırıldığı Müge Anlı tarzı programları izleyerek rahatlar. Bu sosyoloji kendini hayatın olağan akışından, gerçeklerinden, farklılıklarından titizlikle kaçarak koruyabilir ancak.

Bir belediye başkanından görev yaptığı bölgedeki dağ köylerinin ilginç bir özelliğini dinlemiştim. Her köyün yalnızca kendi köyündeki evliyaya değer verdiğinden bahsetmişti başkan. Kabileci anlayışı yıkmak için gelmiş bir din konusunda bile, saf kabileci anlayışla hareket ederek başkalarının değerlerine gözlerini kapamak negatif köylülüğün en keskin örneklerinden biri olsa gerek.

Köylülük, ekin, hasat gibi olgular nedeniyle mevsimsel döngülere hizalandığı için

farklı olanla, değişimle teması yok denecek kadar azdır. Onun hayatı bu kendini tekrar eden döngü tarafından belirlenir.

Klasik dönem Osmanlı ilerlemesinin sınırlarını bile bu döngü belirlemiştir dersek abartmış olmayız. Mesela Mohaç Seferi harekatı 23 Nisan 1526’da başladı. 13 Kasım 1526’da sona erdi. Genelde Osmanlı seferleri bu takvim aralığında yapılmıştır çünkü toprağa bağlı askerin bir şekilde bağına, tarlasına dönmesi gerekmektedir.  

Köylülük, din dili derken nasıl Osmanlı’ya geldik diyebilirsiniz. Aslında konular birbiriyle ilintisiz değil.

Sanayi oluştuğunda ve ordular sanayinin meydana getirdiği araç ve gereçlere dayandığında savaşların da takvimleri değişmeye başladı. Sanayi köy yaşamının zıttıydı ve köyün dışına, şehre ait bir olguydu. 

****

Bugünkü popüler “din dili”, sosyolojik bir saptama olarak köylülüğün/bedeviliğin bazı özellikleriyle tebarüz ediyor. İletişim kurmak istemiyor o dil. Anlamaya yanaşmıyor. Suretlere takılıp kalıyor. Ruhu örseliyor. Hatta, Kılıçarslan’ ın dediği üzere, kendi tarlasını büyütmek ister gibi kendi “dini alanını” genişletmek için düşman imal ediyor. “Din” böylesi bir tavır ve çocuksu zihin nedeniyle bir tartışma, kapışma “nesnesine” dönüşüyor ne yazık ki! 

Bu yüzden bu “toz toprak İslam’ı” kendine, kendi yabanıllığından bir getto örüyor ve inananları o gettoya çağırıyor.

Halbuki İslam medeni/şehirli bir din. Köylünün diğer köylüleri bile düşman belleyen yaklaşımına karşılık Hz. Peygamberin Medine’de Yahudi ve Hristiyanlarla haklar ve sorumluluklara dayalı bir sözleşme etrafında bir araya geldiğini görüyoruz. Bu dinin en büyük kafalarından İmam-ı Azam bir tüccardı. Her türden insanla iletişim kuran, temas eden, alışveriş yapan; şehrin, yani hayatın göbeğinde yaşayan bir profildi. Dahası bu din uzak coğrafyalara, dürüst, görgülü, şehirli, bilgili, nazik, temiz, saygılı, toleranslı tüccarlar eliyle yayıldı. 

Aynı din bugün köylülükten kurtulamamış, köylü kurnazı bazı insanların, takipçi devşirdikleri, kariyer basamağı olarak kullandıkları bir yapı haline geliyor. Bu din dili, hepsi de şehirli olan; İsmail Dede Efendi, Buhurizade Mustafa Itri, Zekai Dede Efendi, Hüseyin Fahreddin Dede, Çalakzade şeyh Mustafa, EyyübiMehmed Bey benzeri dini musikinin büyük temsilcilerinin içinden yetiştiği geleneğe bile yüzünü ekşiterek bakabiliyor. Çünkü bunlar, gettonun neşesiz alışkanlıklarına pek uygun olmayan şehirli bir estetiğin tezahürleri...

Köylülükten teşekkül eden “din dili” hayatı dondurmaya, zamanın ruhunu görmezden gelmeye, insanları köyün döngüsel monotonluğuyla yetinmeye çağırıyor çocuksu bir zihinle. Bu çağrı hayatın olağan akışına uygun değil. Bu nedenle köylülük sürdürülebilir değil. Çünkü her çocuk büyümek, bir tür şehirlilik olan yetişkinliğe evrilmek zorunda.  

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bütün şehirler bi köyden doğdu:)

13 Ocak 2023 09:04

Hz. Ademden oğullarından başlayarak.. Bütün Peygamberler, saf ademoğlu ziraatçi-çoban idi.. toprak insanı idi.. toprakla-köyle-kırsalla içiçe idi.. küçük esnaf-zanaatkar idi.. Topraktan geldik toprağa dönecez.. çarpık-şirazesi kaymış büyük şehirler-beton ve formalite yığınları gayri insani olduğu gibi gayri İslamidirler.. fıtrata aykırıdır.. buralardan harbi-hasbi-fıtri insan ve müslüman çık(a)maz.. Beton yığınları kalpleri-ruhları da betonlaştırır.. (Peygamberler ve varisleri şehirden(!)-kalabalıklatdan kaçıp bi nevi mecburi İNZİVAya çekilmiştir..) Peygamberler ve varisleri gibi putkıran-putdeviren, milad sayılan saf-halis-katışıksız müminler toptaktan-kırdan-kırsaldan-köyden çıkar.. o günün Mekke-Medinesi de esasen büyükçe bi köydü.. toprağa yakın olan Allaha da yakındır.. vesselam. Tüm "şehirli" formalitelerden, kırtasiyecilikten sıyrılıp.. Dağ başında.. bi agacın üstünde.. yıldızların altında dua edip.. hiçliğin-kimsesizliğin ortasında çıplak alnınızla çıplak toprağa secde edince anlarsınız.. Allahın varlığı-birliği neymiş.. Allah gerçekten de insan eliyle icat edilmiş bizim büyük-aşılmaz-vazgeçilmez-tartışılmaz-tartışılması teklif dahi edilemez sandığımız HER şeyden büyük olduğunu.. Hulasa; iyi bi şehirli Kuranı yüzünden-mealinden en fazla iyi bi tefsirinden okuyabilir en iyi ihtimalle.. Kainat kitabını ezbere okuyabilen iyi bi köylünün Peygamber-evliya olması sıradan bi olaydır tarih boyunca..:) Bütün şehirliler, köylü bi Peygamberin ümmetidir sadece.. Hristiyan-Yahudiler dahil.. Selam ve dua..

Şehirliler Köyü Sakinleri!

13 Ocak 2023 08:38

"Şehirliler köyünde" yaşayanlar sadece kendi evliyalarını(!) bilir-tanır-severlermiş..!

Ne farkı var?!

13 Ocak 2023 08:35

Sadece kendi köyünün evliyasını bilen yücelten kafa ile sadece "şehirli/medeni" evliyaları(!) bilen-yücelten kafa arasında ne fark var:)

Vatandaş

10 Ocak 2023 14:20

Köylünün şehirleşmesi köyden şehre göç ile olmamalı. Köylü, şehirde eğitim alıp, bir süre çalışıp, oradaki yaşamı eğrisi ve doğrusu ile tanıyıp, köyü için gelişip büyümeli.  

Ali yasar

10 Ocak 2023 13:12

Sayın yazar ..Dindar biri degilim ama İslamcı yazarları okurum bir umut ,içlerinde değişmeyen tek şey değişimdir diyen varmı diye..varmış kilickayayi takip ederdim sizide tebliğde alternatif yazınızda müthiş buldum bu yazınizda harikaydı..Muhafazak kesimi uzaktan izleyen kesimlerin net olarak gordugu eksik leri dillendirmeniz çok önemli başarılar dilerim..Siyasete hiç girmeyin kirlidir..bazen içinizden isyan edersinizde yazmamaniz gerekirya..???? Böyle yazılar daha çok olsun inanın deizm salginini sizin gibi İslami entellektueller engeller ancak..(Kenan ALPAY niye yazmiyor bilgi verirseniz sevinirim o da solcuların radarindaki güzel insanlardan)

yahya murat

10 Ocak 2023 12:30

Evet, hiç bir medeniyet köyden doğmadı. Tabii şehirli olmak veya köylü olmak fiziki bir mekan mıdır, zihinsel devran mıdır? Bu ayrıca tartışılır. Tarihi gerçekler bize, islam ile şehirleşen atalarımız yüksek bir medeniyet kurarak baskın kültürlerden kendilerini bu şekilde kurtardığı ve milliyetlerini de koruyabildiği kanaatindeyim.

Evet bütün şehirler bi köyden doğdu..

13 Ocak 2023 08:42

Bütün Peygamberler ziraatçi-çoban idi.. toprakla-köyle-kırsalla içiçe idi..

ali sağırtaşı

10 Ocak 2023 12:01

Sayın yazarın bu konuyu ele alırken ekranların kirli çamaşır programlarından örnek vermesini anlamlı bulsamda çabucak geçiştirmiş olması garibime gitti ha birisi çıkıp derse ki yazarımız zaten Yeni Şafak yazarının oluşturmaya çalıştığı gündemine katkı sunmuş konuyu asıl İşleyen Yeni Şafak yazarının o programla ilgili bilinen herhangi bir karşı çıkışının bir rezervinin olduğunu duydun mu asıl konuyu işleyenin çizdiği çerçeveyi çok zorlamamak için bunu kısa geçmir olabilir derse anlaşıldı derim bir tuhaflık da yine kültürel iktidar konusuna bağlanırken kültürel iktidarın meyveleri ne zaman alınacak sorusu sanki hep sıcak oysa Belki de bu rezil kirli çamaşır programlarının hiçbir baskı olmadan kendiliğinden reytinginin düşmesine sebep olan evlilik programları AK Parti iktidarının bir meyvesiydi fakat 40 tane kusur bulduk alttan baktık üstten baktık 40 kusur daha bulduk sonra da geçmiş olsun

TERKEDİLENLER

10 Ocak 2023 11:36

KÖYLÜLÜĞÜN ŞEHİRLİLİĞE EVRİLMESİNİ SAVUNAN YAZARA(A.OSMAN AYDIN) HATIRLATALIM. TOHUM KÖYDEN ATILMIŞTIR VE NÜVE ODUR.ONU ŞEHİRLİLEŞTİRMEK AKP NİN MİLLİ GÖRÜŞÜ TERK ETMESİYLE BENZERLİK TAŞIR.BELKİ BAŞARI KISA SÜRELİ(İKTİDAR)GELİR AMA;ARKADA KALANLAR(NÜVE)TERKEDİLENLER;(KULLANILIP ATILANLAR)TERKEDENLERİ ASLA UNUTMAZLAR.

Hayta

10 Ocak 2023 11:24

Hoca sende biraz abartmışsin..köylü diğer köylü ile kavga ediyor yada dar çerçevede ise şehirde yaşayan artisi neki onlarda komşu ile kavga ediyor .. şehirde yaşayan iki bina iki araba fazla görüyor ... köylüden kentliden değil milletten kaynaklanan birseydir...Ortadoğu ulkeleri yada kolambiya gibi yerlerde şehirli köylü ayrımı yoktur ...ben bir ilçedeyim şehirden gelip yerlesen ile bir güzel matrak gecilse inanın çoğu şeyi bilmiyor şehirden gelen

Uğur

10 Ocak 2023 06:50

Köylülük Bedevilik değildir. Bedevilik göçerliktir. Köylüler de şehirliler gibi yerleşik medeni ahalidir, sadece onların bazıları hariç ki onlar merkeze uzak "derin kırsal"da yaşarlar ve gerçekten göçerler gibi kabalık eğilimindedirler. Daha temel kavramları bilmeden analiz yapmaya kalkan İsmail'e uyup kendinizi onun yarım-entelektüel durumuna indirmeyin lütfen.

ugursuza

11 Ocak 2023 22:34

Seriat bir turlu gelmiyor nedense ?

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle