--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Perdenin Ardındaki Gerçek

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
10

Adı şimdiden Auschwitz gibi insanlık tarihinin en karanlık sayfalarına yazılan hastane katliamı ile İsrail, kamuoyu desteğini büyük ölçüde yitirdi. 

            Dezenformasyon narkozu etkisini yitiriyor ve Amerika'da, Fransa'da, İngiltere’de hatta İsrail'de bile insanlar Filistin’deki insanlık dramı için meydanları dolduruyorlar. Hem de söz konusu devletlerin Filistin’e destek olabilecek gösteri ve yürüyüşleri yasaklamasına, durdurmaya çalışmasına rağmen.

            Anlaşılıyor ki dini, dili, ırkı ne olursa olsun, bir kısmı hariç, sıradan insanlar barbarca politikalar hakkında benzer şeyler düşünüyorlar.

            Meydanları dolduran insanlar çocukların üzerine bomba atılmasını,  okul, hastane, pazar yeri gibi sivil mekanların vurulmasını lanetliyorlar. Toplumlar sivil ölümlerinin durdurulması konusunda hemfikir gibiler.  

Mesela Amerikalı Yahudilerden oluşan bir gurup, Washington DC’de, kongre binasında oturma eylemi yaptılar geçen hafta. Tezahüratlarla kongre üyelerinden “ateşkes” talep ettiler.  Kongrenin ateşkesi sağlamasını istiyorlardı. Fakat olmadı. Aksine kongreden İsrail terörünün tartışmasız bir şekilde desteklenmesi kararı çıktı.  

    Bence meselenin önemli yanı da bu!

    Bu noktada tuhaf bir şekilde halklar ile devletler birbirine zıt iki davranış sergiliyorlar. 

    Dünyanın her yerinde halklar kanın durmasını, canice saldırıların sona ermesini istiyor.  Fakat bu pratikte bir anlam ifade ediyor mu?

Hayır!  

Halklar neyi ne kadar isterlerse istesinler, savaşa da barışa da siyasiler karar veriyor. Bu bana çok çarpıcı geliyor.

Dışarıdan bakıldığında pırıl pırıl demokrasiler, gıcır gıcır seçimler görüyoruz. Kampanyalar yapılıyor, insanlar oy kullanıyor, oylar sayılıyor, şu ya da bu parti iktidara geliyor, insanlar sevinçten sokaklara dökülüyor… Biz de bu döngüye bakarak, halk olarak kendi kendimizi yönettiğimizi düşünüyoruz! 

“Yaşasın cumhuriyet!”

“Yaşasın seçme ve seçilme hakkımız!”

“Demokrasimiz var olsun” diyoruz.

Bizi, egemenliğin halkta olduğuna ikna edecek bütün aksesuarlar, mizansenler, dekorlar en kurnazca yöntemlerle hazırlanmış.  

Dışarıdan baktığınızda bütün bu yapının mihrak noktasını halkların oluşturduğunu düşünüyorsunuz. Çünkü böyle düşünülmesi gerektiği empoze edildi bize. Çağımızın yegâne argümanı bu. “Krallıklar devrildi, artık toplumlar kendi kendilerini yönetiyorlar! Hükümetler halkların taleplerini yerine getiren aparatlardan başka bir şey değiller!” gibi sloganlar ezberletiliyor insanlara.

Fakat gerçeğe, özellikle bu son olaylarda ortaya çıkan tabloya baktığımızda durumun bununla ilgisi olmadığını anlıyoruz. Halkların olup bitenler üzerinde etkisi yok gibi görünüyor.

Siyasiler, hiçbir hukuk ve ahlak kuralını umursamadan istedikleri ülkeyi işgal edebiliyorlar. Şahsi fantezilerinin izin verdiği ölçüde kanlı katliamlara imza atabiliyorlar.

Bunu istemediğinizi göstermek için meydanlara doluştuğunuzda, bu tarz bir protestoyu yasaklayan bir karar alıyorlar. Kendinizi polis tarafından coplanırken buluyorsunuz.

Durun bir dakika! O hükümeti siz seçmemiş miydiniz?!

Onun görevi sizin taleplerinizi yerine getirmek değil miydi?

Siz kimsenin öldürülmesini onaylamıyorken, o nasıl bir işgale, katliama yeltenebilir! 

Uyanmamız gereken bir rüya bu!  Hiçbir şeyi yönetmiyoruz aslında. Aksine yönetiliyoruz! Siyasal yönetimler bizim için değil! Biz onlar içiniz! Onların hedeflerinin paletleri, tekerleri, araçları, kurşunlarıyız. Onlar neyi nasıl yapmamızı istiyorlarsa -hatta bu şey kanuna, mantığa ve ahlaka aykırı olsa bile- istediklerini, söyledikleri gibi yapmak durumundayız.

Devletler tarihte hiç olmadığı kadar güçlü çağımızda. İktidarlar milyonlarca insanı yok edecek silahlara sahipler. Eski kralların mancınıkları, tüfekleri, sahra topları vardı. Şimdiki iktidarların aynı anda on binlerce insanı yok edecek nükleer güçle çalışan kıtalar arası füzeleri var.

Bugün olsa, Fransa'da ihtilal yapmaya kolay kolay kimse cesaret edemezdi.

Halklar olarak tarihte hiç olmadığımız kadar zayıf, çaresiz, tutsak ve savunmasızız.

Son olaylar bunun kanıtı…

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Osman

29 Ekim 2023 20:34

Aynen öyle siz siz olun siyasilerin kölesi olmayın ve hiçbir ideolojiyi savunmayın Çünkü siyasi ideolojilerin biz insanlara hiçbir faydası yok Zira insanlık ne çektiyse ideolojilerden ve siyasetçilerden çekti o yüzden savunduğunuz tek ideoloji insanlık olsun ve ahlaki değerleri savunun barışı savunun onun dışında siyasilere ve siyasetçilere itibar etmeyin Adaşımın dediği gibi demokrasi insan hakları filan hikaye biz halkın onların yanında sinek kadar değerimiz yok acı çeken halklar sefasını süren siyasiler

Basitçe

25 Ekim 2023 07:57

Artık yazarlarımız asıl konuyu görmeli. Hamasın kendini İran'a ve İsrail'e kullandırdığını, iranın açıkça Sünni halkların yok edilmesinde kafirlere yardım ettiğini... Görmeli ve göstermelisiniZ

orhan inan

24 Ekim 2023 21:31

Ne de güzel özetlemişsin.Aynısı ile dediğin gibi.

Süleyman Sırrı Dinçer

24 Ekim 2023 19:02

Kaleminize sağlık Kardeşim . Demokrasi-Seçimler oy vermek -Helsinki insan hakları sözleşmesi vs hepsi illüzyon göz boyama imiş geç de olsa anladık . ALLAH CC MAZLUMLARIN-MÜSLÜMANLARIN -ÇOCUKLARIN HASTALARIN -YAŞLILARIN YARDIMCISI OLSUN.

rafet

24 Ekim 2023 15:29

Asala geçmiş yıllarda konsolos ve büyük elçilerimizi şehit ediyordu. Türkiye AB de tim kurdu ve tek tek asala militanlarını temizledi. Aynen bu şekilde çeşitli Müslüman ülkelerden timler oluşturulup bu keferelerin liderlerini de temizlemek lazım. Eli kolu bağlı kendi ülkelerinin meydanlarına bunların leşlerini atacaksın ki; diğerleri bir daha müslüman ve insan kanı dökmesinler.Sokağa çıkamaz hale gelsinler. Alp dağlarının mağaralarında korku içinde yaşasınlar.bunlar kanun ,nizam ,,kitap ahlak,hak,hukuk dinlemezler.Öldüreceksiniz bu insanlık düşmanlarını dünya pislikten kurtulacak.Nereye gitseler o ülke halkları suratlarına tükürecekler eylem yapacaklar ki dışarı dahi çıkamasınlar.

Perdenin ardindaki asil gercek

24 Ekim 2023 11:26

Dunyasa 2 milyar musluman var ama Islam ulkelerinin basina birer kukla dikmisler 7-8 milyon soysuz dunyayi elinde gecirmis. Sureti haktan gözüken bu satilik kuklalarda katliamlara gık çikaramıyor.

Uğur

24 Ekim 2023 06:57

Ali Osman bey, 1800 yılı civarında sanayi devrimini gasp edip melikleri/hükümdarları (krallar ve sultanları) deviren veya pasifleştiren uluslararası bankerler ve işadamları, nâmıdiğerle uluslararası burjuvazi kendi kitlesel zorbalık ve işkence rejimini kurdu. Kralların zorbalığı sınırlıydı. Çok daha büyük ve kitlesel bir zorbalık olan uluslararası faizci ve vurguncu zengin sınıf egemenliği zaten ancak krallar ve sultanların güçten düşürülmesiyle başladı!

İşte Gerçek

24 Ekim 2023 09:23

Bu 5 satırlık yazında %de 500 gerçeklikler var. Bunlar daha da açılmalı özgürlük, egemenlik, demokrasi adıyla dünya ülkelerinde ne dolaplar çevrildiği bilinmeli. Türkiye 1950 yılına kadar tek adam baskılarından sonra demokrasiye geçiş yapmaya çalıştı ama yazdığın bu gerçekler oldukça dünyada bu işler zor. ABD ve AB ülkelerindeki demokrasi sahtekarlığını görüyoruz.

Uğur

24 Ekim 2023 06:17

İsrail'in katliamlarıyla Auschwitz'in bir alakası yok, çünkü Auschwitz'te insanlar tifüs salgınında öldü, Nazi Alman memurların kendileri de öldü. Gaz odalarında tifüs salgınına sebep olan bitli kıyafetler tütsülenip dezenfekte ediliyordu. Bugün de tifüse karşı aynısı yapılabiliyor.

Gazze/İslam..

24 Ekim 2023 04:55

Dünya da olsun, İslam coğrafyası olsun ya da bu ülke de İsrail'i protesto edenler, edebilenler bir cadı avı cenderesi içinde.. hatta bir cv, profil fişleme sürecine tabi.. Harvard da bir Hristiyan öğrenci ihracı olabilir, Hindistan da bir müslüman öğrenci gözaltı olsun ya da Avrupa da bir Ceo için kariyeri noktalanabilir. Yine bazı ülkelere İsrail'e karşı Filistin/Gazze'ye dair rengini belli ettiği için, cadı avı içinde gelecekte ekonomik yaptırım uygulanabilir. Maalesef, kâfir, zalim ve küffara karşı özgür düşünce, özgürlükte ucuz değil!...

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle