--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kayıt Soygunu ve Toplu Taşıma İçin EDS

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
8

Bir yakınım, çocuğunun nakli için bir okula gittiğinden bahsetti. Okul, bölgenin seçkin okullarından biri. Seçkinliği de, MEB’in yaptırdığı yeni bina, İBB’nin inşa ettiği spor salonu ve  eğitimindeki görece başarısından ileri geliyor. Önce çocuğun not ortalaması soruluyor veliye… 85 deniyor…

Müdür ve Okul Aile birliği başkanı beğenmiyorlar ortalamayı…

Bu da bir taktik tabii… Sonradan anlaşılıyor.

Çünkü onlar ortalamayı düşük bulduğunda isteyecekleri paranın miktarı da artıyor… 

Ne kadar “Bağış” yapacaksınız deniyor veliye…

Dikkat ediniz efendim, veren gönüllü olmasa da paranın adı, “Bağış”.

Okul Aile birliği başkanı hanımefendi doğrudan “15 bin olarak yazıyorum” diyor “Çünkü çocuğun ortalaması yüksek değil!”

Veli bu ücreti kabul etmiyor önce, pazarlığa girişiyor…

5… 8… Derken, “10 bin TL” zikrediliyor en son…

Hemen hemen 5 asgari ücret yani…

İstedikleri ise, 7 asgari ücret hedefini tutturmak...

Bakın burası özel bir okul değil.

Burası vergilerimizle yapılan bir devlet okulu.

Okulun binasını devlet yaptırmış.

Öğretmeninin maaşını devlet veriyor.

Spor salonunu belediye yaptırmış.

Ama idareci, okul aile birliği başkanıyla birlikte, okulun bu şartlarını adeta vitrin gibi kullanarak “bağış” için fiyat yükseltmeye çalışıyor. 

“15 bin” lira hedefini tutturabilmek için…

Bu nedir?

Hiç, “Ama canım, okulun da bir sürü harcaması oluyor” diye bahaneler öne sürmeyelim. 

Bu, bazı işgüzar eğitimcilerin çocukların eğitimi üzerinden velileri sömürmesinden başka bir şey değil.

Çünkü, okul aile birliğinin çalışma prensiplerini düzenleyen yönetmeliğin 15. Maddesinin 2. Fıkrasında; “Birlikler, velileri hiçbir surette bağış yapmaya zorlayamaz, okul kayıt döneminde bağış ve yardım toplayamaz.” deniyor. Ama yönetmeliği takan kim?

Yönetmelikler yasaklasa ve devlet yetkilileri ne kadar aksi yönde açıklamalar yapsalar da bu mesele yıllardır böyle devam ediyor. Devlet konuşuyor fakat idareciler istemeye devam ediyor.

Kimse de bunun önünü alamıyor, ne hikmetse!

Mesela geçen yıl Bakan Selçuk şöyle demişti: “Kayıt sırasında velilerden hiçbir şekilde bağış ve kayıt parası talep edilmesi mümkün değildir.”

Çünkü devlet okulların “yakacak, elektrik, su, temizlik malzemesi, kırtasiye, yolluklar, telefon, internet, TTVPN, menkul mal, gayrimenkul maddi hak alım, bakım onarım ve proje giderlerini” zaten karşılıyor. 

Şimdi bakanlık böyle söylerken okullardan hala “Bağış” adı altında zorla kayıt parası alınmaya devam ediliyorsa vatandaş ne yapacak?

Bakanlık buna bir çözüm üretmeli.  

Tam okul kayıtlarının yapıldığı şu günlerde bakanlığın bu işi ciddi olarak ele alması, denetlemesi ve vatandaşı bu sömürüden kurtarması gerekir. 

Devlet okulları arasında, halkın pekala bildiği ama devletin bilmiyormuş gibi yaptığı, bazı okulları diğerlerinden nitelik olarak ayırıp elitleştiren “gizli kast” sisteminin kaldırılması lazım.

Tüm okulları vasatta birleştirelim, demiyorum.

Kaliteyi tüm okullarda standart hale getirelim bunun yerine. Bunu yapamıyorsak da bari denetimi sıkı yapalım ki bu türden merdiven altı usuller artık tarih olsun.

Yoksa vatandaş daha çok soyulur…

OTOBÜSE VE MİNÜBÜSE DE EDS  

Başımı uzatıp önümde uzanan trafiğe bakıyorum… Aslında tıkanması için hiçbir nedenin olmadığı bir yol, baktığım. Ama tıkanıyor... Trafiğin tıkanmasına neden olacak kaza gibi bir şey arıyorum… Fakat o upuzun trafiğe neden olan şeyin kaza olmadığını anlıyorum az sonra. Bir otobüs kendisi için ayrılan cebe girmek yerine resmen yolun ortasında duruyor.

Neden?

Yolcu indiriyor çünkü şoför bey.

İnenler ağır ağır iniyor…

Binenler ağır ağır biniyor…  

Arkada uzanan araç kuyruğunu, çalan kornaları, vatandaşın daralan zamanını umursayan yok!

Neden?

Çünkü şoförümüz bir yandan araç kullanırken diğer yandan da kulaklıklarını takmış müzik dinliyor. Görmediği gibi duymuyor da…

Baktığını görse, o cebin otobüsün yanaşıp trafiği kapatmaması için yapıldığını da anlayacak. Bunu anlasa, tıkadığı yolda, sıcakta otomobillerinin içinde bekleyen insanların cinnet geçirmeye başladığını, onun yüzünden gidip öfkelerini birilerinden çıkaracaklarını da anlar… Anladığındaysa zincirleme kötülüğe sebep olmamak için belki otobüsü cebe yanaştırır. Ama nerede o düşünce…

Bu tablo İstanbul trafiğinde her gün yaşanıyor. Bu tablodan dolayı da insanlar her gün daha da bezginleşiyor, karamsarlaşıyor.

Birileri şehri bizim için bir cehenneme çevirmek maksadıyla kanun nizam dinlemeden hareket ediyor. Çünkü onları durduracak, yaptıklarının hesabını soracak, “Yanaşmadan yolcu indiremezsin” diyecek bir trafik denetim sistemimiz yok da ondan.

Üstelik sadece otobüs şoförleri yapmıyor bunu. Minibüsler de yapıyor. Hem de sürekli. E zaten, bir yolu en sık kullanan araçlar bu hareketi sık sık yaptıklarında, bir de bu araçlar trafiğin büyük araçlarındansa, o trafiğin akması mümkün olur mu hiç?

Özel araçların yaptığı kural ihlallerini saymıyorum bile…

Kanun, kural dinlemeyen böyle şoförler olduğu sürece yolların niteliğini dilediğiniz kadar yükseltin sayın yetkililer, boşuna…

Bu trafik asla rahatlamaz.

Otobüs duraklarına EDS kamerası koyar ve durağa iyice yanaşmayan otobüsleri tek tek tespit ederek ceza keserseniz…

Ya da, yol kenarlarına koyacağınız EDS’lerle sol şeritte yolcu indiren minibüslerin sahiplerine her gün üçer, beşer ceza gönderirseniz…

Veya sola ya da ikinci şeride park eden araçlara ceza yağdırırsanız başka…

O zaman işte bu trafik terörü bir nebze hafifleyebilir.

O zaman şehir belki biraz daha yaşanabilir bir yer haline gelebilir. 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali Hoca

19 Ağustos 2019 07:37

Okullarda istenen para sorunu , tamamen Milli eğitimin sorumluluğundadır.Eger bir hareket kanunen yasaksa,onu uygulamak o kurumun idarecilerine aittir.Uygulamiyorlarsa kusura bakmasinlar, onlar da suç işlemiş oluyorlar.Bu kadar büyük miktarda paraları veren velilerden kaç tanesi suç duyurusunda bulundu acaba?Ya da nasıl bulup verebiliyorlar?Bu yanlışa maruz kalanlardan tek bir kişi,risk alıp çomak sokmaya kalksaydi bu böyle devam eder miydi? Bahsedilen az para değil, çomak sokmaya değmez mi?

Mine

17 Ağustos 2019 15:25

Yeni bir şey değil ki bu. Kalu-bela dan beri var. Türkiye'nin her yerinde var. Parayı veren okulu da öğretmeni de seçer. Bunu vatandaş da istediği için kimse duzeltemez bence.

canmehmet

17 Ağustos 2019 12:17

Sorunların çözümünde ilk şart samimi olmaktır. Biz de eksik olan budur. Yazılanların hepsi, yetkililerce bilinmektedir. Konuşulduğunda, söze "ama" diye başlarız. Amerikalılar der ki: "Ama" ile başlayan bir konuşmayı dinlemeyin. Özet: Devlet samimi değil, "Baş" samimi olmayınca, "kuyruk" da düz durmaz, sallanır durur.

AH AH

16 Ağustos 2019 16:05

AH AH BİZİM İLK OKUL 1. SINIF KIYAFET İÇİN 60 TL ETMEYEN FORMA İÇİN 160 TL YE ALDIK...

hüseyin

16 Ağustos 2019 14:03

Belediyenin tüm şirketlerine kendisini başkan olarak atayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Aktaş istifa etti Belediyenin tüm şirketlerine kendisini 'başkan' olarak atayan ve şirket başı 'huzur hakkı' alan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın, tepkilerin ardından görevlerinden istifa ettiği öne sürüldü.

Araştırmacı

16 Ağustos 2019 10:57

Adrese dayalı kayıt belası hemen terk edilmeli.

Derviş

16 Ağustos 2019 10:27

Bende 160lirra verdim kayıt yaptırdım.her okulun bağış paraları bankalarda devlet baksın hangi okulu hesabında kaç para var?.sonra müdürü çağırsın nerden geldi bu para desin.müdürü görevden alsın.bütün kayıt parası (bağış)alan müdür aile birliğî üyeleri suç işlemektedir.milli eğitim bakanlığıgöz yummaktadir.seçimde size göstereceğim gününüzü.size oy yok daha.

ihs

16 Ağustos 2019 10:02

Elinize sağlık. Birbirinden önemli iki konuya değinmişsiniz. Ancak ben şahsen iki konuda da düzelme olacağını düşünmüyorum. Zira ülkemizde suçluya hoşgörü adet haline gelmiş.

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle