--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kamu Kurumu mu, Eğlence Şirketi mi?

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın

Eğlence şirketiymiş gibi hareket eden bazı kamu kuruluşlarını geçen hafta yazdık ve sağlı sollu holiganlar tarafından topa tutulduk.

Ekşi sözlük başta olmak üzere diğer cephedekimütecaviz tayfa mal bulmuş mağribi edasıyla yazdıklarımızı mancınık gibi kullanarak iktidarın surlarını yoklamaya çalıştılar.

Hışımla ve yıllanmış öfkeyle, ama nafile…

Türkiye’de politik bakış o kadar baskın ki nesnel değerlendirmenin ne olduğunu sözlüğe bakınca anlayabilen insanlar var. Dolayısıyla durumu garipsemekten çok anlayışla karşıladık.

Kafası daha az karışık ve ruhu daha berraklar için değerlendirmelerimizi sürdüreceğiz. Geri kalanlar yazıyı burada bırakıp daha rahat anlayabilecekleri magazin haberlerine geri dönebilirler.

Kamu, Eğlencenin Neresinde

Yaz dönemi kamu kurumları için halkla daha sık temas kurulan ya da kurulduğu zannedilen bir dönem… Elbette bu konuda da başı belediyeler çekiyor…. Memlekette tezgahtaki her meyveye bir festival düşüyor neredeyse… Festivaller bahanesiyle de non-stop eğlence düzenlemek bir çeşit halka hizmet politikası olarak görülüyor. Ne de olsa “Halka hizmet Hakk’a hizmettir.” düsturuyla hareket ediliyor.

Aynı hafta içinde birbiri ardınca gerçekleşen iki olay çizdiğimiz çerçeveye tam olarak oturuyor.

Birincisi bir üniversiteden. Abant İzzet Baysal Üniversitesi, eğitimdeki kaliteyi artırmak ve bilimsel çalışmaları harlamak(!) için bir Sıla konseri düzenlemeyi planlıyor. Hani şu “Müstehcen” adındaki şarkıda “Bu nedir ya ayıp mı kalmış” diyen solist… Müstakbel bilim insanı öğrenciler bu habere haliyle çok seviniyorlar. Ancak yağmur çamur derken malum konser iptal ediliyor.

İptal üzerine adı geçen laik, modern, Kemalist şarkıcı ne yapıyor dersiniz?

“Bu gençlerin duygularını sömürerek her yıl milyonları kazanıyoruz, bir konserde olmayıversin.” demiyor…

Doğruca soluğu Bolu Asliye Hukuk Mahkemesinde alıyor.

Neden?

Üniversite yönetimini mahkemeye vermek için…

Bir alacak davası açılıyor…

Mahkeme üniversiteyi haksız bularak 48 bin TL’nin yasal faiziyle organizasyon şirketine ödenmesine karar veriyor. 55 bin TL’lik alacaklarına karşılık organizasyon şirketi rektörlüğün resmi makam aracının da bulunduğu dört otomobile haciz koyduruyor.

Gördünüz mü bayanların sekülerleştirilerek kendisine benzetilmeye çalışıldığı hanımefendiyi?

Gördünüz mü röportajlarda insan sevgisi kusan, börtü böcek aşkıyla yanıp yakılan “Bizi buraya sizler getirdiniz.” sahteliğiyle insanlık abidesi kesilen popüler şarkıcıyı?

Bu köşede maskelerini düşürmeye çalıştığımız camianın parlak bir temsilcisi olarak adı geçen kişinin sergilediği tavır, bu insanların göründükleri kişiyle oldukları kişi arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyuyor.

Akşama kadar hümanizm, sosyal adalet, insan hakları satan ve fırsat buldukça hükümeti bu gerekçelerle eleştirerek politika yapan bu sanatçı tayfanın samimiyeti işte bu kadar…

Ne ceplerindeki son parayı söğüşlemek istedikleri gençler umurlarında ne de insanlık…

Tek dikkate aldıkları patron: Para… 

O üniversitede okuyan öğrencilerimizin şahsında tüm gençlerimiz... Sizi sadece “müşteri” olarak gören bu hanımefendiyi artık daha çok dinlersiniz olur mu? Mümkünse  öyle kısık sesle de değil, şöyle sonuna kadar açarak... Gürültü acıyı hafifletir belki…

Bir söz de gençlerin hamisi meşhur üniversitemizin değerli bilim insanlarına.

Başınıza gelenleri hak ettiğinizi söylemeden edemeyeceğim. Araçların haczedilmesi, eğitimi eğlenceyle değiş tokuş etmenizin yanında hafif kalıyor. Yaptığınız, eğitimi eğlence silahıyla ensesinden vurmaktan farksız… İçinizde ukde kalmış organizasyon, işletmecilik gibi ilginç hevesler varsa eğlence dünyasının fırsatlarla dolu dünyası sizleri bekliyor. Tabii ki önce saçma işlerinize kalkan olarak kullandığınız cübbelerinizi çıkarmak şartıyla.

Eğlence konusundaki diğer örnek de Kemer Belediyesinden…       

Kemer Belediyesi Ağustos ayı olağan meclisinde, Belediye Başkanı ile Meclis Üyesi arasında festival gerginliği yaşanıyor.

Uzunca bir festival yapma telaşına düşmüş belediye başkanı kendi festivalini “Biz üç, Finike ve Kaş 7 gün festival yaptı.” diye savunuyor…

Meclis üyesi ise Başkana, “Kiriş Mahallesi’nde oturuyorum. Süpürgeci var ya feryat ediyor. Maaşlar duruyor.” diyerek mali önceliklerini hatırlatıyor. Neden? Çünkü işçi maaşları ödenmemiş…

Tatsız tartışma iyice büyüyor…Oylama sırasında meclis üyesi diğer üyelere “Bu parada 80 milyonun hakkı var. Bu salona ismi verilen Ömer Halisdemir’in hakkı var. Evet diyenler de vebal altındadır ve bu para Ebru Gündeş’e, Bülent Ersoy’a gidiyor. Takdir sizin. Vicdanınızla baş başa bırakıyorum.” diyor.

Bu sözler üzerine salondakiler duygulanarak meclis üyesini ayakta alkışlamıyor tabii. Başkanın talimatı ve güvenlik görevlilerinin marifetiyle meclis üyesi salondan çıkarılıyor.

Görülüyor ki kamu kuruluşlarımız halk adına, festival adı altında, eğlenceye tahsis edilmiş büyük bir mali kaynağı yönetiyorlar. Bu paralar doğrudan, sayıları on beşi geçmeyen bir şarkıcı topluluğuna aktarılıyor. Geçtiğimiz hafta da Ankara’da düzenlenen festivalde oldukça fazla sayıda şarkıcının sahne aldığını söylemiştik. Hatta aralarında bir dönem köşk iftarlarında ezan okuyan, ramazan programlarında boynu bükük dua eden, muhafazakar camianın safdilliğini iyi kullanıp “para yapan” bir şarkıcı bile vardı.

Türkiye’de yozlaşmanın, kokuşmanın başını çeken en dejenere isimler özellikle yaz süresince memleketin her yanında sahne alacak gibi görünüyorlar. Çoğu konserin sponsorluğunu da örneklerde olduğu gibi kamu kurumları yani halk yapacak. Öğrencilere laboratuvar yapılmayacak, işçilerin maaşları ödenmeyecek veya mesaileri kesilecek ama olsun, şarkıcılara para akıtılmaya devam edilecek.

İnsan sormadan edemiyor… Memleket, içte ve dışta böyle olağanüstü bir süreci yaşarken “Neyi kutluyoruz beyler?” ve “Kimin parasıyla kutluyoruz?”  

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle