--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İmkânsız mı, Mümkün mü?

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
9

Şöyle bir hayal edin... 

Sabah saati...Evinizden çıkıyorsunuz... Arabanıza binmek için yolun karşısına geçeceksiniz. Adımınızı yola atar atmaz arabalar durup size yol veriyor.  

Arabanıza biniyorsunuz. Yol boyu sakince ilerliyorsunuz. Hiçbir araba sizi sıkıştırmıyor, makas atmıyor, korna çalmıyor, camdan el kol hareketi yapmıyor, ortalama hızınıza rağmen yanınıza gelip size küfretmiyor.  

Ya da, aracınızın park ettiğiniz yerde çizildiğini fark ediyorsunuz. Sileceğinizde bir kart görüyorsunuz ve hemen kartın üzerindeki numarayı arıyorsunuz. Karşıdaki kişi verdiği zarar için sizden samimiyetle özür diliyor, mecbur olduğu için gittiğini ama onarım için gereken şeyleri yapacağını söylüyor.  

Marketteki sırada en yakınınızdaki kişi birkaç adım gerinizde duruyor. Kasiyer işlemleri biraz uzatıyor. Fakat kasadaki işiniz bitene kadar kimse söylenmiyor, tartışma çıkarmıyor ya da sizi gözleriyle taciz etmiyor. Tartışmadan, gerilmeden marketten çıkabiliyorsunuz.  

Akşam evinizde camları açıp oturuyorsunuz. Sokak sessiz, parklar sessiz, şehir sessiz... Bağırarak yürüyenler, yüksek sesle küfür ederek parklarda oturanlar, içip içip şarkı söyleyenler, teybin sesini sonuna kadar açarak kapınızın önünden geçen arabalar yok. Kahvenizi huzurla yudumluyorsunuz. Çünkü alt ve üst kattaki komşularınızın da kimseye rahatsızlık vermemek için hassas davrandığını biliyorsunuz.  

Aldığınız peynirde, zeytinde, domateste, konservede hile olmadığını bildiğiniz için gönül rahatlığıyla yiyorsunuz. Pazarcının torbaya meyvenin çürüklerinden koymayacağından eminsiniz.   

İnternet hizmeti veren firmaya ilk aramanızda ulaşıyor, abonelikle ilgili sorununuzu tek seferde çözüyorsunuz. Eşyanızı taşıması için anlaştığınız nakliye firması, anlaştığınız fiyatı bahanelerle değiştirmeye çalışmıyor. Şehirler arası yolculukta koltuğunuz başka kimseye satılmıyor ve otobüs tam taahhüt edilen zamanda kalkıp gideceği yere varıyor. Söz verdiğiniz zamanda sözleştiğiniz kişiye kavuşuyorsunuz.  

Kızınız sokakta güven içinde yürüyor. Ona zarar vermenin kimsenin aklından geçmeyeceğini biliyorsunuz. Çünkü siz de sokaktaki diğer kadınlara karşı nazik ve hassas davranıyorsunuz. Giyim kuşamla ilgili bir sorununuz yok çünkü, diğerlerini rahatsız edecek şekilde mayo-bikini gibi şeylerle sokaklarda dolaşmıyor kimse.  

Ne hastanede, ne belediyede, ne vergi dairesinde birilerinin sıraya kaynama yapmayacağını, yukardakilerle görüşüp öne geçmeye çalışmayacağını sizin beklediğiniz gibi herkesin kendi sırasını bekleyeceğini biliyorsunuz.   

Siz iş yerinize gelen biri ile nasıl hassasiyetle, içtenlikle ilgileniyorsanız, hizmet aldığınız işletmelerde de benzer bir hassasiyetle muhatap oluyorsunuz. Kamuya işiniz düştüğünde size saygı duyulduğunu, işinizin hallolması için gayret sarf edildiğini hissediyorsunuz.  

Ticaret yapmaktan çekinmiyorsunuz, çünkü piyasaya, alışveriş yaptığınız insanların dürüstlüklerine, borçlarına sadık oluşlarına güveniyorsunuz. Alacağınızı tahsil edebileceksiniz, o mal size söylendiği kalitede, güveniyorsunuz.  

Topluma bakıyor, elindekinin kıymetini bilen, gereksiz harcamalar yapmaktan kaçınan, popüler kültürün dayatmalarına cephe alabilen, ölçülü, kanaatkâr, saygılı, adil, şerefli, ülkesini- milletini seven insanlar görüyorsunuz. Bu insanların arasında yaşamaktan, bu toprağın havasını solumaktan mesut hissediyorsunuz kendinizi. Başka bir yerde yaşamayı aklınızdan bile geçirmiyorsunuz...  

Eminim siz de bu sürü şey ekleyebilirsiniz bu sayılanlara.  

Siz de ekleyince ortaya, Thomas More’un ütopyası ya da The Truman Show’da, Truman’ın yaşadığı Seahaven benzeri bir cennet çıkar.  

Bu cennetin hali hazırdaki Türkiye olmadığını biliyoruz.  

Ama insanların birbirine güvendiği bu cenneti kuramaz mıyız diye de merak ediyorum. Fazla mı iyimserim, bilmiyorum.  

Günlük hayatın içinde bizi cinnet noktasına getirerek toplumdan kaçma hissi uyandıran şeylerin büyük siyasal ve ekonomik kurgulardan ziyade, adab-ı muaşerete ilişkin şeyler olduğunu düşünüyorum.  

Bu yıl üniversite sınavına üç buçuk milyon öğrenci girmiş.  

Bu öğrencilerin kaçı burada yazan değerlerle ilgili bir bilince kavuşarak, öz disiplin kazanarak o sınava girdi acaba?  

Meselemizin öğrencilerin matematik, fizik, kimya öğrenmesinin, diploma almasının ötesinde olduğunu anlamamız lazım. Kuramsal bilgi eksikliği olduğu için bugünkü cehennemi yaşamıyoruz.  

Sıraya kaynayanlar, arabanızı çizip kaçanlar, parkta yüksek sesle küfredenler, ağızlığı olmayan pitbullla dolaşanlar, kızınızı taciz edenler kimya dersinden kaldıkları için böyle yapıyor değiller.  

Çözüm kimyaya yüklenmekte değil!   

Onlar, insan olmanın, insanlara saygı duymanın, şerefli yaşamanın, yiğitce bir ömür sürmenin, kibar olmanın değerine inanacakları; başkalarının hakkına riayet edecekleri bir “terbiye sistemi”nden geçmedikleri için içgüdülerine teslim olmuş durumdalar.  

Vahşi arzularından, bencil isteklerinden, bedensel hazlarından, kişisel başarılarından başka kılavuz tanımadıkları ve kendilerini denetleyecek hiçbir hukuki, toplumsal normu kabul etmedikleri için böyle saygısız ve zararlılar.  

Saydığımız temel insani değerlerin, ders başarılarından başka bir şeyi esas almayan rekabetçi kapitalist eğitim koşullarında hiçbir ehemmiyeti yok.  

Aksine bu eğitim sistemi temel insani değerleri tahrip etmek için var. Gerisi laf... 

Bu yüzden matematik bilen küstahlar, kimyadan geçen teşhirciler, coğrafyadan anlayan magandalar, diplomalı sahtekârlar yetiştiriyoruz. Kemalist İnkılaptan yüzyıl sonra toplumun neredeyse tamamı “okur yazar” ve tahsilli ama cemiyet cehennem gibi!  

Sakın “mesele Kemalist inkılapsa neden elli sene önce cehennem değildi” demeyin! Elli sene önce böyle değildi çünkü elli sene önce insani faziletler, geleneksel değerler bu derece aşınmamıştı. Elli-altmış sene önce mezun olan saygın tipler eğitimin başarısının değil umumi terbiyenin hala etkili oluşunun delilidir. Bugünkü iktidar bu konuyla alakalı yirmi yılda ne yaptı derseniz, yozlaştıran tezgahın devam etmesini sağlamaktan başka hiçbir şey, diyebilirim.  

Bugün okullarda, ezbere dayalı yığınla ders yerine sadece adabı muaşeretin incelikleri öğretilebilseydi  bile içindeyken iğneli fıçıdaymış hissi veren bir toplumda yaşamak zorunda kalmazdık. Şehirlerimiz daha huzurlu, güvenli yerler olurdu.   

Peki “eğitimli, diplomalı” saygısızların yaşadığı bir toplum mu, yoksa “eğitimsiz, diplomasız” saygılı insanların yaşadığı bir toplum mu?  Ben her ikisini de içeren üçüncü bir yolun olabileceğine inanıyorum ama eldeki sistem, öğretmen kaynağı ve ebeveyn mantalitesiyle üçüncü yolun yürünebileceğini sanmıyorum!  

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Emine

23 Haziran 2023 15:20

Kesinlikle katiliyorum aileler genelde not odakli idare zaten durumu koruma derdinde ogrenciler gunu kurtarma pesinde bizim gibi bir sey ogretme derdinde olanlar da akintiya kurek cekerek ne verebilirim die cirpinip duruyoruz. Neden nitelikli bir ogretim ve egitim olmadigi acik cunku elini tasin alina koymak icin tek tarafli caba yarim kalmaya mahkum

bahattin yeşiloğlu

23 Haziran 2023 15:07

Sevgili hocam bakınız bu mizaö nöyle giderse daha neler olacak neler... siz ve ben tahayyül edip acısını duyuyoruz .. Kesinlikle islamcı camia Nevip Fazılım İdrolocya Örgüsü adlı eseri haliyle Baş yücelik Devleini gündemine almalı

Sinan DİNÇ

23 Haziran 2023 14:25

Eğitim ailede başlar. Siz çocuğunuzu eğitemiyorsanız, öğretmen kızdığında hemen öğretmeni dövmeye koşarsanız okul ve öğretmen ne yapsın?

Antikemalist Akpartili

23 Haziran 2023 13:46

En yakınınızdaki okula gidin veya çocuklarınıza verilen ödevleri kontrol edin, "eğitimin ilk ve temel gayesinin nesilleri kemalist yetiştirmek olduğunu" ve bunun için öğretmenlerin idarecilerin adeta seferberlik ilan ettiğini görürüsünüz. Zaten Kenan Evren anayasası madde 42 ve K.Evrenin değiştirdiği MEB kanunu madde 2 de aynen bunu emretmiş! Öyle olunca toplum da yeni nesiller de nasıl oluyor? Muasır Avrupada böyle bir eğitim sistemi var mı, bir kişiye bir partinin ideolojisine endeksli? 1000 yıldır kullandığımız harfler değişti, toplum kemalistleşti, sözde Batıyı kendine örnek aldı en yüksek değer kabul etti! Fakat kitap okuma oranında bile dünyanın en geri ülkelerinden biriyiz, Afrika seviyesindeyiz, okunan kitapların da yüzde 65'i AŞK kitabıymış! Hakikaten mutlu, huzurlu, bir birine saygılı bir toplumda yaşamak istiyorsak ayyaşlığın önüne geçilecek, ANAYASA, EĞİTİM SİSTEMİ VE MÜFEREDAT acilen değiştirilecek. Gerçekten şu an cehennem gibi yaşıyoruz günden güne daha da felakete gidiyor toplum!!

Sinan DİNÇ

23 Haziran 2023 15:41

Türkçe'nin tarihini öğreninde öyle yazı yazın.

işin aslı

23 Haziran 2023 12:36

Yazar yine güzel bir konuyu, isabetli örnekler ile anlatmış. Ayrıca, bu tip uyumsuzları; “terbiye sisteminden" geçmedikleri için, içgüdülerine teslim olmuş durumdalar". diye, güzel açıklamış. Kur'an-Kerim ise, bu tür toplumsal yaşamı zehirleyen mahlukları; "Belhum Adal veya Esfel-i Safilin" diye tanımlamıştır. Anlayan anlamıştır ama, anlamayanlar da sözlüğe baksınlar. Burada asıl mesele; devlet ve toplum bu tür medeniyet düşmanı mahlukları, sistemin dışına atarak "dışlamalıdır"...

adil

23 Haziran 2023 10:28

OSMAN KARDEŞİM SİZ BU YAZIYI KALEME ALMADAN ÖNCE RÜYA MI GÖRDÜNÜZ HAŞA SÜMME HAŞA SANKİ TASVİRİNİZ CENNETTEN BİR KESİT GİBİ AH AH KARDEŞİM BU SAYDIKLARIN ÖNCE KENDİ NEFSİME BAKTIM BENDE YOK OLAN VARSA YAZSIN GİDİP ONUN ELİNİ AYAĞINI ÖPECEĞİM ÇÜNKÜ ÖZLEDİĞİM KİŞİDİR O ALLAH RAZI OLSUN ÇOK ÇOK GÜZEL YAZMIŞSIN İNŞAALLAH ALLAHIM BİZ MÜSLÜMANLARI ÖYLE YAPAR

MUZAFFER

23 Haziran 2023 07:57

ELİNE SAĞLIK. ÜSTEKİ LERİ ALLAH C.C İNAN MÜSLÜMAN LAR OLURSA OLUR İNŞALLAH. HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA SAV HÜRMETİNE CUMA GÜNÜ BEREKETİ ÜZERİMİZE OLSUN İNŞALLAH AMİN. MEZARDA BİTMİYOR MÜSLÜMAN GORUMLU MÜNAFIKLAR KAFİRLER .MAHŞER GÜNÜN VARDIR. SIRAT VARDIR. AMEL DEFTERİNİ SOL DAN ALDINMI. UYANACAKSIN MÜSLÜMAN.?

Kemalizm Projesi!

23 Haziran 2023 07:20

İslama-insana düşmandı.. en büyük kötülüğü de bu oldu. İslamı-insanı tahrif etmek için icat edildi..

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle