--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Haber Bültenleri derhal denetlenmeli!

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın

2014 Yılında iş dolasıyla Almanya’ya gitmiştim.

Orada bizi karşılayan arkadaşlarımız geçtiğimiz yaz gerçekleşen Gezi Olaylarını sormuşlardı bize heyecanla. Cevaben, “Siz kendinize bakın, Almanya’da günlerdir on binler sokaklarda… Evler, arabalar kundaklanıyor.” demiştim.

Aldığım karşılıksa beni şaşırtmamıştı…

Arkadaşlar, ülkelerinde olup biten kargaşadan yeterince haberdar değillerdi.

Yalnızca Hamburg’da sıkı yönetim ilan edildiğinde kısmen bilgileri olmuştu olanlardan.

Bu da sınırlı bir bilgiydi. 

Çünkü Almanya’da haber bültenleri bizdeki gibi reyting kaygısıyla değil toplumsal ve siyasal  nedenlerle filtreleniyordu.  

“Sansür” ün kötü bir şey olduğunu aklından geçirenler olduğuna eminim.

Kelimelere ve onlara yüklediğimiz anlamlara takılıp kalmayalım.

Sansür, çirkin ve kötü olayların yayılmasının önlenmesi söz konusu olduğunda, gayet faydalı ve gerekli bir uygulama olabilir.

Eğer haber içeriği toplumu kötüleştiriyorsa, zararlı içeriğin yayılımını engellemek toplum açısından yanlış değil, doğru bir şeydir.

Avrupa’da sadece siyasal olaylar değil, adi suçlar bile bizdeki gibi reklamı yapılıyormuşçasına yayımlanmıyor haber bültenlerinde.

Çünkü orada, halkın akıl ve ruh sağlığını dikkate alan bürokratlar, kurumlar ve yasalar mevcut. Yayın ilkeleri hırslı kanal yöneticilerinin reyting iştahları yüzünden gelişi güzel çiğnenemiyor. Her gün cinayet, tecavüz, gasp, adi magazin olaylarını haber diye tüketen bir toplumun akıl sağlığını kaybedeceğini bilip buna göre tavır alan yöneticiler var…

Ve insana, yani seyirciye saygı duymak, onu zararlı olduğu tartışmasız olan içeriklerden uzak tutmak, bu insanların işlerinin temel felsefesini oluşturuyor.

11 Eylül Saldırılarına ilişkin ABD’de uygulanan yayın yasağını düşünün.

Türkiye’deyse durum çok farklı…

Ülkemiz ticari kanalların reyting savaşlarına sahne oluyor her akşam. İşin kötü yanı Ana Haber Bültenleri, Türkiye’nin önemli bir kısmı için hala en güvenilir haber alma mecrası işlevi görüyor. İnsanlar hala “Ülkede neler olup bittiğini öğrenmek” amacıyla izliyorlar Haber Bültenlerini.

Karşılarına her akşam başka bir psikopatlık gösterisi, başka bir cinnet seremonisi çıkıyor.

Çünkü kanal yöneticileri şiddet ve tecavüz haberlerinin büyük ilgi uyandırdığını biliyorlar. Reytingden en büyük payı kapmak için de şiddet ve tecavüz temalı haberlere her geçen gün daha fazla yer veriyorlar. Seyirciye zerre saygı duymadıkları ve haberlerin toplumda oluşturacağı travmayı umursamadıkları, en önemlisi de yasaları harfiyen uygulayan bir kurum başlarında olmadığı için son derece rahatlar.

Haberler tek başına, haber takibini milli bir görev kabul eden bizimkisi gibi bir toplumun tüm psikolojisini alt üst edebilir. Nitekim etti de… Bunu bu köşeden defaatle söyledik. (Söylemeye de devam edeceğiz.) 

Bu duruma sadece Başbakan sıfatıyla Sayın Binali Yıldırım Aralık 2017’de dikkat çekti ve “ 

Bültenlerde katliam, kaza, cinayet gibi adli olayların uzun uzun verildiğini, reyting ölçümlerinden ana haber bültenlerinin çıkarılması halinde televizyon kanalları arasında bu yöndeki rekabetin kalkacağını” söyledi.

Ancak bu sözler bir temenni olmaktan öteye gidemedi.

Kanallar reyting ölçümlerine dahil edilmeye devam edildi.

Bu da kanallar tarafından şiddetin dozajının her geçen gün artırılmasına neden oldu.  

RTÜK üyesi Ebubekir Şahin ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada  “Haberler hiçbir süzgece tabi tutulmadan son kullanıcılara yani halkımıza veriliyor.” dedi. Ve ekledi: Verilen haberlerin şekli ve sıklığına göre vakalardaki artış bilimsel olarak ispatlanmıştır… Çünkü medyanın bu tür özensiz verdiği haberlerin şiddeti ve istismarı artırdığı artık kesin olarak kabul edilmektedir.” 

O halde Sayın Şahin denetim yapmak, hukuki mekanizmaları harekete geçirmek için neyi bekliyorsunuz?

Siz bu işin sorumlusu değil misiniz?

Yasaların size verdiği yetkiyi kullanmanıza engel olan nedir?

Neden haber bültenlerinin tecavüz ve şiddet olaylarını tetiklemesine mani olmuyorsunuz?

Bu toplumun akıl ve ruh sağlığının sizin gözünüzde hiçbir değeri yok mu?

Ayrıca siz şikayet makamında değilsiniz.

Şikayet halka, yani bizlere mahsustur…

İcra makamının şikayete hakkı yoktur.

Devlet sizi o makamlara televizyon yayınlarındaki yasa dışılıklarla ilgili tespitler yapasınız diye değil, denetim yapasınız diye getirdi, bunu unutmayın.

O halde işinizi yapın…

Tek ihtiyacımız olan bu!

Bu ülkede birilerinin vazifesini yapması için illa Cumhurbaşkanı’nın talimat vermesi gerekmiyor.

Ya hakkıyla yapın bu işi, ya da çekilin o koltuklardan…

Çünkü bulunduğunuz makam ihmali kaldırmaz…

Hali hazırda işlerin yasalara göre yapılmamasından dolayı toplumsal olarak büyük bir bedel ödüyoruz. Daha fazla ödemek de istemiyoruz.

Temiz, şiddetten, magazinden, şaklabanlık içeren videolardan, barbarlıktan, tecavüzden, istismardan uzak,  haber bültenleri istiyoruz.

Dünyanın çöpünün, her akşam evimizin orta yerine boşaltılmasını istemiyoruz.

Hayatın yalnızca kötü yanlarını gören, umutsuzluk aşılayan bir habercilikten artık tiksiniyoruz.  

Bu seyirci saygın haber programlarını, daha nitelikli yayınları hak ediyor.

Bu nedenle, toplumu sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen ahlaksız dizi yapımcıları ve haber müdürlerinin insafına terk edemezsiniz. Bu vazifenize aykırı…

6112 sayılı kanun başta olmak üzere var olan yasaları uygulayarak işe başlamalı gerekiyorsa yeni yasalarla toplumu cinnetin uçurumlarına çeken habercilik/yayıncılık anlayışına dur demelisiniz. Belki yetki alanınızı genişletip, internet haberciliğine de kimi düzenlemeler, denetimler getirmelisiniz.

Bırakın tüm bir toplumun zehirlenmesini, bir tek insanın bile haber bültenlerinden ya da  dizilerden ilhamla şiddete, istismara yönelmesi halinde bunun vebalini ödeyemezsiniz…

Bu yüzden sizden, şunu ya da bunu değil, olabilecek en hızlı bir biçimde görevinizi yapmanızı istiyoruz. Sadece görevinizi…

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle