--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Evde Kal” Ama Nasıl?

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
20

“Evde Kal” Ama Nasıl?

“Evde Kal” ya da “Hayat Eve Sığar” demek kolay…

Bunu uygulamaksa zor.

Bazı insanlar içinse, imkansız…

Bu yüzden, isteseler hayat boyu dışarı çıkmalarını gerektirmeyecek mali imkana sahip şöhretlerin ev fotoğraflarının paylaşılarak, “Bakın onlar evde kalıyor, siz de kalın” denmeye çalışılmasının bazı insanları inciteceği açık… 

Çünkü herkesin tuzu, şöhretlerinki gibi kuru değil, şu ortamda çalışmak zorunda olan insanlar var. Onlar her gün kalkıp mecburen, bakın keyfi değil, mecburen işlerine gidiyorlar. Başka çareleri yok çünkü! Hem de kimi iki, üç vesait değiştirerek gidiyor işine. Gitmeseler besbelli ki işlerinden olacak ve belki de şu şartlarda uzun süre iş de bulamayacaklar…

Enfekte olmaları, yahut taşıyıcı olup virüsü sevdiklerine bulaştırmaları işten bile değil… Yani bu insanlar hem kendilerinin hem de sevdiklerinin hayatlarını riske ettiklerini bile bile  gidiyorlar işlerine.

Kim onların, kendilerinin yahut sevdiklerinin sağlıklarını düşünmediklerini söyleyebilir ki?

Fakat, zor oyunu bozuyor…

Kimi insanlar da seyyar satıcılıkla, günlük işlerle geçiniyorlar.

Tek kazanç kapıları bu. Böyle günlük kazanıp yiyen bir insan evde kalmaya kaç gün dayanabilir. Kalmaya devam etse… Kirası, gıdası var; bu insan nasıl geçinecek?

Hele bir de çocukları varsa!

Tamam “Evde Kal”sın vatandaş, ama ev 65 metrekare; eşi, çocuğu, torunu derken o kadar evde 7-8 kişi yaşamak zorunda olanlar var... 

Bölüm başı yüzbinlerce lira kazanan oyuncuların görkemli evlerindeki steril konforda çekilmiş “o şık ve neşeli fotoğraflarını” görünce, bu insanlar kendilerini nasıl hissederler diye düşünmek lazım fotoğrafları servis ederken…

Çünkü hakikaten şartlar çok ağır. Ve bu ağır şartları yaşayan insan sayısı sanıldığından fazla…

Bunun yerine ekmeğinin peşindeki insanları en azından bir süre işlerine gitmek zorunda bırakmayacak çözümler düşünülmeli…

Mesela şu sayaç okuma bedeli olarak bile, orta halli fatura kadar para alan enerji dağıtım şirketleri, vatandaşı bir süre idare edemezler mi diye aklımdan geçiyor…

Neden edemesinler? 

Kredi borcu gibi fatura kesiyorlar her ay…

Hep vatandaş mı elini taşın altına sokacak!

Vatandaşın sırtından servet edinen dev şirketler herkesin kendince fedakarlık yaptığı sürecin neresindeler?

Faturaların bir kısmı belli bir süreliğine ötelense de dar gelirli insanlar gönül rahatlığıyla ısınsalar hiç değilse…

Hala bazı yerlerde öğrencilerden yurt parası alınıyor mesela, bu önlenemez mi? Öğrenci kardeşlerimiz ve ailelerinin üzerinden bu yük alınamaz mı?

İşçi çalıştıran küçük işletmeler, küçük esnaf, bu süreçte ne yapacak; herkes başının çaresine baksın mı isteniyor?

İnsanlar işlerini kaybetme riski yaşamasalar…

Devlet dediğimiz mekanizma asıl böyle zamanlarda ortaya çıkıp, sokağa dokunan paketlerle insanlara güven vermeli değil mi?

Vergi dediğimiz şey bir yandan da, asıl böyle zor zamanlar için verilmiyor mu? 

Azıcık gelirinden vergisini veren insanların, bu güvenceyi beklemeye hakları yok mu? 

Bence var…

Ve insanlar içlerini rahatlatacak bu büyük adımı bekliyorlar, dört gözle…

BARİ ŞU DÖNEMDE SUSUN!

Kıyamet kopsa, şucu-bucu tartışmalarını bırakmayacağız, anlaşıldı.

Akıl alır gibi değil…

Morale, iyi niyete, hoşgörüye, dayanışmaya en çok muhtaç olduğumuz dönemde… Diğerinin ağzından çıkacak küçük bir hatalı ifadeyi, kedinin ciğeri gözlediği gibi gözleyen insanlar var her kesimden...

Sanki herkes, süngüsüyle hücum borusunun çalmasını bekliyor…

Sanki herkes, pusuda…

Ölüm kol gezse de savaşımız da ateşkes ilan edilemiyor bir türlü, bu zehirli zihniyetten dolayı.

Çünkü hep bir mazeret söz konusu…

“Görmüyorsun musun neler söylüyorlar, susup kalalım mı?”

İyi de kardeşim! Onların terbiye ölçülerini dikkate almaması, ağızlarına geldiği gibi konuşup, iftira atmaları, hakaret etmeleri, senin yaptığın seviyesizliği meşru göstermez ki!

Senin terbiye ölçün onlar mı?

Ağzından, kaleminden çıkan laflara bak, bak da utan!

Sen öfkeyle onlara cevap verirken, “ahlaksızlar” dediklerinle arandaki fark kayboluyor, biliyor musun?

Mutasyona uğruyor, onlara dönüşüyorsun…

Teşbihte hata olmasın; bir savaş yenildiğinde değil, düşmanına benzediğinde kaybedilirdi, unuttun mu?

Yerini, haddini, hududunu bilecek, edebini koruyacaksın…

“Anladıkları dilden konuşmak gerek” saçmalığının arkasına sığınıp, kim olduğunu unutmayacak, rezille rezil olmayacaksın…

Oluyor musun?

Bunu da kendine hak mı görüyorsun?

“İçimi soğutacak kadar hakaret edip, ağızlarının payını verdim” diye neşeleniyor musun?

O zaman kusura bakma!

Kimi ve neyi savunuyorsan savun! Fakat aranızda bir fark olduğunu söyleme! Çünkü görünen o ki, öyle bir fark yok!

Yorumlar

(20)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sena

30 Mart 2020 03:56

Allah razı olsun. Birinin çıkıp bunları söylemesi gerekiyordu.

Hülya

28 Mart 2020 22:41

Aslinda her hali vakti yerinde ilan zengin bir insan,çalışmak için çıkmak zorunda olan bir insanin 1 aylik masrafini karşılaşa ne guzel olur...

Ali rıza

27 Mart 2020 21:17

Doğrusu elektrik faturalarına ilave edilen okuma parası , kabul edilir bir şey değil , bu milletvekilleri ne güne duruyor , birde TRT payı yahu insan vicdanına seslenir böyle bir pay nasıl alınır 

Adanalı

27 Mart 2020 19:37

Son zamanlarda gazetenizde bulunan köşe yazarlarına ait en güzel anlamlı ve anlanması gereken bir yazı dile getirmişsiniz elinize sağlık ayrıca şunuda belirtmek gerekir ki işlerine geldiklerinde aynı gemizdeyiz diyenlerle aynı gemide olmadığımızda söyleyelim.

Tam isabet

27 Mart 2020 17:32

Hocam, bu yazınızın pek çok muhatabı var hatta bunlardan biri köşe komşunuz Ali Karahasanoğlu. Kovid 19 bile kinini, nefretini kıramadıysa artık umut yok hep böyle gider. Sağlık olsun da o da öyle olsun ne yapalım. Allah esirgesin Türkiye'm.

düşünce

27 Mart 2020 15:40

evde kalmak çalışmakta olan insanlar hakkında haklısın herkesin tuzu kuru değil maalesef birleşmemiz gereken yerde ayrışıyoruz ayrıştırılıyoruz ama insaları aşağılayan dini inançlarından dolayı kudurmuş gibi saldıranlarada hadlerini bildirmek elzemdir haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır buyuruyor peygamber efendimiz sustukca dahada kuduruyorlar

GALİP

27 Mart 2020 14:39

Hayret bu yazıyı başkası yazsa solak derler başta Ali efendi

Özkan

27 Mart 2020 14:26

Çok güzel ifade ettiniz.Kaleminize sağlık

Enes

27 Mart 2020 12:59

Senin ne farkın kaldı?

turgut ertav

27 Mart 2020 12:27

Dün bir komşum yaşımı sordu.64 olduğunu söyledim.Galiba 65 yaşında olsam dışarı çıkıyor diye beni şikayet edeceklerdi.Keyfi dışarı çıkmıyorum,zorunlu işlerim için çıkıyorum.Dışarı çıkma yasağı uzun vadeli sürerse,gelecek yıl 65 yaşında olacağım.Zorunlu işlerim için bile çıkamayacağım.Beni ev hapsine almaları için bane sahibi oldular.İhtiyaçalrını girecek destek de sağlamazlar.Açlıktan,hastalıktan,zarurettten kıvrana kıvrana ölmemi istiyorlar galiba.

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle