--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eski ve Yeni Yüzüyle Put

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
13

Konu, oruçlu oruçlu çekilir gibi durmayabilir.

Ancak biraz sabrederseniz, konunun ne kadar önemli olduğunu anlayıp, hak vereceksiniz. 

Putlarla ilgili dikkati çeken birkaç şey paylaşmak istiyorum sizlerle.

Erich Fromm’un put ve yabancılaşma kavramı arasındaki bağla ilgili izahını düşünmeye değer buluyorum. Put’u, yalnızca taştan yapılıp tapınılan ve puta tapıcılığı sadece tarihin belli bir zamanına has bir olgu olarak düşünüyorsanız, bu izah sizi de şaşırtabilir.    

Önce “yabancılaşma” kavramını Marx’ın nasıl izah ettiğine bakıp, sonra Fromm’a dönelim.

Marx’a göre yabancılaşma; insanın dünya ile olan ilişkisi sırasında ortaya çıkar. Eğer insan, bu ilişki esnasında kendini yaratıcı/aktif/özne bir güç olarak göremiyorsa, eğer dünya ona hep yabancı kalıyorsa, bu insan yabancılaşmıştır. Bu durumda dünya, insanın üzerinde ve onun karşısında yer alır.   

Fromm, “yabancılaşma” fikrinin ilk olarak eski ahitle ortaya atıldığını söyler.

Peygamberlerin “putperestlik” olarak adlandırdıkları şeyin özünde, sadece tek tanrı yerine bir çok Tanrı’ya tapma olmadığını söyler.

Çoğumuz için putperestlik insanın tek bir ilah yerine, ilah olarak kabul ettiği çok sayıda puta tapmasıdır.

Fromm burada asıl meselenin, birden fazla Tanrı’ya tapmak değil, insanın kendi elleriyle yaptığı şeylere tapması olduğunu söyler.

İnsan kendi elleriyle yaptığı putlara taparak ve o putlara gerçekte sahip olmadıkları anlamlar yükleyerek, gücünü onlara aktarmış olur.

Böylelikle güç, insandan puta/ nesneye geçer. Bir meşe odunu, güzel bir masa bacağı olacakken savaş Tanrısı Ares oluverir!

Göbektaşı olması gereken bir mermer, Menat’a dönüşür ve ona tapanların kaderlerini belirler (!)

Bu gerçekleştiğinde, yani nesnelere güç atfedildiğinde; gücün, mutluluğun, acının onlardan geldiğine inanıldığında, insan artık o nesnelere/putlara muhtaç hissetmeye başlar kendini. Onlarsız yapamayacağını düşünür. Sahip olduğu her şeyi kendisine onların verdiğine inanır. Onları, putları memnun etmeye çalışır. Çalıştıkça da mutsuzlaşır. Yani insan, bir nesne/ put var eder ve sonra da ona boyun eğerek kulu haline gelir.

Putunu yücelttikçe de onun önünde daha fazla eğilir.  

Bence bu hem harika hem de son derece güncel bir tespit. Marx’ın yabancılaşma kavramıyla da büyük benzerlikler taşıyor. Yabancılaşma kavramında da insan emeği ile yabancılaşıyor ve sonuçta ürettiği şeyin önünde diz çöküyor, ona hayranlıkla bakıyordu. Emeği insandan daha değerli bir şey haline geliyordu.

İnsanın tasarladığı ve sonra da kendini onun yanında bir “hiç” gibi hissettiği şeyleri düşünün. Bir örnek vermek gerekirse… Zaman zaman özellikle kurumsal işlerde ortaya çıkan bir “sistem” meselesi vardır. Vatandaş bir şey talep eder ama kurum yetkilisi, “sistemin” böyle bir talebe cevap veremeyeceğini söyler. Yetkilinin “sistemden” bahsederken tıpkı put gibi kutsal, sorgulanamaz, itiraz edilemez, tartışma götürmez bir şeyden bahsettiği hissine kapılırım. O “sistem” dediğinde vatandaş konunun mutlak bir şekilde kapanmış olduğunu zorluk çekmeden anlar. Sistemin olduğu yerde insan hayatının, talebinin bir önemi yoktur çünkü. “Sistem” insan için olsa dahi insandan daha fazla, ondan daha üstün bir şeydir. 

Cep telefonu için günlerce merakla bekleyen, sıraya giren, cep telefonuna annesinden daha özenli davranan ve cep telefonunun mutluluğunun kaynağı olduğunu düşünen insanlar da bana biraz böyle görünürler. Şarkılar da söylenen “Sana taptım” gibi ifadelerde gönül işlerinde putların çok olduğunu hatırlatır bize. Abartı bir yerde durmazsa şayet, sevilen puta dönüşebilir. Daha da tehlikelisi “Aşk”ın bizzat kendisinin çoktan mutluluk bahşettiğine inanılan bir puta dönüşmüş olmasıdır.

Evlat anlayışımız mesela… Anneliğin kutsanmasını düşünün.  

“Devlet” anlayışı bile mutlaklaştığında, sorgulanamaz, insanı araçsallaştıran bir olguya dönüştüğünde çoktan put olmuştur.

Askeri güç, oy verilen parti, hatta din ve belki bizzat Kur’an-ı Kerim’in kendisi bile anlaşılmıyor ve fakat kutsal bir duvar süsüne dönüştürülüyorsa putlaşıyor demektir…

Çünkü Kur’an’dan murat bu olamaz!

Hatta Kur’an’ın varoluş amacının putun her türünü yok etmek, insanı putların egemenliğinden kurtarmak olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün geçmişin mermerden yapılmış görkemli putları yok. Ancak o putlar biz farkında olmasak da zamanın rüzgarlarıyla toz olup bugünkü nesnelerin, kurumların, kavramların içine doldular.

Bence düşünmeye değer…

Not: Değerli okurlar… Yeniakit’in Youtube kanalı üzerinden yaptığı canlı yayında bugün özel bir konuğum olacak. Çizme, 5. Boyut, Sözün Bittiği Yer, The İmam gibi filmlerin ve Bizim Ev gibi unutulmaz dizilerin usta yönetmeni İsmail Güneş’i canlı yayında ağırlayacağım. Filmleri üzerine konuşacağız yönetmenle. Fakat sadece bu kadar değil. Bir kültür adamı olarak kendisiyle, Türkiye’nin son yirmi yılında geçirdiği kültürel değişimi, popüler kültürün toplum üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere pek çok konuyu konuşacağız. Yayınımız 22.00’de başlayacak. Sorularınızla sohbetimize eşlik edebilirsiniz. Bekleriz.  

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Dilhun

13 Aralık 2020 00:36

Harika bir yazı olmuş .

Mine

23 Mayıs 2020 16:22

Yine enfes bir makale. Makale bitiyor ama sorduğu sorular devam ediyor. Okuduğumdan beri aklımda dönüp duruyor. Benim hayatımdaki putlar nedir diye düşünüyorum. Bu yazıyı şehrin billboardlarına asmak lazım. herkes kendinin ne olduğunu görsün. Yüreğinize sağlık Ali Bey. Akşam yayınızı da izleyeceğim.

TOMANBAY

23 Mayıs 2020 13:48

Ali Osman Bey, Bugünkü yazinizdan fazlasiyla istifade ettik.Sağolun varolun. 

ATATURKCU HIDIR

23 Mayıs 2020 13:43

"Bugün geçmişin mermerden yapılmış görkemli putları yok" mu acaba?

Sezen

23 Mayıs 2020 13:37

Geçen proramınızda Prof. Şaban Ali Bey sizin yaptığınız özetleme için, 'benim o kadar zamanda anlattıklarımı 30 saniyede harika Özetlediniz demişti ya. Bu yazınız da öyle. Resmen kitaplar dolusu meseleyi bir yazıya sığdırmışsınız. Çok çarpıcı örnekleriniz. Seçtiğiniz konu çok anlamlı. Çoğu insan putperest ama farkında değil. Yine aydınlattınız bizi. Sağolun varolun. Akşam programınızı muhakkak izliycem. Sağlıcakla.

Yağmur

23 Mayıs 2020 12:22

Merhaba sayın yazar, yine derin konulara değinmişsiniz. Derin, üzerine çokça düşünülmesi gereken ve aslında bahsettiğiniz mesele insanın 7- 24 içinde debelendiği , zihnini ve kalbini sarmalayan tüm duygu, düşünce ve eylemlerini şekillendiren belki de en önemli mesele. Hayatımızda neleri - Allah korusun- puta dönüştürme eğilimindeyiz? Çocuklarımızı mı, işimizi mi, kişileri mi, partileri mi diye durup adam akıllı düşünmek hepimizin üzerinde bir vazife... Elinize, kaleminize sağlık. Teşekkürler. Programınızı izleyeceğim inşallah.

sukru

23 Mayıs 2020 12:16

Alkan isimli yorum yazan kardeşim.Tayyip bizzat kendisi söylemedimi ben insanım,hata yapabilirim.Hatta yanılmışım Allah affetsin sözünü söylemedimi.Ama k.k.Ne dedi,Böyle söz olurmu,ne demek aldatıldım,senin böyle bir hakkın yok demedimi.Adamlar alışmışlar putpetestliğe terkedemiyorlar bir türlü.Biz tayyibin hatalarınıda doğrularınıda biliyoruz ve doğruları daha ağır bastığı için seviyoruz onu.Tayyibi kim putlaştırmaya çalışırsa onun karşısındayız.Biz onu halis bir kul olduğu için seviyoruz,Bu kadarına,da hakkımız vardır sanırım.

Yusuf can

23 Mayıs 2020 11:33

Ezanin arapcafan cikarmaya cakisan zavallilar neyin pesindesin ezan turkce okunsa namaza gekecek sanki sen putuna tap ha birdr su u calusmiyan yukaridaki yuvarlak organlati uz ister sokun ister sokmayin olum melegi geldiginde emaneti aldiginda bu dunyada Bildigi iz butun İZM let yok oluyor hesap basliyor orada sorarsin ezanun niye turkce okumpnmadigini

Zasus, Lasus:

23 Mayıs 2020 10:50

Olmaz öyle şey tabii; dine zaten hiç girmemiş olanların dinden çıkmaları da nereden çıkıyor?

Alkan

23 Mayıs 2020 09:24

Sayın yazar abartı bir yerde durmazsa şayet sevilen bir puta dönüşe “ tedbirinizle bir dönem sol ve Kemalistlerle Atatürk abartılaştırıldı ve halende gümüzde bu abartı devam etmekte hatta geçtiniz dönemde bazı okullarda Atatürk heykeline secde eden öğrenci leri gördük gümüzde ise Erdoğan’a atfedilen ve aşırı sevgi öyle binoktaya gelmiştirki hata yapmaz yanlış yapmaz Erdoğan olmazsa yandık bittik ülke batar noktasına gelindi bir zamanlar Atatürk olmasaydı bizde olmazdık saçmalığına denk bir düşünce hz ömer ve halit binvelit döneminde halit bin Velid’in bütün savaşları kazanması Allahtan değilde halit binvelidden bilinmesi noktasına gelince hz ömer halit bin Velid’i görevden alı ve sefer Çıkan ordunun başına sıradan bir müslümanı komutan atar ve okomutanlada savaş kazanılır Zafer kişilere değil Allahtan beklenmelidir cahiliye döneminde puttan helva yapanlar acıkınca yedikleri gibi..

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle