--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eğitim de ‘Bugün Aslında Dündü’

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
26

Çocuklar sandığımızdan çok daha ileri düzeyde bir algı kapasitesiyle doğuyorlar. Hayatı, kainatı şaşırtıcı derece berrak bir zihinle yorumluyorlar. Bizim için şaşırtıcı ve ileri düzey sayılacak bu zihin onlarda bir standart. Talihsizlikleri ise, kendilerinden hem zeka, hem kapasite olarak çok düşük cahil ebevenylerle muhatap olmak. O ebenveynlerin son derece ilkel, zararlı, gayri insani eğitim sistemlerinin içine hapsolmak!  

Bunun ilgili bir anımı hatırlıyorum. Bir gün yolda yürürken, ilkokula daha başlamayan kızım şöyle bir soru sormuştu: “Kendimi, yüzümü, kim olduğumu göremiyorum. Ama sizi, insanları, başka şeyleri görebiliyorum. Neden kendimi göremiyorum? Yoksa gözlerim bana hayal mi kuruyor, beni kandırmaya mı çalışıyor?”  

Bu soruyu duyunca onu bir kenara oturtmuş, biraz şaşkınlık biraz da hayranlıkla o küçük ve güzel gözlerine bakakalmıştım. Bu sözleri bir yerlerden hatırlıyordum. Belleğim hemen birkaç isme ve kitaba gitmişti bile. Ama okuma yazma bilmeyen bir çocuğun o düşünceleri bilmesi mümkün değildi. Bu sözler hayatı anlamaya çalışan bir zihnin düşünceleri olabilirdi ancak. Şaşkınlığımın nedeni de bu idi.  

**** 

“Dünya benim tasavvurumdur...” 

 İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya’ adlı, kendisinden sonraki felsefeyi derinden etkilemiş kitabında Arthur Schopenhauer böyle söylüyordu:“Dünya benim tasavvurumdur.”  

İnsanda bu basiret başlamışsa kişinin güneşle değil güneşi gören gözle, toprakla değil toprağı hisseden elle temas edeceğini, yani dünyanın - kızımın da dediği gibi- onu tasavvur edene bağlı olarak var olduğunun açık hale geleceğini” söylüyor filozof.   

“Özne her şeyi idrak eden, fakat kendisi hiçbir şey tarafından idrak edilemeyendir” diyor.    

Filozofa göre dünya kişinin kendi tasarımıdır ve özne ile nesne arasında da kopmaz bir etkileşim vardır. Dünya bir tasarım dünyası olduğu için özne, yani, deneyimleyen olmadan deneyimlenen nesnenin varlığından söz edilemez.  

Schopenhauer’dan önce bu konuyu Descartes ve Berkeley de gündeme getirmişlerdi. Hatta aynı bağlam Planton’un idealar görüşünde de mevcuttu. Gazzali de gerçek bilginin kaynağının ne olabileceği ile ilgili akıl yürütürken gördüklerimiz üzerinden vardığımız bilginin yanıltıcılığı üzerinde durmuştu. İmam Maturidi ise, kızımın görüşünü eleştirmiş ve gördüklerimizin, gözlerimizin kurduğu hayal olamayacağını, somut, görünür gerçekliğin reddedilemeyeceğini söylemişti.  

Ama biliyorduk ki, felsefede sorular cevaplardan daha önemliydi. Öğrenme soruyla, anlama çabasıyla başlıyordu. Her şeyin temeli, soran, anlamak isteyen bir zihindi. Daha ilkokul çağındaki bir çocuk sahte bilgi yığınlarını atlayıp bir sıçrayışta bu seviyeye çıkarak gerçeğin kilidini kurcalıyor, saf düşüncenin ufuklarında dev gibi isimlerle yol alabiliyordu... 

 **** 

Çocukluğu büyüklerin diledikleri gibi yoğurup biçimlendirecekleri bir dönem kabul etme anlayışımızı yeniden ele almamız gerekiyor  

Sandığımızın aksine onlara verebileceğimiz çok az şey var. Ve bunların da çok azı bilgiyle ilgili. Öte yandan onlardan öğrenecek çok fazla şeyimiz var. Bizim elimizde bilgi varsa onlarda da taze, kalıplarla prangalanmamış bir muhakeme kabiliyeti, içtenlik ve yansızlık var 

7 yaşında bu soruları sorabilen çocuklara yapabileceğiniz en yararlı şey zihinlerine bilgi boca etmek değil, meraklarını yöneterek kendi başlarına düşünebilmeyi öğretmektir. Böylesi mühim bir işte çok dikkatli ve donanımlı olmak, alışıldık kalıpları bir kenara koymak zorundasınız. Çünkü her çocuk bambaşka bir doğayla, bambaşka bir kapasiteyle ve yetenekle dünyaya geliyor. Durum böyleyken, çocukları alışıldık kalıplardan uzak tutmamız gerekirken eğitim sistemimizleonları köhnemiş kalıplara sokarak doğalarını sakatlıyoruz. Oysa yolun başında hepsi bu tür surlarla başlıyorlar hayata.    

Çocuğun sonradan asla ulaşılamayacakbir zihinselgüce sahip olduğu bu dönem anlaşılacağı gibi yaşamın en değerli zamanı. Bu zaman yalnızca bir kez gelir ve çok kısadır. Onu iyi kullanmak bu fırsattan istifade etmek her toplumu güçlendirir. Bu fırsatı tepmek her toplumu pislik çukurlarındasüründürür.   

Ne güzel söylemişti Emile’de Fransız filozof Rousseau (Russo): “Sorunları çocuğun düzeyine uygun duruma getirin ve bırakın bunları kendisi çözsün. Bir şeyi siz ona söylediğiniz için değil kendisi anladığı için bilsin: Bilimi öğrenmesin icat etsin.Eğer bir gün zihnin yerine otoriteyi koyarsanız, artık düşünmeyecek yalnızca başkalarının düşüncesinin oyuncağı olacaktır.“  

Russo, “bilimi öğrenmesin, icat etsin” derken bugün bizim okullarda yöneldiğimiz hedef, bilimsel eğitim adı altında batının üstlüklerine meftun çocuklar yetiştirmek.  

En iyi ihtimalle batı ile büyülenmiş, hazır ezber bilgilerle sersemlemiş, “başkalarının düşüncelerinin oyuncağı” haline getirilmiş çocuklar.  

Kendilerine yepyeni bir medeniyet düzeyi yaratma hedefi değil, var olan medeniyeti takip etme görevi verilmiş, cüceleştirilmiş dev çocuklar!!!   

****  

Okullar yeniden açılırken, bir yandan büyük bir endişe ile okula başlayacak çocukları ve onların dağarcıklarındaki gün yüzü görmemiş tespitleri, bakış açılarını düşünüyorum. O zenginlik karşısında, insanoğluna bahşedilmiş bu büyük servet karşısında ürpermekten, kaygılanmaktan kendimi alamıyorum. Üstün vasıflı olanların daha vasıfsız olanlar tarafından eğitime tabi tutulacağı bir sistemin yeni dönemi büyük bir kedere sebep oluyor bende.  

Eski hastalıkları yeni kuşaklara bulaştıran bir eğitim anlayışını sürdürmek bindiğimiz dalı kesmekten farksız. Yeni bir yıl başlarken merak ediyorum, eğitim bakanlığımızın bu çocuklarla ilgili devrimci bir hazırlığı falan var mı? Yoksa bizim kopyalarımızdan üretecek bu sistemi daha uzun yıllar sürdürmeyi mi planlıyorlar? Bugünkü Türkiye’nin aynısından üretecek bir eğitim sistemi, hiç olmasa daha iyi. Bugünkünden çok mu memnunuz ki, yine bir benzerinden yapmaya çabalıyoruz.   

Bill Murray’nin oynadığı 93 yapımı ‘Bugün Aslında Dündü’ diye bir film vardı. Murray her sabah uyanıp dünün aynı olan bir gün yaşıyordu. Böylece birbirinin aynı günlerin içinde mahsur kalıyor, bu kısır döngünün içinden çıkmanın yolunu arıyordu. Çünkü her gün bir öncekinin aynıydı... Yaşadığımız aynen bu! Yarın da bugün gibi olacaksa, çocuklarımızın potansiyelleri yok edilecek ve bizim birer kopyamıza dönüşeceklerse bu kadar yorgunluğa, tantanaya, harcamaya ne gerek var?!

Yorumlar

(26)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Her düşünen akıllı,,her akıllıda düşünen olsaydı..

8 Eylül 2023 23:58

Düşünüyorum,,öyleyse "varım",,,demiş bir düşünür....Oda birşeymiki,,bende herşeyi sorguluyorum,,öyleyse "akıllıyım"..

Bari sadece şunu yayınla,,neyse işte diyen adam.

8 Eylül 2023 23:43

Zırva tevil götürmezmiş...bu "bilgiyi" öyle bir ezberleyeceğimki.....bir daha çoğu akıllı insan gibi,her zırvaya atlamamak gerektiğini asla unutmamak için....

Neyse diyorum..

8 Eylül 2023 23:35

Disleksi;zihin ve zeka karışıklığı,,niye hep böyleymiş ben şöyle olmasını istiyorum,,farklıyım ve bunu göstermeliyim,,sorguluyorum öyleyse varım,, anlam ve bütünleşik zırva,,karmaşa kaos,,,her yeri sardı,,,çocuklar derken taaaaa büyükleri bile daha çok sardı.."bilgi" çağında her bilgiyi sorgulama..neyse artık,,bir yazıda bunun için yazınız..

Zırva tevil götürmüyormuş,,bunu bilmek lazımmış..

8 Eylül 2023 23:23

Sorguluyormuş,,,bütüncül tümden gelim tüme gidim,,,Senin iyi bir sorgulanmaya ihtiyacın var...anlamak bu kadarmı zormuş konultuğuna bak,ukelalıkta sorguculuğunun yan etkisimi,,,zırvalamak bu kadarmı kolay peki..

Abdullah

8 Eylül 2023 20:22

* (Kişi sevdiği ile beraberdir) hadis-i şerifine göre, herkes bu dünyada kimi severse ahirette onunla beraber olacaktır. Lûtîlik ve sevicilerinden fiziken,zihnen,kalben uzak Müslümanlariz elhamdülillah....

neyse ya diyen adam

8 Eylül 2023 15:06

neyse bu yayınlanmasada olurda bir defa söze basit bir noktanın yeri için Birleşmiş Milletler kararımı gerekir diyerek nasıl başladın hayret Senin basit dediğin konuda yarının umudu denilen gençlere not veriliyor karne düzenleniyor ve bu durum zabıtanın biraz daha yavaş hapşırın beyefendi aksi halde bir ömür hayatınızı etkileyecek hapşırık notu vereceğim demesine benzemez hiçbir zabıta da öyle demez zaten veya o yarının umudu çocuklar bir nokta ile aferin alıyorlar hiçbir zabıta hapşırırken mendil çıkarana aferin demez

Neyse ya diyen adam

8 Eylül 2023 22:41

Madem sorgu "mutlak olarak" iyidir gerekli ve şarttır...zekanıda sorgulattır öğrencilere..

Sorguluyorsun öyleyse varsın mı.?

8 Eylül 2023 22:58

Senin EZBERİNDE; şuyuna buyuna küçüğüne büyüğüne enine boyuna önemine önemsizine bakmadan,,,herşeyi sorgu..!? Bunu yanınlayınız yazar bey..çünkü herşeyi sorguluyoruz diye bir tuhaf haller oldu ülkeye,,,okulda "bazı çocuklar" ders dinlemeyip ve sürekli sorguluyacağım işte sorgulayacağım,,diye ders işlettirmiyor..

Neyse diyen adam

8 Eylül 2023 23:14

Sen herşeyi sorguluyorsun ya,,seni kimse sorgulamamış,,,seni sorgulayım,,sana iyi gelir..o zaman olur olmaz herşeyi sorgulamayı bırakırsın.

şahlanıyor isek

8 Eylül 2023 14:39

benim yorumdan yeşil ışıkta geçiyoruz accıkkta mor ışıkla geçelim sonucunu çıkarmak ezberciliğin taaa kendisidir arkadaş ben ne diyommm sen ne diyon ben sana anlam ve zihinsel bütünlükten söz ediyorum mesela trafik işaretleri diyoruz bunu bir anlam bütünlüğüne oturtabilirsin fakat sen tutup yeşilleme işaretleri yada geçişe hazır olma kuralları falan dersen işte orada zihinsel parçalanma başlar bunu anlamak bu kadar mı zor biz de biliyoruz toplumların ortak değerleri olur görgü kuralları falan Fakat mesela bir zabıta yüksek sesle hapşırana bir ömür hayatını etkileyecek müeyyide koymak durumunda değildir oysa öğretmen not verir Bir nevi yargılama makamıdır ve Eğer bir toplumun bu kadar önemli ilişkileri içeren resmi prosedürü İmla kuralları noktalama işaretleri yazım kuralları gibi hangisini söylersen söyle pozisyonuna gelmişse önce nokta kelimesi üzerinden bir tavır geliştireceksin Ben çocuklar duvarları vurun kırın demedim ki neden bu kadar noktaya öncelik veriyoruz öğretmenmerinizden bir cevap bulmaya çalışın dedim

Şahlan anlam bütünlüğünde

8 Eylül 2023 22:21

Ben ne diyom sen ne diyommuş...senin ne dediğin belli değil..sorguluyorum öyleyse varım..iyi tamam sorgula,nokta niye üstte diye...şahlan..

Şahlanıyor isen

8 Eylül 2023 22:48

Öğretmensin galiba...milli eğitim işi neden batıyor anlaşılıyor..karşında öğrenci yok..çok akıllıymışta karşısındaki anlamıyormuş gibi tuhaf tuhaf konuşma,,verdiğin örnek tuhaf,açıklaması ondan tuhaf ve kaba ...sorgulama işi ile kafanı yoracaksan,neden bu kadar disleksi ve kaynaştırma öğrencisi patlaması oldu,,,onu sorgula..

Alfabeyi ezberlemesen okuman yazman bile olmayacaktı

8 Eylül 2023 23:03

Taaaaa sorguculukta sorguculuğun kendide taaa tamda budur...

Zırvayı herkes anlayamaz,bak bu doğru.

8 Eylül 2023 23:17

"Bunu anlamak bu kadarmı zor" dediğin şey,,zırva olduğu için evet..zor...

Hubeydullah

8 Eylül 2023 14:20

esas merak ettiğim amaç. ne istiyorsunuz mesela? "atatürk'ü sevmeyin. yaptıklarını görmeyin." gibi bir isteğiniz mi var? veya bunun size faydası ne olur?

10 yıl doldurulunca birden bilgi ve tecrübemi patlıyor

8 Eylül 2023 13:19

Uzmanlık ve başöğretmenlik ünvanları icat edildi ve 10 yılını dolduranlara taktim edildi,,Bu işin saha araştırması ile başarı hikayelerini duymak istiyor veliler...Onların gördüğü ise ve sorduklarında ise;aslında uzman,baş,düz hiç bir fark yok,,iş aslında ÇOCUĞUNUZDA BİTİYOR şeklinde oldu...!? Kim icat etti ise; sonuç ve raporlamasını neden yapıp bilgi vermiyor..Yaptık ve şu şu hedeflenen neticelere ulaştık diye...Saha araştırması yapılsa iyi olur.

Doğrusu...

8 Eylül 2023 12:58

Önce Dil-Dîn-Tarîh şuûru şarttır. Osmânlı Türkçesi orta öğretimde en az, yabancı bir dil olan İngilizce kadar öğretilmelidir, zîrâ yüksek İstanbul Türkçesi'ne tekrâr ancak böylece erişebiliriz...

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle