Doğu Guta İnsanlığın Son Sınav Yeri
Popüler kültür gözlerimizin önüne yalandan bir dünya istifleyerek acımasız gerçeği açık seçik görmemizi engelliyor.
Dizilerle yatıyor, magazin ve yarışma programlarıyla kalkıyoruz maalesef. Yalnızca onları konuşuyor, sadece onları dert ediyoruz.
Doğu Guta’da bir bebek annesinin gözleri önünde açlıktan can çekişirken biz İstanbullu Gelin’deki bir sahne için utanmadan gözyaşı dökebiliyoruz mesela. Ufak Tefek Cinayetler’deki adi entrikalara dalıp her şeyi unutabiliyoruz ya da… Veya ekranın karşısındaki safı sıklaştırmaktan hicap etmiyoruz…
Dünyanın ve özellikle Müslüman dünyasının bütün kahredici gerçekleri, sosyal medya hesaplarımızda ekranı kaydırırken göz ucuyla baktığımız can sıkıcı birer fotoğraftan ibaret ne yazık ki…
Oysa ne diyordu Hadis’i Şerif: “Birbirine karşı muhabbet ve merhamette, müminler bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olduğunda bütün vücut, rahatsız, uykusuz kalıp, onun tedavisi ile meşgul olduğu gibi, Müslümanlar da birbirlerinin yardımına koşmalıdır!”
Diziler, magazin hadiseleri ve survivor alemi son sürat dönmeye devam ederken Doğu Guta’da insanlık büyük bir sınav veriyor.
Tüm dünyada eğlencenin sesi o kadar açık ki müminlerin bir vücudun azaları olduğuna iman edenler haricinde kimse bu sınavın kaybedildiğinin farkında değil.
Bırakın onu, pek çok insan Doğu Guta’nın neresi olduğunu dahi bilmiyor.
Bilmeyenler için, Suriye’nin başkenti Şam’da 104 kilometrekarelik bir alanın adı Doğu Guta.
Bu 104 kilometrekarelik alanda yarısı çocuk olmak üzere 400 bin sivil yaşıyor.
Rejim güçlerinin havadan ve karadan varil, vakum, misket, sığınak delici bombalarıyla vurduğu Doğu Guta 5 yıldan daha uzun süredir korkunç bir abluka altında.
Bu abluka neticesinde son 3 ayda 700, son 3 günde 200’den fazla insan öldürüldü.
Bölgeye 1 senedir gıda ve tıbbi malzeme sokulamıyor.
Çocuklarda en sık görülen rahatsızlık, sürekli yere yığılmaları… Çünkü düşük kan şekeri önü alınmaz bayılmalara neden oluyor.
Bebekler atılan bombalarla ölmezlerse, sığınaklarda açlıktan ölüyorlar…
Şimdiye kadar tam 46 kez kimyasal silah kullanılan ve her gün 200 bomba atılan Doğu Guta bugün tamamen bir harabe…
Yerin üstünde yaşayabilme imkanı kalmadığı için insanlar çoluk çocuk yerin altında yaşam savaşı veriyorlar.
O tünellerde, kucağında bebeğiyle belirsiz bir geleceği bekleyen kardeşlerimizden biri, bizlere her biri içimize saplanan şu sözlerle sesleniyor:
“Her kim beni duyuyorsa…
Sizlere çağrıda bulunuyoruz.
Kendi evimde oturuyordum.
Evim bombalandı.
Allah’a şükür kurtulduk.
Kayınbabamın evine göçtük.
Üç gün sonra o ev de bombalandı.
Allah’a şükür oradan da kurtulduk.
Görümcemin evine göçtük.
O ev de fil bombalarıyla vuruldu.
Şu an yer altında sığınaklarda kalıyoruz.
Burada ışık, su, yemek…
Hiçbir şey yok!
Üzerine oturabileceğimiz bir hasır bile yok.
Üç gündür hiçbir şey yemeden duruyoruz.
Önce Allah’tan sonra sizden yardım talep ediyoruz.
Durumumuz anlatılır gibi değil…
Çocuklarımız ilaçsız, yemeksiz, sütsüz, mamasız…
Yiyecek hiçbir şeyimiz yok!!!
Birbirimizin etlerini mi yiyelim?
Bizler Müslüman’ız…
Allah’tan başka, siz kardeşlerimizden başka kimsemiz yok!
Bizler Müslüman’ız…
Birbirimizle ilgilenip destek olmalıyız…
Ne olur bizlere yardım edin.
Sizlerden başka kimimiz var ki?
Siz bizim Allah için kardeşlerimizsiniz…
La havle ve la kuvvete illa billah…”
Doğu Guta için maddi olarak yapabileceğimiz şeyler var. Bu konuda yardım kuruluşlarımızın çalışmalarına destek vermenin önemi çok ama çok büyük…
Manevi olarak yapılabilecekleri saymaya gerek var mı?
Hiç değilse kardeşlerimiz bombalar altındayken her türlü eğlenceden uzak durmaya çalışalım… Ne demişti Allah Resulü (SAV): “Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen, bizden değildir…”







