--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Deprem ve Bazı Bildik Şeyler

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
3

Deprem vesilesiyle bazı iyi yanlarımızı hatırlama, aksayan yanlarımızı da görme imkanımız oldu. Hakikaten yardım severliği heyecan boyutunda yaşayan bir milletmişiz.
Ama aynı zamanda heyecanla yapılan yardımlarımızın bir kısmının isabetli olmadığını da görmüş olduk bu süreçte. “Deprem bölgesine ilk ne gitmeli” gibi bir ajandamız, hazırlığımız, öncelikler listemiz yokmuş mesela.
Bir jeneratör ve hiltinin afet anlarında tırlar dolusu kıyafetten kat kat önemli olduğunu anladık.
Yardımsever ama bilinçsizmişiz.
Bilinçsiz bir coşkuyla hazırlanıp gönderilen yardımların, asıl yardımlara engel olabileceğini düşünememişiz.
Ayrıca yardımsever olduğu kadar içinde acımasız fırsatçılar, kan emiciler barındıran bir toplummuşuz. Deprem bölgesine yakın şehirlerde kiralar bir anda birkaç kat arttı bu fırsatçılar yüzünden.
“Teyitli” diyerek Twitter’da adres paylaşmanın, ne kadar iyi niyet taşırsa taşısın, yardım çalışmalarını sekteye uğratan bir şey olduğunu daha iyi anladık şu birkaç haftada. Olması gereken yardımı, olması gerektiği gibi yapmıyorsanız, iyi niyetli de olsanız, kötü bir şey yapmış oluyorsunuz. Yardım etmek profesyonellik gerektiriyormuş hep birlikte gördük.
6 Şubat depremiyle birlikte sanayi toplumu mimarisinin, yani fabrikanın/pazarın etrafından şekillenen çok katlı şehir mimarisinin insani olmadığını, toplu ölümlere davetiye çıkardığını, tarım alanlarını işgal etmenin ne kadar saçma olduğunu bir kez daha anladık.
****
Yeşilçam’da karikatürize edildiği gibi, bu ülkenin halkıyla zengini arasında her bakımdan büyük bir kast farkı varmış. Ve kastlar arasında derin uçurumlar varmış. Zengin sınıflar, halktan ve onun derdini anlamaktan uzaklarmış genel olarak.
Geçen hafta yapılan Türkiye Tek Yürek yardım programında gördük bunu. Yıllık milyarlarca lira /dolar ciro yapan şirketler bile, o cirolara göre çerez parası sayılacak yardımlarla yetindiler. 20-30 milyona ev satan holding, 20 milyonluk yardım yaptı milletin gözünün içine baka baka.
Beyaz sermaye zaten, “acı sizin acınız” der gibi olup biteni adeta seyretti. Halkın sırtından servet kazanan kast mensupları, en kötü gününde yüz üstü bıraktılar halkı. Muhalif siyasetçiler bile yardım konusunu çok ciddiye almamış olacaklar ki, birer maaş bağışlamakla, yani “sembolik” bir yardımla geçiştirdiler meseleyi.
Gördük ki halk olarak, deprem gibi ölümcül bir tehdidi o gelip bir şeyleri yıkmadan önce pek de ciddiye almıyormuşuz. Ev alırken baktığımız şeyler içinde ilk beşe bile girmiyormuş deprem. Evlerin estetik yanı, unvanı; depreme dayanıklılığından daha çok ilgilendiriyormuş bizi.
Olası afetler için bugünkünün hatalarından ders çıkarmış bir afet koordinasyon sistemi kurulması gerektiğini; bu sistemin içinde mahallelilerden oluşan arama kurtarma ekiplerinin oluşturulmasının gereklilik olduğunu anladık.
Bu ülkede siyasetin her şeyden ama her şeyden önce geldiğini, her şeyi belirlediğini, her niyete, her harekete sindiğini, birlik beraberlik gibi sloganların gerçekte pek de karşılığının olmadığını, yüzyılda bir olacak bir afette bile tek vücut olmanın imkansıza yakın olduğunu çıplak gözle gördük.
Ve bir şeyi daha… Yaşanan büyük yıkımın arkasında, on yıllardır sekmeden yapılan imar barışı gibi merkezi idare uygulamalarının payı olduğunu... Merkezi idarenin ve muhalefete ait belediyelerin deprem konusunda sanıldığı kadar hazırlıklı olmadıklarını, özellikle muhalefetin kentsel dönüşüm konusunda engel olmaktan, laf ebeliğinden öte bir şey yapmadığını tekrar anladık.
****
Pembe enseli Türk “okumuş” sınıfların, sınıfsal nefretlerini kusmak için afette bile fırsat kolladıklarını, dini, ictimai ve siyasi her unsuru bu nefreti boşaltmak için kullandıklarını gördük.
Sahip olduğumuz her şeyi kaybederek, Suriyeli mültecilere dönüşmemiz için kısacık bir anın yettiğini, yıkımlar yaşanmadan empati yapabilmenin ne kadar büyük bir erdem olduğunu anladık.
Ünlüsü ve ünsüzüyle seküler çevrelerin yemek yapıp dağıtmak, arama kurtarma yapmak, enkaz kaldırmak, yara sarmak, çadır kurmak, yetim başı okşamak gibi sahada yapılan yardım işleri için gereken sivil toplum kuruluşlarına ve özveriye sahip olmadıklarını tekrar müşahede ettik. Dahası böyle şeylerden özellikle uzak durduklarını, mümkünse ofis içi bir yardım çalışmasını tercih ettiklerini gözlemledik.
Dini referanslı sivil toplum kuruluşlarının ise bütün bu işlerde gayet güzel bir organizasyon ağına sahip olduklarını ve sayılarının bir hayli yüksek olduğunu gördük. Tek eksik belki de bütün sivil toplum kuruluşlarında İHH ve Beşir Derneği gibi arama kurtarma ekiplerinin olmamasıydı. Muhtemelen önümüzdeki zaman diliminde bu konuya daha fazla ağırlık verilecektir.
Depremin ortaya çıkardığı çok fazla gerçek var. Mantalitenizi değiştirin, diyor deprem. Şehirleri elverişli yerlere kurun, yönetmeliklere uyun, geleneksel mimarinizi mirasınızı tekrar gündeme alın, çevre bilinci oluşturun, kolonları keserek cinayet teşebbüs etmeyin, deprem olmadan önce önleminizi alın, şehirlerinizi afet durumlarını hesap ederek imar edin, idarecilerinize depreme yönelik ne yaptıklarını sorun…
Elbette daha bir çok gerçek var pay çıkarılacak. İnşallah üzerine aklı selim ile düşünülür.

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ADİL

21 Şubat 2023 11:03

ALİ OSMAN KARDEŞ ARTIK İŞİN PROFESYONELİ DİYE BIRAKALIM BİZ O DEDİĞİN PROFESYONELLERİ TÜRK TABİPLER BİRLİĞİNİ BAROLAR BİRLİĞİNİ BORSALAR TİC ODALARI ESNAF ODALARI ÇAĞDAŞ ATATÜRKÇÜLERİ SOSYETEYİ ÇAĞDAŞ YAŞAM SAYDA SAY BUNLARIN HEPSİNE KARŞIYIZ ARTIK ZENGİNE FAKİRE DE KARŞIYIZ ASIL OLAN BEYNİ ÇALIŞAN İMANI OLAN VİCDANI OLAN ÜLKESİNİ SEVEN İLLETİNİ SEVEN KENDİ DEĞERLERİNİ SEVEN DEVLETİİN EN ALTINDAN BAŞLAAK ÜZERE.. ALLAHA KULLUK YAPAN DEVLETİ VE MİLLETİ İÇİN ÇALIŞAN, İŞİNİ BİLEN VE BEYNİ ÇALIŞAN LAR LAZIM BİRDE O KARİYER YAPANLAR VARYA ONLARDA KAPI DIŞARI EDİLELİ DEVLETTEN GİTSİN BABASININ ŞİRKETİNDE KARİYER YAPSIN

hız ne yana usta

21 Şubat 2023 10:18

ey okuyucu hergün vatan kurtarılan güzel ülkemde eger içinden bugunlük vatanı başkaları kurtarsın ben iktidarın sorumluluğuna da gönderme yapan (yeşilçamda çok işlenmiş kast vurgusuyla) ilk yazıyı bi kez daha okuyacagım diyorsan yalnız değilsin.. benzin koymayı unuttuk sözü hatırlatıldığında aabi öyle bir şey yok Devrim arabasının durmasının nedeeenleri başka demeden önce o sözün simgesel yanına bakabiliyorsan Eğer meşhur Huzur Sokağı romanının Yeşilçam versiyonu ve artık Merkez Medyayız versiyonunun çarpıştığını Üstelik birinin son teknolojik imkanlarla dizi yapıp Üstelik aynı isimle yapmasına rağmen Yeşilçamın sadakatini yakalayamadığını düşünüyorsan hele de Yeşilçam'ın bulduğu ismin birlik beraberlik vurgusu yüksek birleşen Yollar gibi bir isim olduğunu düşünüyorsan komünist birinin de beni yakıp yıkan Bir Nazar vardır demiş olabileceğini Dolayısıyla Yılmaz Güney'in film tarihinde hiç görülmemiş biçimde en heyecanlı sahnede sonradan izahına dair film ya da hayatındaki karelerde olmayışına bakıp ne demiş olabilirki tahminleri yapıyorsan dini hassasiyetle ekranlara yansadığını düşündüğümüz çok sayıda yayın arasında Hocam ben kimim ki mübarek isimleri ağzıma alayım gibi bir cümle kalıbının yıllar önce bir Yeşilçam filminde yer aldığını Necip Fazıl kısaküreke Resulullah'ın ismini niye az yazdığı sorulunca verdiği cevabı hatırlattığını Üstelik bir filmde kulağa söylenirse ne olur sorusuyla paslaşır gibi ortalığı Yakıp yıkan yanık bir ses Abdülhamit Han'ın yakınında yaşamış ise ne olmuştur sorusuyla birlikte tarihten seslenen gizli bir ses hüviyetine büründüğünü düşünüyorsan bu yorumunda Yeşilçam güzellemesi değil ekran yolculuğu yani ışığın ve sesin nakli ile gelen seçicilik ve hız yolculuğunun Yüzleşme çabası olduğunu düşünüyorsan bu arada az dan az gider mi Usta sorusuyla birlikte sayın yazarın eline sağlık

TOKİ yıkılmadı

21 Şubat 2023 08:47

Lüks pahalı süslü binalar yıkılırken.. ortadirek için yapılmış sade-basit TOKİ binalarının yıkılmadığını da gördük..

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle