Çifte standardın üç yüzü
Çifte standardın üç yüzü
ALİ OSMAN AYDIN
Necmi Sancak hatırı sayılır Filistin hassasiyeti olan bir film yönetmeni. Hatta küresel Sumud Filosuna bile katılmış. Çektiği filmle İKSV’den (İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan) ödül de almış. Tek ödülü de bu değil üstelik. 2024’te “Ayşe” filmiyle Altın Portakal’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü almış Sancak…
Eczacıbaşı Holding, İKSV ve İstanbul Modern’in İsrail ile işbirliği yapması üzerine sosyal medya hesabından anlamlı ve “sanatsal” bir protestoya imza atmış. Sancak: "Kazandığım en iyi film ödülünün artık hak ettiği yer burası: Çöp.” diyerek ödülünü çöpe atmış.
Necmi Sancak: “Dünyanın en önemli sanat kurumları İsrail’i boykot ederken, İstanbul’un en önemli sanat kurumu iş birliğini yüzsüzce açıklıyor. Sanat zulmü aklayamaz." diyor paylaşımında haklı olarak.
İsrail yanlısı Oracle firmasının kurucusu Larry Ellison’ın oğlu David Ellison, Skydance-Paramount birleşmesi ile Paramount ve CBS'nin başına geçmişti kısa bir süre önce.
Yani Hollywood’un köklü stüdyosu Siyonist bir ailenin eline geçmiş ve bu el değişimi çok konuşulmuştu.
Ellison işin başına geçer geçmez J.Bardem gibi Filistin’e açıktan destek veren Hollywood ünlülerinin kara listeye alındığını söylemişti.
İşte aynı Ellison’un Paramount şirketi, Necmi Sancak’ın Altın Portakal ve Kahire film festivalinde büyük başarı elde eden “Ayşe” adlı filminin dağıtım anlaşmasını, Sancak’ın Filistin’e destek vermesini öne sürerek tek taraflı olarak feshetti.
Siyonizm küçükten büyüğe, Filistin yanlısı tüm sesleri susturmak için gestapo gibi yöntemler izliyor. Utanılacak hiçbir şey yapmamış gibi mazlumlara ses olanları fişliyor, kara listelere alıyor, işsiz bırakıyorlar. Sanatçıları piyasadan silerek politik itaatsizliğin muhtemel sonuçlarını diğer sektör çalışanlarına gösteriyorlar.
Hal böyleyken Türkiye’nin en dikkate değer sanatsal kurumları Türkiye kamuoyunun bu konudaki tavrına rağmen bu karanlık lobi ile işbirliğine girişebiliyorlar. Bu kişilere hak ettikleri ikaz yapılacaktır diye düşünüyorum…
Sanat dünyasında Siyonist tekelin çok sert uygulamalarla terör estirdiği bir dönemde Sancak’ın protestosu çok anlamlı. Dilerim bu cesur protesto gaflet uykusuna yatmış sanat dünyasına da örnek olur.
Emperyal Aklın Çelişkileri
Trump şöyle demiş:
"Danimarka'nın hayranıyım... Ama biliyorsunuz, 500 yıl önce oraya bir geminin yanaşmış olması, o toprakların onlara ait olduğu anlamına gelmiyor."
Ama 500 yıl önce gemilerin Amerika kıtasına yanaşmış olması pekâlâ Amerika’yı Amerikalıların malı yapıyor.
Amerikalılara tanınan bu ayrıcalık neden Danimarkalılara tanınmıyor? Bu emperyalizmin alışıldık çifte standardının tipik bir örneği işte. Emperyalizm yemeyi kafaya koyduğu için “suyu bulandırıyorsun” çekiyor Danimarka’ya. Tıpkı birkaç hafta önce Venezuela’ya yaptığı gibi.
Netanyahu şöyle demiş:
“İsrail, İran halkının özgürlük mücadelesini destekliyor ve masum sivillere yönelik toplu katliamları şiddetle kınıyor.”
Ve eklemiş:
“Pers milletinin yakında zorbalıktan kurtulmasını umut ediyoruz.”
Ne kadar insancıl bir söylem, değil mi!
Gazze Hükümeti Medya Ofisi'nin açıkladığı istatistiklere göre, İsrail tarafından Gazze’de:
• 150 devlet binası yıkıldı.
• 250 spor ve kültür tesisi yıkıldı.
• 208 tarihi ve arkeolojik alan yerle bir edildi.
• 700'den fazla su kuyusu imha edildi.
• 3.080 km elektrik şebekesi tahrip edildi.
• 400.000 metre su şebekesi tahrip edildi.
• 400.000 metre kanalizasyon şebekesi imha edildi.
• 2 milyondan metreden fazla yol tahrip edildi.
Bütün bu barbarlıklara bir yıl içinde imza atan adam, “İran halkının özgürlük mücadelesini destekliyor, sivillere yönelik şiddeti kınıyormuş”.
Bu konuşmaları utanmadan yapan emperyalizm insanlığı aptal zannediyor. İnsanlık güçsüz ama aptal değil. İnşallah güçlü olduğu zamanlar da gelecektir.