--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Biz, Batı’yla Er Geç Hesaplaşmak Zorundayız!”

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
19

“Kemal’in romanları, hakikatin emrindedirler. Zaten Kemal’i de, siyasi bir doktrine hapsetmek yanlış. Sağ ve sol tasnifi, o büyük ve coşkun yaratıcı için değil, ‘ulema-yı rüsum’umuzun mumyalaşmış kafaları için geçerli.” demişti Cemil Meriç, Kemal Tahir için ‘Bu Ülke’de.

Kemal Tahir, Sanat-Edebiyat Notaları’ında, “sanat da tıpkı sosyalizm gibi, eğer memleketinin tarihsel temelini bulup, bu temele sağlam basmazsa gelişemez.” der. “Bu yüzden sağlam dünya görüşlerine dayanan roman, uzun hazırlıklar ister.”

Tahir’in uzun hazırlıklar sonucu yazdığı ve resmi tarih çarpıtmalarını alaşağı eden o sert romanlarından biri de Yol Ayrımı’dır. Her zamanki gibi “memleketin gerçek tarihsel temellerini” ustalıkla açığa çıkarmaya çalışır yazar bu romanında da. Alternatif bir bakış açısı ile yaklaşır Yunan Savaşı, Kuvayı Milliye ve Osman’lının yıkılması gibi kritik meselelere… İşte o romandan, ilk okuduğum günden beri beni etkileyen bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Doktor Münir ve gazeteci Murat arasındaki bir konuşmada doktor Münir sorar:         “Düşündün mü hiç, bir dünya imparatorluğu nasıl tasfiye edilir?

— Nasıl mı? Basbayağı... Dış güçlerce yıkılır gider.

— "Nasıl yıkılır?" demiyorum. Nasıl tasfiye edilir? Bunun tekniği nedir, hukuk bakımından?

 — Bilmem! Hiç düşünmedim...

— Bir dünya imparatorluğu, yüzyıllar boyu, yüzlerce nesillerin birleşik gayretiyle, kanları, canları, malları pahasına doğmuş, kökleşmiş, gelişmiş, yaşatılmıştır. Tarihin bir döneminde, herhangi bir nesil, tek başına bu tasfiyeye karar verebilir mi? "Veririm" derse bu kararın meşruluğu hangi vesikalarla ispatlanır? Yani, bir imparatorluğun tasfiyesinde taraflar nasıl meydana gelir? Vekâletnameleri hangi noter tasdik eder, veraset ilamlarını hangi mahkemeler çıkarır? Buraları güzelce araştıracağız Murat oğlum! Bunları kurcalamanın sırasıdır. Çünkü biz kurcalamazsak, biri çıkıp kurcalayacak er- geç... Hem de, "Bunlar ne kansız heriflermiş yahu, yediden yetmişe!" diye mezarımıza tükürerek...

Durumun gerçeği şudur yavrum! 1908'in padişahçı ittihatçıları imparatorluğu yıktılar, 1923 Kuvayı Milliyecileri bir dünya imparatorluğunun miras hesaplarını tasfiyeye oturdular. Peki neydi tasfiye edilecek miras? Yedi yüz yıllık bir dünya imparatorluğu... Ne durumdaydı son zamanlarda bu imparatorluk acaba? O kadar uzağa gitmeyelim, 1908'de, ittihatçıların eline geçtiği zamanın durumunu soruyorum, yani, bundan tam yirmi iki yıl öncesinin durumunu...

— Durumu... Belli, Bağdat-Basra...

— Ne güzel belli! Dinle, 1908de, ittihatçıların ele geçirip on yıl içinde yıktığı imparatorluk, tam dört milyon üç yüz seksen üç bin kilometrekare toprağa sahipti.

— Yok canım! Var mıydı bu kadar?

— Hay hay! 1908'de Bosna-Hersek, Bulgaristan, Girit, Kıbrıs, Mısır, Tunus, Cezayir, Trablusgarp, Sudan çeşitli anlaşmalarla imparatorluk toprakları sayılıyordu. Sayıldığı için de nüfusumuz kırk üç milyonu aşkındı. Bu topraklar üzerinde malımız olan, yedi bin kilometre demiryolu döşeliydi. Dikkat et, dört yüz yıllık hilafetin bütün dünya islamları üzerindeki manevi haklarını katmıyorum. Tasfiye edilen miras Osmanlının sırf kılıç gücüyle vuruşarak aldığı, tarih boyu vuruşarak savunduğu mirastı. Evet oturuldu masaya... Karşımızda yirmi

iki devlet... Bilir misin, iki bölümde tamamlanan Lozan antlaşmasının bütün oturumları ne kadar sürmüştür?

— Hayır!

— Beş buçuk ay... Mahzenler dolusu arşivleri düşün, buradaki çeşitli anlaşmaları, bunlardaki incelikleri getir gözünün önüne... Delegelerimiz incelediler mi bunları? Kılı kırka yardılar mı? Hayır! Çünkü, İstanbul hükümeti delegeleri, yani asıl uzmanlar, bizim isteğimizle sokulmadı bu konuşmalara... Bu iyiliğimize karşı İngiliz Generali Harington'un teşekkürünü hatırlarım. Demek, dört milyon üç yüz seksen küsur kilometrekarelik bir imparatorluğun yedi yüz yıllık hesapları tasfiye edildi beş ay içinde... Buna tasfiye denmez. Mirası reddettik, hem de borçlarından bir kısmını kabul ederek reddettik. Değil bir dünya imparatorluğunun mirası, bir mahalle bakkalının mirası bile, bizim bugünkü mahkeme usullerimiz göz önüne getirilirse, bu kadar kısa zamanda tasfiye edilip karara bağlanamaz.

Ne yapabilirdik peki? Savunulur muydu 1923' lerde, imparatorluğun bütün tarihsel hakları silahla?.. Nasıl güç yetirirdik bu kadar zorlu düşmanlara?

— Haklar her zaman silahla savunulmaz. Hakkımız olanlara önce mutlaka sahip çıkardık. Fırsat kollayarak beklerdik. Sırası geldikçe yeniden pazarlık teklif ederdik. Hesaplaşma isterdik. Güç yetmeye geldi mi, elimizden zorla alınanı zorla geri alamazdık belki ama, bize zorla da "bağışladık" dedirtemezlerdi. Diyelim ki, bıçağın altına yatırdılar da dedirttiler, hatta işkenceyle bir şeyler de imzalattılar. Böyle anlaşmalar kişiler arasında da, toplumlar arasında da, bütün tarih boyu geçerli sayılmamıştır. İlk fırsatta böyle bir imza reddedilir. İşkencecilerin yakasına sarılınır. Yoksa, bu durumda, "Yurtta sulh, cihanda sulh" diye şişinerek dolaşılmaz. Yunan, üst üste yenildiği halde, "Megalo İdea"dan vazgeçiyor mu? Bir milletin tarihsel istekleri, tarih süresi ölçüsünde elde edilir. Yunanlılar, çeşitli zamanlarda, Oniki Adalar'ı, Kıbrıs'ı istediler, bazı fırsatlardan yararlanarak sözler de aldılar. Şimdi, fırsat elverdikçe bunları kazanmaya çalışacaklar. Nitekim, Anadolu'da yenildikleri halde, Lozan'da Batı Trakya'yı bizden almayı bile başardılar, sanki biz yenilmişiz gibi... Böyledir, milletlerin milli amaçlarına varmaları... Kurtuluş iki türlü olur: Ya bütün haklarını en son zerresine kadar koruyarak kurtulursun, ki gerçek kurtuluş budur. Ya da haklarından birçoklarını vererek kurtulursun! Bu da bir kurtuluştur ama, öyle pek öğünülecek, kaşınılacak çeşitten sayılmaz. Hele rejim değişmelerinin tarihsel haklardan vazgeçmekle hiçbir ilintisi olamaz. Sözgelimi, bolşevikler, Çarlık İmparatorluğuna pekâlâ sahip çıktılar. Nitekim, Fransa Cumhuriyetçileri de kendilerinden önce, kendilerinden sonra çeşitli krallarının kurmuş oldukları imparatorluğu rejim değiştirdik bahanesiyle hiç kimseye bağışlamadılar.

— Aklım karıştı Münir amca... Mümkün olur muydu bir şeyler koparmak?

— Mümkün olsun olmasın isteyeceksin! Çünkü, vazgeçmeye, bağışlamaya hakkın yok!.. Babanın malı değil! Her fırsatta isterdik, dengine düşerse alırdık! Ama o zaman dünya içindeki yerimiz, güdeceğimiz politika, başka türlü olurdu: Tarihte birikmiş haklar böyle aranır. Dünyada çok az milletin eline geçmiştir bizimki kadar büyük tarih birikimi... Eğer her millet ilk zorlukta, yüzyıllar boyu biriktirdiği haklarını kaldırıp atarsa, dünyada tarih diye bir şey kalmaz.

-Biraz düşündü:- Neden sana yenik düşmüş gibi geldi, bir tek adam karşısında, koca bir iktidar?.. Hem de askeri bir zafer kazanarak gelmiş bir iktidar? Çünkü, Anadolu-Yunan savaşı belletilmek istendiği gibi, bin yıllık tarihimizden ayrı bir Milli Kurtuluş Savaşı değildir. Bin yıldır süren Doğu-Batı boğuşmasının yüzlerce savaşlarından biri, hem de küçüklerinden biridir. Böyle bir savaşı kazanmak, bin yıllık tarihin biriktirdiği hesabı kapatmaya yetmez ki, iktidarı gerçek iktidar olsun, sağlamca sürdürülebilsin! Bir düşünsene... Osmanlı İmparatorluğu'nu kurup yaşatmış Anadolu halkları için, ne utandırıcı bir sözdür, Yunan savaşına Kurtuluş Savaşı demek... Bu savaşa, İstiklal Savaşı da, hâşâ, denemez! Çünkü biz, hiçbir zaman milli devletimizi yitirmedik. Hatta doğrusu istenirse, 1920-23 arasında bizim bir değil, iki devletimiz vardı. Bir dönemde sözler bu kadar karıştı mı, dikkat ister!

-Bir zaman kederle gülümedi:-Siz cumhuriyet çocukları, "Gözümüzü zaferde açtık" avuntusundasınız. Şimdi umulmaz yerlerde beklenmez yenilgilerle karşılaşınca apışmayın!.. Biz, Batı’yla er-geç, ister istemez hesaplaşmak zorundayız! Bunu gerçekten yapmadıkça, Batıya hizmet teklif etmekle belayı başımızdan defleyemeyiz!.. Bunu böyle bilesin, Gazeteci Murat! İşini ona göre tutasın!”

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Taliban cozum mu ?

22 Temmuz 2022 21:32

'Göktuğ Ergenekon" rumuzlu bize bunu yutturmaya calisiyor !!

Cemal Hüseyin Çağlar

22 Temmuz 2022 20:01

sevgili aydın kardeşim; dosdoğru müslümanlara inanır ve güvenirim bugün, yarın, öbürgün ve kıyamete kadar.. osmanlı’mızı ah’lar yıktı.. bu gidişle (allah korusun) türkiye’mizi de ah’lar yıkacak.. padişahlarımız, kendilerini en hayırlı görmüşler ki evlat, kardeş, aile yakınlarını öldürmüşler ve vezirleri, sadrazamları da.. 

Ukrayna Savasi ..

22 Temmuz 2022 19:46

Biraz da konu degisikligi olsun .. Acaba sayin yazar savasin Turkiye uzerindeki etkisi icin ne dusunuyor ? Vesselam ..

Umut Ozkan .. Bati'ya Savas Aciyor .. !!

22 Temmuz 2022 19:25

Sen ne iciyorsun .. bize de soyle .. ogrenelim ..!!

Batıyla hesaplaşma

22 Temmuz 2022 19:22

20 sene önce batıyla hesaplaşacağız veya kanunlarına hayır diyeceğiz dense ülkenin hali ne olurdu? Afrika ülkeleri seviyesindeki ülkeyi daha aşağı indirirlerdi. O rezil duruma kim getirdi? Laik kemalist düzen. 1950ye kadar rezil sefil cahil bir ülke, 1950den sonra biraz kıpırdanma ama hiç yeterli değil. Demek ki rezil duruma kim getirmiş batının uşaklığını yapan rejim. Müslümanlara atmaya çalıştılar ama rejim islami mi? Karşılaştıracaklarsa abdülhamid devriyle karşılaştırsınlar. Abdülhamid devri bile bu düzeni her yönden geçer.

Umut Özkan

22 Temmuz 2022 15:25

Sene 1950.. Ezanı Muhammedi geri döndü.. âdeta tövbe edip yeniden müslüman oldu bu millet.. Batı-batıl ve onun Anadolu'daki şubesi kamalizm ile hesaplaşma başladı.. Sene 2020 Ayasofya açıldı.. batı taklitciliğinin-kamalizmin beli-kalemi.. resmi-manevi olarak kırıldı.. elhamdülillah.. Sırada 5816 var.. az kaldı.. çok az..

JALE ÖZSOY

22 Temmuz 2022 13:31

DÜSMANI DÜŞMANIN SILAHI ILE YENEBILIRSIN. YANİ BATIYLA HESAPLAŞMAN İÇİN ÖNCE BATIDA ÜRETILEN MÜSLÜMAN ULKELERİ VE ARAP ULKELERİNDE ÜRETILEMEYEN AKULLI TELEFON TV NANOTEKNOLOJI LAZER SANAYİ GPS ROBOTIK AMELIYAT MALZEMELERI ENDÜSTRİ MALZEMELERİ ILAÇ DIYALIZ MR TOMOGRAFI INSANSIZ ARAC UZAY TEKNOLOJILERINI URETECEK TEKNOLOJIYE ULASMAK LAZIM  

Kahya

22 Temmuz 2022 13:29

Hocam ak parti ab açılımı yapsa sn cumhurbaşkanımız Fransa Almanya çok iyi görüşmüş olsa bu kezde milliyetçilere ulusalcılara yıllarca Osmanlı masalları anlattınız dersiniz ..yani kısaca iktidar yönüne göre yazılan yazılar

Okuyucu

22 Temmuz 2022 13:09

Nerdeyse, niye kazandık bu savaşı diyeceksin Sevr ne güzel anlaşmaydi oysa değil mi sayın yazar

kurtham

22 Temmuz 2022 12:22

Umut Özkan...Hemen hemen standardize olmuş kalıp halindeki yorumların tek kelimeyle mükemmel...bunu bıkmadan usanmadan dağa taşa yazmaya devam..Helal olsun sana...

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle