--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bazı Kadınlar Şiddete Bayılıyor

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın

Reyting sonuçlarına göre pazartesi dizi seyreden insanların büyük kısmı Siyah Beyaz Aşk’taki zifaf görüntülerini izlemek için ekran başındaydı…

Laiki ve muhafazakarıyla bütün ülke, kaç bölümdür, bu rezaleti beklemişti çünkü…

Dolayısıyla tüm sosyal medya, zerre utanç duymadan, sevinçle ve coşkuyla bu sevişme görüntülerini konuştu…

Bense hiç bilmediğim bu dizinin ne anlattığını anlamak için birkaç bölümüne göz attım.

Ve göz atarken, dizinin başka bir yanı, yani, kadına şiddeti yücelten yanı özellikle dikkatimi çekti.

Dizide erkek karakter, hayatını tetikçilik yaparak kazanan bir katil olarak seçilmiş… Muhitinize yaklaştırmak istemeyeceğiniz serseri bir kişilik… Senaristler, karakteri kadınlar nezdinde acındırmak için de her zaman olduğu gibi zor geçen çocukluk klişelerine başvurmuşlar… Bu karakterin kapatması olan esas kız da eğitimli, hali vakti yerinde fakat silik mi silik bir pamuk prenses olarak tasvir edilmiş…

Dizideki erkek başrol oyuncusunun partnerine yaptıklarını izleyen 15 yaşlarındaki bir gencin, kadınların kendilerine hayvan gibi davranılmasından mutlu olan varlıklar olduğunu düşünmesi gayet muhtemel…

Kadının, zorbaca erkek davranışlarından romantizm çıkaracak kadar acınası bir duygusal muhtaçlık içinde olduğunu düşünmesi de öyle…

Farkındayım biraz ağır oluyor.

Ama ağırlık, çıkarım yaptığımız diziden, bizden değil…

Resmen trajik bir üçüncü sayfa haberinin dramatize edilmiş versiyonu bu dizi…

Hayvana talimat verir gibi bir kadına sürekli “İN! KALK! GİYİN! SOYUN! KES SESİNİ! denmesini; o kadının tartaklanmasını, kapısız yerlerde duş aldırılarak mahremiyetinin hiçe sayılmasını, özgürlüğünün bilinçli bir şekilde kısıtlanmasını romantizm olarak sunan bir diziden bahsediyoruz…

Kaçırılan, darp edilen kadınların yaşadığı dramın pek güzel bir şeymişçesine sunulduğu diziden…

Mesele şu ki, bazı kadınlar, bazı kadınların yaşadığı şiddet konusunda maalesef dürüst değiller…

Çünkü bu tür “şiddetli” aşk dizilerinin en büyük tüketicisi yine kadınlar.

Örnek olması açısından diziye ilişkin birkaç isim vereyim.

Dizinin senaryosu pek çok erkek egemen dizide parmağı olan Eylem Canpolat, Sema Ergenekon ikilisine ait…

Dizinin yapımcısı Lale Eren, Ayşe E. Durmaz.  

Drama koordinatörü, Emel Sakarya Aksoy.

Uygulayıcı Yapımcı ise Ebru Sakal.
Yani, beyniyle, ruhuyla ve omurgasıyla bir kadın işi, Siyah Beyaz Aşk…

Öyle erkekler tarafından ataerkil tahakkümü anlatmak için yapılmış bir dizi değil…

Bu da demek oluyor ki dizi aslında senaristler başta olmak üzere bir kısım kadınların hayal, duygu ve beklentilerini anlatıyor...

Görmek, yaşamak istedikleri fantazyaları…

Sosyal medyada dolaşanlarsa bu tezi güçlendiriyor.

Binlerce sosyal medya yorumunda kadınlar ağız birliği etmişçesine psikopat erkeklere bayıldıklarını ifade ediyorlar. Evet, şiddetten yakınan kadınlar!

Vatan Gazetesinin “dizi doktoru” da, ekranların tümüyle kadınlara ait olduğunu, güçlü erkek imajının yer aldığı dizileri aslında kadınların izlediğini ve kim ne derse desin “kadınların, vurup kıran maço erkeklerden hoşlandığını” söylüyor.

Sadece pazartesi akşamı yayımlanan dizilerdeki jönlerin karakterlerine bakarak bunun doğru olduğunu söyleyebiliriz. Zira jönlerden biri bir mafya üyesi, diğeri bir çetenin adi tetikçisi, diğeri de şiddet emekçisi bir asker

Partnerleriyle birlikte jönlerin hepsi de beyaz Türk…

E hani kadınları şiddetle baskılayan yobaz erkeklerdi?

Hani dizideki gibi laik kadınlar onurlarına, eşitlik haklarına, özgürlüklerine son derece düşkünlerdi?

Hani erkeğin kadına sırtını dönmesi bile şiddetti?

Ne oldu bu şiddet kriterlerine?

Lafa gelince şiddetten hoşlanmıyorsunuz.

Ama ekranda erkek şiddetini kutsuyor, sosyal medyada göklere çıkarıyorsunuz

Ama şunu unutmayın… Vurup öldürerek şiddet gösteren erkekler de tutkulu aşklarından yapıyorlar bunu, aşkları için aşıkları da dahil herkese şiddet uygulayabiliyorlar. Tıpkı dizidekiler gibi…

Bu dizilerle ne kadar çok insana, duygularını şiddetle ifade etmenin güzel ve şiddete maruz kalındığında bunu sevgi gösterisi olarak görmenin doğru olduğu mesajı verildiğini tahmin edebiliyor musunuz?

Şiddet sergileyen erkeğe “Sizin yaptığınızı ‘ayı’ bile yapmaz.” diyen KADEM, acaba aynı şeyi bu dizinin setinde söyleyebilir mi?

Yoksa oyuncularla selfi mi çekilirler?

“Kadına Şiddete Hayır” diyerek erkek düşmanlığı yapan Kadın Örgütlerimiz bu dizilerdeki açık şiddet sahneleriyle ilgili neden sessizler acaba?..

Yoksa onlar da mı bu dizileri keyifle izliyorlar?..

Kaçırılma, alıkonulma gibi şiddet dolu davranışların bir KATİL tarafından size, kızınıza, yakınlarınıza yapıldığını düşünün, yine de bu durumu romantik bulur muydunuz?

Bu diziye methiyeler düzen köşe yazarları,  twitter fenomenleri ve kadın izleyiciler bulur muydunuz?

Bulursanız sorun yok tabii, keyfini çıkarın…

Ama şiddeti yücelten bir diziyi protesto etmek yerine keyifle izleyip, sonra da “Kadına Şiddete Hayır” diye meydanlarda slogan atmak, tutarsızlıktan başka bir şey değil…

Bu dizileri izleyerek destek olmak, kadına şiddete azmettiricilik yapmaktır…

Bu dizileri izlemek, kadına yönelik taammüden şiddete yardım ve yataklık yapmaktır

Kadına şiddeti azmettirenleri ve taammüden işlenmesine ön ayak olanları o şiddet er geç bulur… Kendilerini değilse de bir yakınlarını bulur… Ama, illaki, bulur…

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle