Avrupa’nın Dini Eğitim Karnesine Bakın Siz!
Dini eğitim ve öğretim hakkı, din ve vicdan hürriyetinin bir gereğidir. Demokratik ve laik hemen her ülkede bu hak teminat altına alınmıştır.
Bu çok net. Bu net ama CHP ve onun hinterlandına yakın birileri bu net olan durumu bir türlü kabul etmiyor, etmek istemiyorlar. Sadece kabul etmemekle kalmıyor, dini eğitim veren okulları kamuoyu önünde o zehirli dilleriyle aşağılıyor, karalıyor, kötülüyorlar. Bunu da sanki medeni olmanın, laikliğin bir gereğiymiş; medeniyet dini eğitimi dışlayan bir şeymiş gibi sunuyorlar topluma.
Ve bunu ara vermeden yapıyorlar! Kinlerinden kuduruyorlar! Diyanetin sıbyan mekteplerine düşman siperlerine bakar gibi bakıyorlar. Öfkeyle, garazla… En son Sera Kadıgil adındaki, eski CHP milletvekili olan çakma militanın yaptığı gibi… Türkiye’de dini eğitim veren kurumlara bu kadar fütursuzca, kudurganca hakaret edilince, bize de cevap vermek düşüyor. Yoksa bizim de canımız edebiyattan, sanattan bahsetmek istiyor ama yapacak bir şey yok!
Dini eğitim konusunda ölçü olarak aldığımdan değil ama onlar bu Avrupa örnekliğini baz aldıkları için Avrupa’dan birkaç misalle din eğitimi konusunu ele almaya çalışacağım.
Biraz inceleyenler bilir ki, Almanya’da din hürriyetinden “pozitif hak” olarak söz edilir. Pozitif din hürriyeti, devletin, dinî kişiliğin rahat ve hür olarak gelişmesi için uygun bir sosyal düzen oluşturması demek. Alman Federal Anayasa Mahkemesi okullarda dua ve ibadete izin verilmesine, okulda ibadet etmek isteyen öğrencilerin haklarının korunması, ibadet ile dualara izin verilmemesine ise dindar öğrencilerin ibadet haklarının ihlâl edilmesi olarak bakıyor.
Mesela bizde devletin okullara dini simge ve ritüelleri sokmaması bir şart olarak kabul edilir, çünkü ancak böyle yaparsa devlet tarafsızlığını göstermiş olur laik çevrelere göre. Almanya’da bunun tersi bir şekilde devlet, dinî hayat yaşamak isteyenlerin inançları için bir yaşam alanı oluşturmak amacıyla adımlar attığı takdirde gerçek anlamda tarafsız olabileceğini varsayar. Bu farklılık üzerinde düşünmeye değer…
Çünkü Alman kanunlarını yazan idareye göre din eğitiminin kamusal okullardan dışlanması, din ve sekülerizm arasında tarafsız bir bölge meydana getirmiyor; aksine, din okullardan dışlanınca bu alanı sekülerizm dolduracağı için çocuklarına dini eğitim aldırmak isteyen aileler için bir dezavantaj oluşuyor.
Federal Anayasa Mahkemesine göre, “Dinî unsurların müfredattan ayıklanması, okulu tarafsız hâle getirmekten ziyade, okulun tabiatını dolaylı bir şekilde seküler hâle getirecektir. Seküler bir okulda, dinsiz ebeveynlerin çocukları istedikleri bir şekilde eğitim alırken, dindar ailelerin çocukları istedikleri eğitimi alamayacaklardır.” (Stephen V. Monsma-J. Christoper Soper, Çoğulculuğun Meydan Okuması Beş Demokraside Kilise ve Devlet, s. 190.)
Oysa Türkiye’de bir yapı ya da temsil, dini sembolden ne kadar arındırılırsa o kadar nötr olduğu düşünülür. En son bunu Üstün Dökmen’in başörtülü psikologlarla ilgili sözlerinde görmüştük…
Almanya’da anaokullarının büyük bir bölümü kiliselere ait. Devlete bağlı anaokullarında da dinî motifler sürekli kullanılıyor.
Bizde, “cemaatler eğitime müdahil oluyor” diye bir asılsız propaganda yapılıyor. Bırakın müdahil olmayı Almanya’da cemaatler anaokulundan üniversiteye kadar doğrudan eğitimin içindeler. Dini eğitim toplumun büyük kesimlerinin mensup oldukları cemaatlerin belirlemiş oldukları ana prensipler çerçevesinde veriliyor. Öğretmenin, din dersi verirken ilgili cemaat ile uyum içinde olması gerekiyor. Ayrıca öğretmen seçiminde öğrencilerin mezhepleri dikkate alınıyor. Hiçbir öğretmenin din dersi verirken, mezhep ya da din ile ilgili eleştirel veya saygısız bir tutum içine girerek, o mezhebe bağlı öğrencileri rencide etmesine izin verilmiyor. Daha ötesi devlete ait okullarda din dersi müfredatının hazırlanması, ders araç ve gereçlerinin tespiti, din dersini okutacak öğretmenlerin yeterlilik sınavı dinî cemaatlerce yapılıyor.
Belçika’da eğitim kurumlarının yarısından fazlası Katolik Kilisesinin elinde bulunuyor. Bir krallık olan Belçika’da “millî bayram” vb. devlet törenleri Katolik anlayışına uygun olarak kutlanıyor. Bir başka şey: İlk ve orta dereceli okul öğrencilerinin yarıdan fazlası, özel Katolik okullarında öğrenim görüyor. Okul öncesi, ilk ve ortaöğretimde özelikle Katolik okullarda öğrenciler ara sıra kiliseye götürülerek, onlara dinî ayinler yaptırılıyor. Bize şaşırtıcı gelecek ama Katolik anaokulu ve ilkokullarında dersler çoğunlukla dua ile başlıyor. Yine bu okullarda ve her sınıfta haç vb. dinî resim ve levhalar okul duvarlarını süslüyor. Yükseköğretim kurumlarının da yaklaşık yarısı Katolik Kilisesine bağlı.
Laiklik anlayışını benimsediğimiz Fransa’da İlkokul öğrencilerinin yaklaşık % 40-45’i Katolik din eğitimi alıyor. Özel okulların %95’i Katolik Kilisesi’ne bağlı.
Dini eğitim ile ilgili İngiltere özel bir yere sahip. Devlet başkanı yani Kral aynı zamanda Anglikan Kilisesinin de başkanı olduğu için din görevlilerinin atamasını yapıyor. İngiltere’de Kral Charles’in tahta çıkış seremonisinde de gördüğümüz gibi birçok devlet töreni dinî içerikli.
İngiltere’de Hıristiyan din eğitimi ve ibadeti, kanunî olarak zorunlu derslerden. 1944’de çıkarılan bir kanunî düzenleme gereğince, kamu okullarında zorunlu olarak her gün derslere Hıristiyan geleneklerine uygun bir şekilde dua ile başlanıyor.
361 ilkokul müdürünün katıldığı bir anket çalışması yapılmış Birleşik Krallıkta. Anket okullarda din eğitimi ve toplu duanın devamlılığı konusunda bazı veriler sunuyor. Ankete göre araştırmaya katılan müdürlerin % 90’ı toplu duanın okullarda yapılmaya devam etmesi gerektiğini düşünüyormuş.
İtalyada Katolik öğretisi, anaokulundan liseye kadar kilisenin doktrinlerine bağlı olarak bölge piskoposunun seçtiği öğretmenler tarafından her devlet okulunda okutuluyor. O Öğretmenlerin maaşlarını da devlet ödüyor.
Avrupa’da din öğretiminde mezhebe/dine dayalı ve mezhepler üstü olmak üzere iki dini eğitim yöntemi uygulanıyor.
Mezhebe/dine dayalı din öğretimi yaklaşımını uygulayan ülkeler, laiklerin gitmek için can attıkları ülkeler: Almanya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg, Portekiz ve Fransa’nın Alsace ve Moselle bölgeleri.
Mezhepler üstü din öğretimi metodunu, yani bizdeki “Din kültürü ve Ahlak bilgisi” dersinin karşılığı olan dersi uygulayan ülkeler ise: Danimarka, İngiltere, İsveç, Norveç Yunanistan.
Açık bir şekilde görüldüğü üzere Avrupa’da insanın en temel ihtiyaçlarından olan din eğitimi son derece olağan bir biçimde uygulanıyor. Laik çevreden bazı militanlaşmış kişilerin dini tedrisata saldırması büyük ölçüde Sovyet Rusya’sına ve Kemalizm’e özgü bir bağnazlıkla, din antipatisi ile ilgili. Unutmayalım Tevhidi Tedrisat kanunu sonrası din eğitimi yavaş yavaş kaldırılmıştı. “Aklı başında” hiçbir toplumda dini eğitim düşmanlığının bu kadar taraftarı olmaz. İnsanların çocuklarına istedikleri gibi dini eğitim aldırmaları en tabii haklarıdır. Vatandaşın bu tercihini “orta çağ anlayışı” şeklinde karalamak, kötülemekse kimsenin haddine değil. Haddinizi bilin!
Amerikalı her beş özel okuldan dördü dinî gruplar tarafından yönetilir. Bu tür okullarda normal derslerin yanı sıra müfredatın bir parçası olarak dinî dersler de verilir.45 ABD’de din eğitimi dinî cemaatler tarafından ve genellikle de Hıristiyan veya Yahudi geleneklerinde verilmektedir46. Çocuklara yönelik din eğitimi, dinî kuruluşlar ve çeşitli dinî cemaatler tarafından işletilen anaokulu aşamasında başlamakta; okul öncesi din eğitimi kilise teşkilâtı tarafından kurulan anaokullarında sürdürülmektedir. Kilise tarafından açılan Pazar Okulları çok yaygındır; bu Okullarda her yaştan çocuğa haftada bir gün bir saatlik din eğitimi verilmektedir.47 ABD’de cemaatlerin eğitim alanında önemli bir yeri ve etkinliği vardır. Kamu okullarının seküler yapısına karşılık özel okulların programında din dersleri de bulunmaktadır. Veliler çocuklarını bu okullara gönderirken, dinî eğitim alacağını da biliyor, çocuğunu bu okullara dinî eğitim de alması amacıyla gönderiyor.







