Afrin, Ünlüler ve Timsah Gözyaşları
Kaç gündür sosyal medyada bir tartışmadır gidiyor…
Neymiş?
“Ünlüler de Afrin Harekatına destek versin”miş…
Neden?
Afrin Harekatına giden askerlerin, operasyonu yöneten komutanların, ordumuza dua eden milyonlarca vatandaşın bu kirli topluluğun desteğine ihtiyacı mı var?
Sanki varmış gibi, bir takım kanallarda, bazı internet sitelerinde ünlülerin hesapları, özellikle vatandaşa gösterilerek operasyona destek olup olmadıkları sorgulanıyor.
Toplumsal hissiyata onların da katılması isteniyor.
Neden zorluyorsunuz ki?
Bence hiç gerek yok!
Hatta katılmamaları çok daha iyi…
POPÜLER KÜLTÜR EYYAMCILIĞINA İHTİYACIMIZ YOK
Değerli okurlar, açıkça ifade etmek gerekiyor ki, popüler kültür ürünleriyle haşır neşir insanları duyguları itibariyle “sahte” buluyorum.
Onların göz yaşlarına, acılarına, sevinçlerine, öfkelerine inanmıyorum, inanamıyorum…
Onların davranışlarını, duygularını belirleyen şeyin, popüler kültürün propagandası olduğunu, bu kişilerin günde on saat popüler kültür uyuşturucusu aldıkları için duygusal narkozdan kurutulamadıklarını düşünüyorum.
Bu kişileri toplama bilgisayarlar gibi kabul ediyorum.
Kişiliklerini oluşturan unsurların doğalarından değil izledikleri filmlerden ya da hayranı oldukları ünlülerden devşirme olduğuna inanıyorum.
Popüler kültür bağımlıları için bunları düşündüğüm gibi bu kültürün askerleri olan ünlüler için de benzer şeyleri düşünüyorum. Onların, aynı sahteliğin pazarlayıcısı olduklarını biliyor ve onlara baktıkça zehir tacirlerinin kirli suretlerini görüyorum.
Örneğin biri, gösterime girecek filminin tanıtımı için çekilmiş kamuflajlı fotoğrafıyla, Afrin Harekatına dair paylaşım yapıyor. Kusura bakmayın ama ben Afrin Harekatının film reklamına alet edilmesine tahammül edemiyor ve öfkeme hakim olamıyorum.
Kimin vatansever olduğu ya da olmadığı umurumda bile değil.
Elimizde bunu ölçebileceğimiz bir şey yok elbette ama yine de bazı ünlülerin vatansever olabileceğine inanıyorum.
Fakat vatanlarını severken, o vatanı vatan yapan kadim kültüre de düşmanca yaklaştıklarını görüyorum.
Nereden mi?
Oynadıkları dizilerden, yazdıklarını senaryolardan, müziklerinin saçtığı kirlilikten, temsilcisi oldukları işgalci kültürden, inşa ettikleri şeytani kariyerden…
Rol aldığın dizilerle içinde Allah, din, aile, gelenek olmayan; Batı tipi, zevke tapınan bir hayatın gençler arasında kökleşmesini sağlayacaksın…
Alkolün, gayri meşru ilişkilerin, sefihane hayatın, tüketim kültürünün göklere çıkarılmasına alet olacaksın…
Bu dizilerle aile değerlerine, anne ve babanın saygın rollerine, büyük geleneğe, ahlaki yasalara fütursuzca saldıracaksın…
Ve üstelik bütün bu cinayetleri daha çok para, daha çok popülarite için gözünü kırpmadan işleyeceksin…
Yani memleketin çocuklarına zehir satarak, kötülüğü sevdirerek kendine bir krallık kuracaksın…
Sonra da, “Mehmetçikler, dualarımız sizinle” diyerek toplumu gazlayacak “Ben de sizdenim” mesajı vereceksin…
Demet Akalın gibi hem Kerimcan’ı popüler yapmak için sahneye fırlayıp şarkı söyleyecek hem de Mehmetçiklerle ilgili paylaşım da bulunacaksın…
Ve o kadar idraksiz olacaksın ki yaptığın iki şey arasında herhangi bir çelişki görmeyeceksin…
Toplumunda bu samimiyetsizliğe inanmasını bekleyeceksin…
Yanılıyorsunuz…
İnsanlar sizin zihnen gayri milli bir topluluk olduğunuzu yavaş yavaş anlıyorlar.
Eserlerinizin ne kadar zehirli olduğuna her gün daha çok şahit oluyorlar.
Milletin ahlaki değerleriyle hiçbir irtibatınız olmadığını, aksine o değerlerin yıkıcısı olduğunuzu günbegün görüyorlar.
Türkiye gençliğini aptallaştırarak servet devşirme projesinin tetikçileri olduğunuzu idrak ediyorlar.
Popüler Kültür Narkozu etkisini kaybettikçe, toplum gerçeğe ayıldıkça, tezgahınız bozulacak inşallah…
Bu toplumu yıkan dışımızda ki düşman değil çünkü…
İşte görülüyor ki açık düşmana karşı pekala, muzafferane bir mücadele yürütülebiliyor. Toplum açık düşman karşısında birbirine kenetlenip ortak tutum sergileyebiliyor.
Ancak sizin Türk ve Müslüman görünümüyle her gün manevi bünyemize zerk ettiğiniz zehir toplumu dakika dakika benliğinden kopararak adeta bir canavara dönüştürüyor.
DEĞERLİ OKURLAR…
Ünlüler dünyası bizim kanserimiz…
İçin için manevi bünyemizi kemiriyor ve gürbüz görünümümüze rağmen bizi içerden öldürüyorlar.
Kültürü ve toplumsal ahlakı sabırla yok ediyorlar.
Ahlak ve kültür arasında kaçınılmaz bir ilişki söz konusudur.
Ahlaki değerler kültürü kültürel değerler de ahlakı etkiler.
Bu nedenle yaşamak için toprağa olduğu kadar kültürümüze, ahlakımıza da muhtacız.
Kültür ve ahlak, mayamızdır…
Bir milletin en büyük gücü sahip olduğu silahlar ya da teknik becerisi değil ahlaki vasıflarıdır.
Yıkılış anlarında toplumları yeniden, yeniden ayağa kaldıran güç işte budur…
Eğer bu ülkede yaşamaya devam edeceksek en az toprağı kadar kültürünü de savunmak zorundayız. Bu savunma, kendini bu topraklara ait hisseden herkesin boynunun borcudur… İlk savunmada ünlülere ve onların eserlerine karşı yapılmak durumundadır.







