“Üniversiteli gençler kıyma makinesine atılıyor” iftirası serbest mi olsun?
Sözcü’nün haberi: “Mayıs’ta kapanan şirket sayısı yüzde 259 arttı.”
Aynı haberin bir başka kutusunun başlığı:
“Kurulan işletme sayısı düşüyor.”
Aynı haberdeki bir spot:
“Derinleşen ekonomik krizin etkileri ile kapanan işletme sayısı bu yılın ocak-mayıs döneminde, geçen yıla göre katlanarak büyüyor!”
Anladığımız şu: “Ölmüşüz, ağlayanımız yok!”
Cumhuriyet’teki haber, birazcık daha düşük iddialı:
“Kapanan şirketlerde büyük artış”
Haberin içinde de, kurulan şirket sayıları ile ilgili tek bir bilgi verilmeden, kapanan veya tasfiyeye giren şirketlerin uzun uzun kıyaslamaları yapılıyor..
“Etik yasası çıkartmak istedim, başbakanlıktan alındım, partiden kovuldum” diyen Ahmet Davutoğlu’nun gazetesinin başlığı ise şöyle:
“Şirketler art arda kapandı.”
Spotunda ise, şu bilgi (!) var:
“TOBB Mayıs ayına ilişkin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerine göre, geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla kapanan şirket sayısında % 259,7, gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 122,2 artış yaşandı.”
“Önce Ahlak ve Maneviyat” düsturu ile hareket etmesi gereken Milli Gazete ise, “Kapananlar 1 yılda % 259 arttı” başlığı altında, “TOBB kapanan ve kurulan şirket sayılarını açıkladı. Şirketler kapılarına kilit vuruyor” spotunu koymuşlar.
Dolayısı ile sanıyorsunuz ki, ahirete inandıklarını söyleyen bu kardeşlerimiz, kurulan ve kapanan şirketlerin tüm sayılarını size net olarak verecek..
Birinci sayfasında yok.
Biz de zorunlu olarak devamına bakıyoruz..
Kapanan kooperatif sayısını yazmış, kapanan gerçek kişi ticari işletmeyi yazmış..
Ama kurulan şirket sayısını, devam sayfasının spotunda da hiç vermemiş..
"Belki haberin içinde vardır" diye baktım..
Evet vermişler.. Üç yerde “kurulan” kelimesi geçiyor..
Onlarda da.. Bir önceki aya göre oranlama kıyası yapmışlar.
Sosyalistlerden, komünistlerden, “faiz haram mı? hah hah ha” diyerek ayetle alay edenlerden övgüyü hakketmişler..
Şimdi gelelim, gerçeklere..
TOBB’un kendi resmi açıklamasından birebir alıntılıyorum.
Fazla ayrıntıya girmeyeyim..
2022 yılının tablosunu, kısa ve öz olarak vereyim..
% 259 demeden..Art ardarda algılar yapmadan..
Bir önceki aya göre rakamlar işime gelmiyorsa, geçen yılla, o işime gelmiyorsa, 5 aya göre, 5 ay işime gelmiyorsa A.Ş’ye göre.. O işime gelmiyorsa, ..
Öfff, sıkıldım.
Ben rakamları yalın bir şekilde vereyim. Siz yorumunu, kendiniz yaparsınız..
2022 yılında kurulan şirket sayısı: 53.344.
Yazı ile: Elliüçbin üçyüzkırkdört.
İçinde en yüksek sayı limited şirket, sonra anonim şirket, sonra kooperatif..
Ve sıkı durun. Bu da 2022 yılında kapanan şirket sayısı: 7.597!
Yazı ile: Yedibin beşyüzdoksanyedi.
53 bin yeni şirket kurulup, sadece 7 bin beşyüz şirketin kapandığı bir ülkeyi, solcusu ile, sağcısı ile, Milli Görüşçü geçineni ile, nasıl tanımlamışlar, gördünüz..
“Ülke büyüyor, nüfus artıyor, tabii ki şirket sayısı da artacak” diyebilirsiniz..
Ama, kurulan şirket sayısını, kapanan şirket sayısını net olarak vermeden, önceki aya göre, önceki yılın aynı ayına göre kıyaslamalar yaparak, halkı aldatmanın ne alemi var?
Kaldı ki, geçtiğimiz yıl, salgın döneminde olduğumuz için, rakamlar ne derece sıhhatlidir, o da ayrı bir konu..
Tam bu noktada, TBMM’de görüşülmekte olan yalan haber yasasına gelelim..
Benim kanaatim, somut örneklerini verdiğim yalan haberlerin yayınlanmasını, yeni yasa da önleyemez..
Solcusundan sağcısına, o sözde gazetecilerin hepsi, yukarda somut örneğini verdiğim profesyonel algı operasyonunda mahkemede şu savunmayı yapacaklardır:
“Kurulan şirket sayısını vermeye mecbur muyum? Ben kapanan şirketleri vermeyi tercih ettim. Açılan şirket sayısını da siz verirsiniz. Ben rakamları değiştirmedim ki!”
Vicdanen haklı değiller ama..
Kağıt üstünde haklı çıkarlar..
Ama bu savunmalarını, halkın dikkatine sunmak, aslında oynanmak istenen oyunları da ortaya koyması açısından faydalı olacaktır..
Fakat benim yeni yasa ile önemsediğim esas husus şu:
Bu ülkede, 1960 darbesi öncesinde, “Üniversite öğrencileri Başbakan Menderes’in emri ile öldürülüyor, cesetler önce kıyma makinesinden geçiriliyor, sonra da asfaltların altına gömülüyor..” yalanları atılmıştı..
Bugün, bu yalan aynı şekilde söylense, ne ile cezalandıracaksınız?
1960 darbesi sırasında ortaya atılan “Menderes ve bakanları, tonlarca altın ile yurtdışına kaçarken yakalandılar” yalanı, solcusu-sağcısı, dindarı-ateisti herkesi bugün rahatsız etmiyor mu?
Eder..
Etmelidir.
“Bu yalan cezasız kalsın” diyen bir tek kişi olabilir mi?
Olamaz.
Ama, bununla ilgili kanun çıkarılmak istendiğinde, “Hayır, bu sansürdür” diyorlar..
Nasıl olacak peki, o yalanlar nasıl önlenecek?
Gezi isyanında, “Taksim’de polisin copladığı hamile kadın, çocuğunu düşürdü” yalanının cezasız kalmasını, kim isteyebilir?
Maalesef bu yalan söylendi..
Yüzbinlerce insan, bu yalana inanarak, çocuğu düşürülen hamile kadının hakkını gözetmek ve tepkisini ortaya koymak üzere sokağa çıktı..
Yani insanlar aldatıldı..
Gösterilerin daha fazla yaygınlaşması için, yalan üzerinden kurgular yapıldı..
Yine gezi isyanı sırasında, “İşte polis panzeri altında kalan gencin sırtı” denilerek, geziden 3 yıl önce Ege denizinde bir sürat motorunun çarptığı, denizde yüzen gencin sırtının fotoğrafını sosyal medyada yüzbinlerce kişiye ulaştırdılar..
Bu yalan sayesinde, onbinlerce insan, “Bu kadar da olmaz ama. Biz buna sessiz kalırsak, insanlığımızı yitiririz” dedi ve sokağa çıktı, gösterilere destek verdi..
Bu yalanın hesabı sorulabilindi mi?
Hayır..
28 Şubat öncesinde ve o süreç içindeki gazete manşetlerinden atılan yalanları hepiniz biliyorsunuz..
Erbakan Hoca’ya, “Uyuşturucu kaçakçılığı yaptı” iftirası atıldı..
Failleri ceza almadı..
Erbakan Hoca’ya, “Bir kişi öldürmesi için kiralık katil tuttu” iftirası atıldı..
Mahkemeler, para ile tutulmuş bir manyağın karakoldaki ifadesinin “Görünür gerçeklik” olduğuna hükmedip, iftiraya ceza vermedi..
Somut örnekleri çoğaltırım..
Ama lütfen..
CHP’sinden İP’ine kadar, SP’sinden DEVA’sına kadar “Dürüst siyaset” diyenler.. Bu iftiralara, yalanlara fırsat verecek şekilde, “yalan haber yayma”nın suç olmamasını isteyen açıklamalar yapmasınlar.. Halkı aldatmasınlar..
Facebook, Google, Twitter ve diğer sosyal medya platformlarının resmileşmesi ve vergi ödemeleri için yapılan 1.5 yıl önceki düzenlemeye “sansür geliyor” diye itiraz etmişlerdi.
Doğru mu çıktı? Hayır.
1,5 yıldır, bana bir tane sansür, bir tane engelleme gösterebilir misiniz?
Gösteremezsiniz!
Ama yabancı şirketlere kol kanat geren sözde milliyetçi İP’liler, alınlarına o lekeyi sürdürdüler..
Aynısını, bu kanunda bari, yapmasınlar.