Haşim ağabey söylesin, böyle hukuk güvenliği olur mu?
Haşim ağabey söylesin, böyle hukuk güvenliği olur mu?
ALİ KARAHASANOĞLU
Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç ağabey, kendisini dilimize doladık diye, sitem etmesin..
Bu ülkede hiç kimsenin ceberutluklara itiraz edemediği dönemde, başörtü yasağına, hem de Anayasa Mahkemesi’nde karşı çıkan bir büyüğümüzün, ahir ömründe yanlış tanınmasını istemem..
Refah Partisi içinden bazı isimlerin bile, “Hoca da biraz abarttı. Partinin kapatılması için her şeyi yaptı..” diyerek, hukuksuz işlemleri kabullendiği bir dönemde, Haşim Kılıç Anayasa Mahkemesi üyesi sıfatı ile “Kapatma anayasaya aykırıdır” oyu kullanan bir vicdanlı isim olarak gönlümüzde yer etmiş iken, kimsenin kendisine olumsuz değerlendirme yapmaması için, son dönemdeki sözlerini önemsiyor, tekrar tekrar gündeme taşıma ihtiyacı hissediyorum.
Ne demişti, son dönemler için Haşim ağabey:
“Hakimlerimiz korkutuldu, işadamı korkutuldu, üniversite hocaları korkutuldu. Korkutulmayan alan kalmadı.”
Eski günlerden değil.
28 Şubat sürecinden değil.
Eski yıllardan, hatta önceki aylardan da değil..
Dünkü ulusal medya organlarından bir haber aktaracağım..
Bakalım bu medya organlarının korkuttuğu, sindirdiği yargıyı, ses çıkarılamayan kalemşörlerin baskısını, Haşim ağabey nasıl yorumlayacak?
Sözcü gazetesinden aktarıyorum..
Yusuf Ziya Gümüşel Hocayı, artık hepiniz tanıyorsunuz..
Ömrünü Kur’an’a vakfetmiş bir isim.
Kızı ile imtihan oluyor..
Düşük yapan kızının girdiği bunalım sonucu, kendisine, “6 yaşında beni evlendirdi” diye iftira atıyor..
Bu iftira ulusal medya organlarında sabah akşam tekrarlanıyor.
En nihayetinde Yusuf Ziya hoca tutuklanıyor.
3,5 yıldır cezaevinde idi.
Yargıtay, “delilleri niye tam toplamadınız” dedi.
“Delil olarak kabul ettiğiniz ses kaydının hukuka aykırı elde edilip edilmediğini niye incelemedin” dedi..
“Evlenme tarihinde kızın 15 yaşını doldurup doldurmadığını aile içindeki şahitleri ayrı ayrı dinleyerek niye belgelemedin” dedi..
“Hastane kayıtlarına göre kızın yaşını belirlerken, nüfus sayımları gibi resmi kayıtları da hastane raporu gibi dikkate alıp, incelemen ve hastanedeki doğum öncesinde nüfus sayımında doğum tarihini ispatlayacak bir bilgi varsa, dikkate alman gerekirdi” dedi..
Ve tam 9 ayrı gerekçe ile önceki mahkumiyet kararını bozdu..
Bu ülkede adli ihtilafların en üst çözüm mercii olan Yargıtay, “6 yaşında evlendirme hususu sabit değil. 15 yaşın altında da evlendirildiğine dair kesin bir delil yok.. Bu konu tam aydınlığa kavuşturulmadan mahkumiyet verilmez.. Deliller toplanmalı.. Sonra bir karar verilmeli..” dedi..
Dahasını söyleyeyim..
Yargıtay ile bozma sebeplerinde aynı görüşe sahip olmayan İstinaf dairesi bile, “Ben müşteki kızın sunduğu ses kaydını zaten delil olarak görmedim.. Onun için hukuki delil midir, değil midir tartışması yapmadım. O zaten benim için de delil değil” dedi..
Ve “6 yaşında evlilik” hikayesi tümü ile çöktü..
Zaten aklı başında hiç kimse, “6 yaşında evlilik” iddiasına inanmamıştı, mahkemeler de bu akla ziyan iddianın yaşanmadığını tescilledi..
Ama Haşim Kılıç ağabeyin, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay gibi isimlerin davalarını kasıtla, “hakimler korkutuldu” diyerek, siyasi iktidarı adres gösteren açıklamasındaki tespitlerin aksine..
Hakimlerin kimler tarafından korkutulduğunu gösterircesine, Sözcü gazetesi, inadım inat, şu başlığı dün kullandı:
“Tarikatçılar 6 yaşındaki kızını evlendiren adamı tekbirlerle kahraman gibi karşıladı.”
Haydi Haşim ağabey..
Çık, aslanlar gibi haykır..
“Bu ülkede, medya hakimleri korkutuyor. İnsanları tutuklatıyor. Mahkemeler uzun süreli o korkmanın etkisinde kalıyor. En nihayetinde vicdanları yaralanıyor yeni bir karar veriyorlar ama. Takan yok. Medya organları yine kararı vermişler, hakimlerin aksine ‘6 yaşında evlendirilen’ diye hükmü vermişler, tekrar tekrar aynı ifadeyi kullanıyorlar. Böyle ülke olmaz. Böyle hukuk olmaz. Böyle medya olmaz” deyiver..
Haydi Haşim ağabey.
Seni göreyim.
28 Şubat sürecinde, kullandığın ayrık oylarda, nasıl laikçilere derslerini verdi isen.
O zamanki 28 Şubat destekçisi medya organlarına hakkettikleri tokatı ardı ardına yapıştırdı isen.
Şimdi de o medya organlarının devamı niteliğindeki gazetelere, televizyonlara, internet sitelerine, gazeteci kılıklı İslam karşıtlarına hakkettikleri dersi var..
Hayatı boyunca karakolun kapısından bile içeri girmemiş bir hocaefendi, 62 yaşında cezaevine giriyor. Hem de kızının iftirası sonucunda..
3,5 yıl cezaevinde kalıyor..
Tahliye olduğunda, sevenleri kendisini karşılıyor.
“Geçmiş olsun” diyorlar..
Hayatında kimseye haksızlık etmemiş, kimse ile mahkemelik olmamış bir hocaefendi, çok ağır bir imtihandan geçerken, ulusalcı medya organları ona tahliyeyi bile çok görüyorlar..
Ama..
Siyasi iktidarın alternatifi olması gereken, eksik yapılanları hatırlatması gereken muhalefetin duyarlı isimlerinden, bir tanesi bile çıkıp, “Bu iktidarı eleştiriyoruz ama. Bu medya organları ile de hiçbir yere gidemeyiz. Böyle rezillik olamaz.. Mahkemenin tescillediği bir vakıanın aksini, medya kuruluşları inadına inadına haber adı altında kamuoyuna pompalayamaz..” diyemiyorlar..
Haşim ağabey, “Bir tarafta Maliye Bakanı Körfez ülkelerinde para isterken TÜSİAD’ın başkanını gözaltına alındı bu ülkede. Böyle bir hukuk güvenliği sağlanır mı ülkede? Hukuk güvenliğinin sağlanmasının tek yolu bağımsız ve tarafsız bir yargının oluşmasından geçer.” diyor ama..
Yusuf Ziya hoca özelinde, “Mahkeme tahliye kararı veriyor.. Medya organları hâlâ, o kişiyi suçu sabit olmuş gibi anlatıyor. Bir başka sanıkta lekelenmeme hakkı diyorlar. Masumiyet karinesi diyorlar. Hakkında kesinleşen mahkumiyet kararı yok diyerek savunuyorlar. Ama dinndar bir kişiyi gördükleri zaman, kesinleşmiş mahkumiyet kararını boşverin, tahliye kararlarını bile tersinden okuyup, yine suçlamalarına devam ediyorlar. Böyle hukuk güvenliği olmaz” deyiver..
Haydi Haşim ağabey..
Üç günlük dünyada, ömrün boyunca laikçilere had bildirdin, onlara karşı dik duruş sergiledin..
Şu ömrü tamamlayıp emaneti teslim ettiğimizde, bizi son günlerimizle yad edecek insanlar, yanlış yapmasınlar..
Sizi, bizi, ahir ömrümüzdeki yanlış anlamalarla tescillemesinler..
Bu ülkede yargı bağımsız değil ise..
Önce medyaya karşı bağımsız değildir..
Bunu hep birlikte haykıralım..
Haydi Haşim ağabey..
28 Şubat zorbalarına haykırdığın gibi..
Bugün de onların artıklarına birlikte haykıralım..
Medyanın yargıyı baskı altına almasını halledersek..
Küçük küçük diğer baskılar var ise..
Onu çözmek kolay..
Biz vicdanlı insanlarız.
Biz ahirete inanan insanlarız.
Biz hiç kimseye haksızlık edilmesini istemeyiz..
Ama görüyorsunuz işte, 65 yaşındaki bir hocaya, “geçmiş olsun”u bile çok gören, “6 yaşındaki kızını evlendirdi” diye iftira atan medyaya, tek eleştiri getirmeden..
Alnı secdeli Cumhurbaşkanımızı eleştiriyorsunuz..
Ve hiç düşünmüyorsunuz..
Gerçekten bu ülkede hukuk güvenliği yok ise, medyadan korkup, onlar aleyhine konuşamıyoruz ama, otoriter dediğimiz Cumhurbaşkanından korkmuyor, onun aleyhine konuşabiliyoruz..
Bu nasıl iştir, Haşim ağabey..