G7 Zirvesi
G7 Zirvesi
AHMET VAROL
Eskiden -çok eskiden demek istemiyorum son zamanlara kadar- böyle dünyanın ekonomisine ayar veren devletlerin yöneticilerinin bir araya geldiği zirveler bayağı gündem oluşturuyordu. Ama G7 olarak isimlendirilen ittifakın son zirvesi ABD-İran Anlaşması’nın gölgesinde kaldı. Demek ki bu anlaşma G7 Zirvesi’ni de gölgede bırakacak kadar önemseniyor.
Ancak görüldüğü kadarıyla bu derece öne çıkarılmasının sebebi tüm dünyaya hükmetme iddiasındaki ABD’nin aslında şişirilmiş bir balon olduğunu ortaya çıkarmasıdır. Fakat asıl önemli olan siyonist işgal rejiminin de gerçekte ABD’nin ve onun güdümündeki emperyalist güçlerin bir kuyruğu olduğu, dolayısıyla onların yardım ve desteği olmadan ayakta durmasının mümkün olmadığı, bu durum karşısında İslam âleminin bu ura hâlâ tahammül etmek zorunda kalmasının bir anlamının olmadığı gerçeğinin de görülebilmesidir.
Biz, ABD-İran uzlaşmasıyla ilgili kanaat ve öngörülerimizi bir önceki yazımızda dile getirdiğimizden G7 Zirvesi’nin de çok fazla gölgede kalmaması ve bize alınmaması için bugünkü yazımızda onun üzerinde durmak istiyoruz.
G7 yani açık okunuşuyla Grup 7 ülkeleri dünya ekonomisinin %60’ına hâkim durumdaki zenginler kulübü. Bunlar da ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve Japonya’dan oluşuyor. Avrupa Birliği (AB) de bir çatı kurum olarak bu ittifaka üye sayılmaktadır. Dolayısıyla devlet olarak G7’ye üye olmayan AB üyesi ülkeler de bu kurum vasıtasıyla zirvelerinde temsil edilmekte, müzakerelere ve kararlara iştirak etme imkânı bulabilmektedir.
İlki 1975 yılında Fransa›da düzenlenen G7 zirvelerinin bu yıl elli ikincisi yine Fransa›nın Haute-Savoie bölgesindeki Évian-les-Bains kasabasında, Cenevre Gölü›nün Fransa kıyısında, İsviçre sınırına yakın bir konumda 15-17 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Fransa hem ev sahipliği hem de dönem başkanlığı yaptı.
Bu, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin katıldığı ilk G7 liderler zirvesiydi. Fransa, G7 dışından da ortak ülkeler davet etti. Böylece Évian Zirvesi’ne Brezilya, Mısır, Hindistan, Kenya ve Güney Kore katıldı. Ayrıca Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Ukrayna ve BAE temsilcileri de davetliydi. Suriye’nin katılımı, ülkenin bir G7 zirvesine ilk kez katılması anlamına geliyordu. Ancak üye olmayan ülkeler bir tür gözlemci gibi katılıyor; ele alınan konularda görüşmelere bilgi ve tecrübeleriyle iştirak edebiliyorlar.
Macron’un başkanlığında Fransa, zirvenin önceliğini küresel ekonomik dengesizliklerin azaltılması olarak belirlemişti. Sanayide aşırı kapasite, yetersiz yatırım, aşırı borçluluk ve regülasyon eksikliği gibi konulara dikkat çekildi.
Ukrayna konusu zirvenin merkezindeydi. Zelenski’nin de katıldığı zirvede G7 liderleri Ukrayna’ya hava savunma ekipmanı sevkiyatını artırmayı kararlaştırdı ve fosil yakıt gelirleri dahil olmak üzere yaptırımları güçlendirerek “Rus savaş ekonomisi üzerindeki baskıyı artırma” konusunda anlaştı. Macron, Trump’ın Putin’in barışla ilgilenmediğini anladığını belirterek ABD’nin Ukrayna’ya yaklaşımında “çok derin bir değişim” olduğunu iddia etti.
Kapanışta yayımlanan ortak bildiride makroekonomik dengesizlikler konusunda, özellikle Çin’e işaret edilerek “büyük ve kalıcı dış fazlalara sahip ülkelerin” iç büyüme kaynaklarını güçlendirmesi ve olumsuz yansımaları olan “bozucu politikalardan” kaçınması istendi. Ancak somut adımlar net biçimde belirtilmedi.
Diğer başlıklar arasında çocukların dijital ortamda korunması, kritik minerallerde bağımlılığın azaltılması, deniz limanları arası iş birliğiyle uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve uluslararası ortaklıkların güçlendirilmesi yer aldı.
Zirvede G7, olası bir Ebola sağlık kriziyle mücadele için BM çabalarıyla uyumlu olarak bir milyar doların üzerinde fon taahhüt etti. Bu zirve aynı zamanda kanserle mücadeleyi öncelik haline getiren ilk G7 liderler zirvesi oldu.
Macron kapanıştaki basın toplantısında zirveyi “nesnel açıdan bir başarı” ve liderler arasında “birlik, nitelikli tartışma ve gerçek bir iş birliği anı” olarak tanımladı.