• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

Tevhidin delillerine tefekküri bir bakış!!!

19 Haziran 2026
A


Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

Tevhidin delillerine tefekküri bir bakış!!!

AHMET MARANKİ 

Cuma tefekkürü!

Rahman, Rahîm olan Allah’ın adıyla,

De ki: Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah’la beraber başka ilâhlar olsaydı, o zaman o ilâhlar Arş’ın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için elbette bir yol ararlardı. (İsrâ Sûresi, 17:42.)

Allah, onların söylediği her türlü eksiklikten münezzehtir; son derece yüce ve uludur. (İsrâ Sûresi, 17:43.)

Yedi gökle yer ve içindeki her şey O’nu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki, O’nu övüp tesbih etmesin; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki O, Halîm’dir (ceza vermekte acele etmez); Gafur’dur (günahları çokça bağışlayandır) (İsrâ Sûresi, 17:44.)


Bil ki: Muhakkak, “Lâ ilâhe illallah”, “Allah’tan başka ilâh (tanrı/tapınılacak güç) yoktur.” 


Evet, o Hizbü’l-Ekber’deki âyât, bütün Resâil-i Nûriye’nin ruhu, esâsı, madeni, üstâdı ve güneşidir.

“Hizb-ül Kur’ân-ül Muazzam’ın hem fevkalâde ehemmiyeti, hem fâideleri; hem okumasında hiçbir vesvesenin gelmemesi, hem bütün Kur’ân’ın en sevablı âyetlerinin ihtivası, hem Risale-i Nuriye’nin bütün esaslarını ve hakikatlarını cem’etmesi, hem herkese, hususan her vakit bütün Kur’ânı okumağa fırsat bulamayan ve hâfız olmayanlara tamam Kur’ân’ın bir nümune-i kudsîsi; hem tamam Kur’ân’ın tevâfuklu tab’ında bir misal-i musaggarı ve müjdecisi; hem maddî ve lafzî ve manevî parlak bir i’câz göstermesi gibi, pek çok hasiyetleri var.”

LA İLAHE İLLALLAH VİRD’İ!!!


“Lâ ilâhe illallah”, “Allah’tan başka ilâh (tanrı/tapınılacak güç) yoktur” anlamına gelir. İslam inancındaki en temel cümle olup, Allah’ın birliğini ve tekliğini kabul etmeyi hülasa Tevhidi ifade eder.

LA İLAHE İLLALLAH VİRD’İ İMANI KUVVETLENDİRİR!!

Hülasatü’l Hülasa: Bu vird ile alakalı Bediüzzaman şunları söylemiştir: “Size yazmıştım ki, nasıl Hizb-i Nûriye, Risâle-i Nûr’un ve Âyetü’l-Kübrâ’nın bir hulâsasıdır. Öyle de on dakika zarfında Hizb-i Nûriye’nin bir hulâsası, bu Ramazân-ı Şerîf’in feyzînden ve Ramazân’da te’lîf edilen ve yeni intişâr eden Ramazâniye Risâlesi olan Âyetü’l-Kübrâ’nın otuz üç mertebe-i vücûb ve vücûd ve tevhîd otuz üç elsine-i külliye ile tezâhür ettiği gibi, rûh ve hayâl ve kalp o noktadan öyle bir inbisât ve inkişâf etti ki, her bir mertebenin söylediği  “ la ilahe illallah “şehâdetini dediğim vakit, o küllî lisân, benim oluyor gibi azametli bir tevhîd hissettiğimden, Âyetü’l-Kübrâ, güneş gibi îmân nûrlarını rûhlara telkîn edebilir, şeksiz şüphesiz kanâat ettim ve gördüm ve İmâm-ı Alî’nin (ra) ona verdiği ehemmiyetin sırrını bildim.”


Bunu okumak düşünmek ve tefekkür etmek imanı kuvvetlendirir!

Biz de bu cuma vaktinde Allah (cc)’nin İLİM VE KUDRET SIFATINA

Bir manada kapı aralayarak; “Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.” (Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310)


Hadisini dikkatlere veriyoruz!!!

Zihni, bir saat Allah’ın azametiyle meşgul etmek, onun isim ve sıfatlarının kâinattaki yansımalarına çevirmek, Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde çizilmiş hukukullah ve hukuku’l-ibad (Allah ve kul hakkı) konusundaki taksiratını düşünmek, bir yıl nafile ibadet yapmaktan daha hayırlıdır.

Kişilerin ilmi, takvası, aklı, marifeti ve tefekkür kapasitesinin bunda büyük rolü vardır.

Bediüzzaman: “Risale-i Nurlarda, böyle bir tefekkür zemini vardır.” demek suretiyle, bu tefekkür çeşidinin daha çok iman esasları ve hakikatleri çerçevesinde olduğuna işaret etmiştir. 

TEVHİDİN DELİLLERİ VE TEFEKKÜR!

Özellikle Allah’a ve ahirete iman konusu büyük önem arz etmektedir.


Tefekkürü şerh etme adına Bediüzzaman: “Evet, bu asrın ehemmiyetli ve manevi ve ilmî bir mürşidi olan Risaletü’n-Nur’un heyet-i mecmuası, sair şahsî büyük mürşidler gibi kendine muvafık ve hakikat-i ilmiyeye münasip olarak, birkaç nevide ve bilhassa hakaik-i imaniyenin izharında, intişarında azîm kerametleri olduğu gibi, üç keramet-i zahiresi bulunan Mucizât-ı Ahmediye, Onuncu Söz ve Yirmi Dokuzuncu Söz ve Âyetü›l-Kübrâ gibi çok risaleleri dahi herbiri kendine mahsus kerametleri bulunduğunu çok emareler ve vâkıalar bana kat’î bir kanaat vermiş. Hatta sekeratta bulunan talebelerine imanını kurtarmak için bir mürşid gibi yetiştiğine, müteaddit vâkıalar şüphe bırakmıyor. ‘Bir saat tefekkür, bir sene ibadet-i nâfile hükmünde...’ Bir misali, Nurun Hizb-i Ekberidir diye müşahede ettim ve kanaat getirdim.”(Kastamonu Lahikası, -Nesil Y.-1573).

Diyerek tefekkür ile ilgili son noktayı koymuştur!!! Asrımızın mühim ehlisünnet âlimlerinden benim de kendisini dinleyip tedrisat ve İstanbul Edirnekapı’daki hadis külliyesinde hizmette bulunduğum Türkiye’deki karanlık güçlerin eliyle şehit edilen; Prof .Dr. Esat Çoşan hocanın tefekkür’le ilgili güzel bir sözüyle cuma tefekkürümüzü sonlandıralım! Allah (cc) bu yolda mücadele veren bütün şehitlerimize rahmet etsin!

“..Biliyorsunuz; dinimiz en büyük, en sevaplı işin “tefekkür” olduğunu bildiriyor. 

Bu sözü üniversitelerin kapısına yazmalıyız. Okulların, mekteplerin kapılarına yazmalıyız. Mekteplere, dershanelere yazmalıyız. 

Evimize, odamıza yazmalıyız, çalıştığımız, kitap okuduğumuz masamızın üstüne yazmalıyız…”

Cumamız; dağınık ve parçalanmış bir şekilde küresel şeytanın elinde can çekişen Müslümanlara yeni bir düşünce ufku ve yol açmaktır!


DUAMIZ ODUR Kİ:

Duaların kabul edildiği cuma saati hürmetine,  ateizmin ve deizmin hortlatıldığı, şeytana tapanların tek dünya devletinin konser adı altında ritüeller, stadyum tapınaklarından, insanımımızı ve gelecek nesillerimizi korumak adına; tevhid inancının pekiştirilmesi, dalalet bataklığındaki insanların taklidi imandan; tahkiki imana geçmesine ve müslümanların birlik beraberliğe vesile olmasını niyaz ediyoruz inşallah!

Âmin ya muin! 

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nahit sazoglu

Üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz savunma sanayimizi devlet politikası yapmaliyiz ASELSAN havelsan roketsani TUSAŞi çok uluslu şirket yapmaliyiz İncirlik ve kürecik üslerini acilen kapatilmaliyiz tam bağımsız Türkiye güçlü Türkiye ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ çok uluslu şirket yapmaliyiz

Nedim

Bütün peygamberler tevhidi sağlamak için gönderildiği buyrulur Kuranda, Sünnetten İnsanların hatta bir dönem gönderilmiş peygamberler e tabi olan Müslümanların da içinde olduğu İnsanların Allaha ait vasıfları kişilere nesnelere ve kurumlara vererek şirk işledikleri ve o şekilde de tevhidi bozduklari bilinir. Allahın yaratıcı rizik verici şifa verici hayatı düzenleyici göklerin ve yerin rabbi, ilahı olduğu ve bu hakimiyetinin tevhidin esmai husna diye vasiflandigi da bilinir. Fakat ne yazık ki insanlar bu esmai husna nin bir kısmını bilerek bilmeyerek (ki farketmez şirk ve küfürdür) Allah'tan başkasına verdikleri halde esmai husnasini çoğunu Allaha verdikleri bir dindarlık içinde olduklarından kendilerini hak yolda zannettikleri de anlatılır kuranda sunnette...Şirkin en çok çıktığı yer Allaha ait olan rablik, ilahlik ve hakim isminde olduğu görülür. İlah vasfı ibadet edilen anlamında olduğu için ibadet olan konularda şirke girenlerin olduğu rablik vasfinda da şirke girdikleri ve en belirgin vasfin yeryüzünde Allah cc hakimiyeti konusunda hakim vasfinda İnsanların Allahın hakimiyetini göklerde semada olduğu gibi yeryüzünde gönderdiği Kitap ve Resulllerinin risaletinde ki ahkami ya tamamen yada bir kısmı yürürlükte bir kısmını yürürlükten kaldırarak küfre girdikleri ve Allaha ait bu vasfı ki en belirgin olan yasama ve yargı yi kişilere kurumlara verdikleri de bilinir. Esasen la ilahe illallah ve şehadet şirk ve küfür islememek ve işleyenlerle dindaşlik içinde olmamak anlamı vardır. Müslüman demek esmai husnayi Allahtan başkasına vermemek küfür şirk işlememek ve işleyenlerle dindaşlik muamelesi yapmamaktır
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23