Hâlâ o korku!
Hâlâ o korku!
İDRİS GÜNAYDIN
Bir arkadaşım aradı. Falan isimli savcıyı tanıyor musun? dedi. “Hayır” cevabını verip, “savcıyla ne işin var?” diye sordum. Verdiği cevap ilginç: “Bahçemde mereğim var. Oraya köyün su şebekesinden su bağladım. Muhtar beni şikayet etmiş. O savcıya ifade verecekmişim.”
Dedim ki; açık açık söyle. Suç olduğunu bilmiyordum, de. Sonra da bana içmeye, abdest almaya o su lazım. Yılda birkaç kez kullanırım zaten. Bir karar çıkarın da suyu mereğime bağlıyayım. “Merek: bahçe evi. Bazen kullanılır. Tarım aletleri içine konur.”
Arkadaşın bana cevabı şöyle oldu: “Abdest dersem savcıyı hep kızdırırım. Yapılacak işimi de yapmaz.”
Bu milletin zamanında üzerinden buldozer geçmiş. Memlekette buldozer bilinmezken buldozer geçmiş. Hâlâ taraflı davranılacağına dair ve ideolojk karar verileceğine ilişkin kanaat hakim.
Buna benzer bir olayı yıllar önce bir stajyer avukattan dinlemiştim. Olay Bafra’da geçiyor. Avukatımız Bafra’da mahkemede stajyer avukat. Bir dava geliyor. Bir adam (haşa) Allah’a küfrediyor. Bir başkası da onu güzelce dövüyor. Hakim davanın görüleceği günü iple çekiyor. Acaba döven kendini nasıl savunacak? Şöyle düşünüyor: Mutlaka kendini kahramanca savunur. Çünkü hakim inançlı biri. Mahkeme günü geliyor ve hakim dövene soruyor: Şu adamı dövmüşsün. Öyle diyor; neden dövdün?
Adam, korkudan olsa gerek, “Hakim bey! Ben bir hata yaptım; isterseniz bana inkar et deyin inkar edeyim” deyince hakimin şartelleri atıyor ve “defol gözüm görmesin” diyerek adamı tersliyor.
Şimdi dövende şu korku var: «Okumuş taife genelde din karşıtıdır. Halk Parti dönemlerindeki gibi inananlara mesafelidirler.”
Her zaman söylüyoruz. Yine söyleyelim: Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan beri süregelen ve kazanım olarak sunulan keyfiyetin altından hep dine ve mukaddeslere saldırılar çıkınca, milletin çocuğu büyüğü bunları defaatle dinleyip okuyunca bu sonuç çıkıyor. Hâlâ tarih kitaplarında ilkeler ünitesinde anlatılanlar ile CHP’nin ilkeleri bir olunca bu sonuçlar kaçınılmaz oluyor.
Bir de ağızları durmuyor: Ha bire, “iktidara gelirsek” diye başlayıp korku kusuyorlar.
Sosyal medya böylelerinin tam aynası. Genelde şunları söylüyorlar: “Biz Atatürkçüyüz. Ne olursa olsun ondan dönmeyiz.” Aynı kişiler, “CHP şuraya ...k’unu koysa ona oy veririz” diyorlar. İnsan ürküyor. ..k’a kimler gider? Arılar gitmez, kelebekler gitmez, karıncalar gitmez; sinekler gider. Bu saatten sonra kimse sineklerle, hamam böcekleri ile uğraşmak istemiyor.
Bir dönem okullar solcu kaynıyordu. Çoğu içeriğini bilmeden. Şimdi de deist, ateist olanlar var deniliyor. Hepsi bu materyalist eğitimin eseri. Kendi benliğini, değerlerini çocuklarına öğretemeyen, onun bunun rüzgarının önünde yaprak gibi savrulan bir nesil olur mu?
Şu ülkede ağızlarda dolaşan terim ve kavramların kökenini araştırın. Göreceksiniz ki; çoğu Batı menşeli veya felsefi kökenli… Felsefe deyince de, öğretildiği kadarı ile Yunan- Roma kültürü ağır basıyor. Eee! Ne yapsın çocuk? Bilgi sahibi olduğunu ne ile kanıtlayacak? Bu terim ve kavramlarla…
Bu topraklar, maalesef, asırlarca İlay-ı Kelimetullah demiş ama daha sonra birileri bu toprakları sürmüş, ekmiş… Hâlâ da ekiyor vesselam.