Tavanı kaybetti, ortası kaybetti, bari “taban”ı kurtulsun!
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan paralel yapıyı şöyle tanımlamıştı: “Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet!”
Gerçekten de..
Tavana yapılacak çağrıların faydasının olmadığı konusunda hemfikiriz..
Orta bölümdeki ticarete bulaşanların da..
Güçlü bir nefis muhasebesi yapabilirlerse, kendilerini bu yapıdan kurtarabilecekleri açık..
Peki ya taban?
Kendisini ibadete veren..
Ama, bağlısı oldukları gruba destek için.. Veya bilgi edinmek için.. Veya abilerden haber almak için iletişimi sürdürenler..
Ama bu arada..
Başkalarının haklarına girenler?
Onlar için de, iş işten geçmiş durumda mı?
Somut örnek vereyim..
Okuyucularımız içinden de çıktı..
Başka medya organlarına intikal eden farklı olaylardan da haberdar olmuş bulunuyoruz..
Bir apartmanda oturan şu kamu kurumunda çalışan kişi.. Paralel yapı ile irtibatı olmayan kişi..
Kimisi gözaltına alınıyor. Kimisi tutuklanıyor. Kimisi görevden ihraç ediliyor..
Kimisi hepsine birden maruz kalıyor..
Haksızlığa maruz kaldıklarını söyleyen bu kamu görevlilerinin durumlarını araştırınca..
Birçoğunda ortak özellik olarak..
Evlerindeki Wi-Fi bağlantısını komşuları ile ortak kullandıkları bilgisi ile karşılaşıyoruz.
Kimisi, “İki abonelik yerine tek abonelik ile, polis komşumla interneti birlikte kullanıyorduk” diyor.
Kimisi “Yan dairede oturan öğretmen de benim aboneliğimden yararlanıyordu” diyor..
Kimisi de..
“Paralel yapıdan olduğunu kesin bildiğim, bunun için de tereddüt yaşadığım komşum, Wi-Fi’me girmiş olmalı” diyor..
Bir de..
Cep telefonunu kaybettiğini, hattı iptalde gecikme yaşandığını söyleyenler var..
Veya cep telefonunu, kısa süreliğine bir arkadaşına verdiğini anlatanlar var..
Dolayısıyla..
Kimisi komşusuna haber vererek.. Ama sıkıntılı bir işlem yaparak..
Kimisi de komşusuna haber de vermeyerek..
Komşusunu büyük bir sıkıntıya sokacak işlem yapmış oluyor..
Kimisi bulduğu cep telefonundan.
Kimisi de tedbir amaçlı olarak, arkadaşının telefonundan..
O tarih itibari ile “bir suç” olarak görülmeyen bir işlem yapmış oluyorlar..
Ama onların “sıradan bir işlem” gibi gördükleri, o “program indirme, haberleşme” işlemi sebebi ile..
Bugün itibari ile, hiçbir suçu olmayan insanlar..
İşinden oluyorlar.
Gözaltına alınıyorlar..
Cezaevine giriyorlar..
Konu-komşu-akraba içinde “vatan haini” gibi algılanmaları da cabası..
Böyle bir durumda..
“Tavan”dan birisinin, komşu internetini kullanmasının.. Orta bölümdeki ticarete bulaşanların, komşu ile interneti ortak kullanmasının pek muhtemel olmaması karşısında..
Geriye kala kala..
“Taban”dakiler kalıyor..
İbadetle meşgul olduğuna inandığımız, öyle kabul ettiğimiz “taban”dakiler..
İşte o “taban”dakilerin de..
Hangi amaçla olursa olsun..
Komşularına/arkadaşlarına zarar veren bu kullanımları sebebi ile..
Hiç beklemeksizin..
En yakın emniyet birimlerine gidip..
Gerçekleri anlatmaları gerekir..
Bir hadis-i şerifte komşuluk hakkı, bakın nasıl anlatılıyor:
“Cebrâil (as) bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allahü Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.”
Bu hadis ve benzeri hadisler çerçevesinde.. Paralel yapının tavanındakilerin, gerçek yüzlerini maskeleyerek yaptıkları sohbetlerdeki anlatımlarını aktarmaya gerek yok..
İhtiyaç da yok..
Teheccüde kalkan.
Pazartesi-Perşembe oruçlarına riayet eden tabandakiler..
Tüm ömürleri boyunca yaptıkları ibadetlerini boşa çıkaracak bu büyük vebali yüklenmek istemiyorlarsa..
Bir dakika bile durmamalılar..
Komşuları hakkında, kendileri yüzünden “gözaltı-ihraç” gibi bir işlem yapılıp yapılmadığını hemen öğrenip..
En seri şekilde, mağduriyetin sona erdirilmesi için, gerçekleri resmi makamlara bildirmelidirler..
İtirafta bulunmalıdırlar..
Aksi halde.
“Tavan”, ihaneti sebebi ile zaten bitmişti..
“Orta”sı, dini ticarete alet etmeleri sebebi ile bataklığa saplanmıştı..
Bir tek, “taban” kalmıştı..
“Taban” da..
Eski tarihlerde..
Bize göre, “hata” da olsa..
İyi niyetle..
Kimsenin kötülüğünü istemeden yaptıkları o yanlışlar sebebi ile...
Durup dururken..
Emniyete gidip “Ben şu programı indirdim. Ordan haber alıyordum. Haber veriyordum” demeleri belki kendilerinden beklenmeyebilirdi ama..
Olayın bugün itibari ile geldiği aşamada..
Yüzlerce insanın, komşularının yaptığı bu hatalı işlem sebebi ile..
Mağduriyeti konuşulduğuna göre..
“Taban”dakilerin de, artık itirafta bulunmaları..
Kaçınılmazdır..
Böylece..
“Gerçeği söyleyerek”, hem ahiretlerini kurtarmış olurlar..
Hem de komşularını..
Devlet de..
Böylesi bir hassasiyet gösterenlere..
Sırf Allah’a olan inancı sebebi ile..
Komşusunun mağduriyetini ortadan kaldırmaya çalışan “taban”dakilere..
“Şefkatli” yüzünü göstermeli..
Pişmanlık kurallarını, itirafta bulunanlar için azami oranda uygulamalıdır..
•
Şunu da hatırlatalım..
“Taban”dakiler bu hassasiyeti gösterseler de.. Göstermeseler de..
İşin varacağı nokta belli.
Ayrıntılı incelemeler sonrasında..
Teknik altyapı üzerinde yapılacak derinlemesine araştırmalar..
Bu “gerçeği” zaten ortaya çıkaracaktır..
Ama kanımca, biraz zaman alacaktır..
Temennim o ki, bu konuda ne kadar mağduriyet varsa, hepsi bir an önce sonlansın.







