• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Tamar Tanrıyar olayı nedir?

30 Haziran 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Tamar Tanrıyar olayı nedir?

ALİ KARAHASANOĞLU

Tamar Tanrıyar, son dönemde rüşvet ve yolsuzluklarla ilgili iddialı bilgileri kamuoyu ile paylaşan, kendi tarzı ile bunu video çekimleri üzerinden kamuoyuna aktaran bir gazeteci..

Kamuoyu ile paylaştığı bilgilerin bazılarının, emniyet ve yargı tarafından tespit edilen delillerden yararlanılarak oluşturulan anlatımlar olduğunda kuşku yok..

Son olarak, CHP Milletvekili Murat Emir’in isminin geçtiği, bir başka milletvekili ile otel odasına girişleri şeklinde yayınladığı kamera kayıtları, hedef alınan kişilerin evlilik haberleri ile son bulmuştu..

Zaten evleneceklerdi, görüntülerin yayınlanması bunu hızlandırdı iddiasının yanısıra..

Farklı anlatımlar da konuşuluyor..


Biz esas olaya, son olaya gelelim..

Tamar Tanrıyar, Sözcü grubunun Korkusuz isimli gazetesinin yanısıra, bir de Tavır ismi ile çıkarmaya başladığı gazete üzerinden bazı iddialarda bulundu..

Dün Sözcü gazetesi, Tavır gazetesi manşetten, Tamar Tanrıyar’ı hedef tahtasına koydular..

Sözcü, “Alçak iftiracının arkasında kim var” başlığını atmıştı..


Haberin tamamını okudum..

İftira olarak neyi yazmış diye.


“60 milyon dolar kredi aldı, ödemedi” iddiası var, Sözcü grubundan buna bir cevap yok..

Tanrıyar bu iddiada bulunuyor, peki Sözcü ne diyor?

Ben haber içinde, açık bir yalanlama göremedim.

“Kredi-mredi almadık” diyerek, iddiayı tümden reddedebilirsiniz..


“Krediyi aldık. Ama ödeme tarihi henüz gelmedi” diyebilirsiniz..

“Krediyi aldık, taksit tarihi geldi, ilk ödemeyi de yaptık” dersiniz..

Veya farklı bir cevap verirsiniz.

Hiçbirisini söylemiyor, söyleyemiyor Sözcü..

Olayı gargaraya getirip, kapatacağını sanıyor..

Olayın bu yönü bir kenara..

Şimdi esas odaklanılan konu ise, şu olmuş..

Tavır gazetesinin dağıtılmaması konusunda, Tamar Tanrıyar’ın video çekimi sonrasında. 

Belki Tanrıyar’ın yeterli bilgi sahibi olmadığı için. Belki kanundaki mecburiyetin farkında olmaksızın, bazı kişileri töhmet altında bırakacak haksız suçlamalarda bulunması sonucu, gereksiz bir tartışma başlamış..

Tanrıyar diyor ki, Sözcü’nün Tavır gazetesini, Turkuvaz Dağıtımı  kabul etmesin. Dağıtmasın..

Doğruya doğru. Yanlışa yanlış dememiz gerekir..

Tanrıyar başka konularda kamuoyunu doğru yönde bilgilendirmiş olabilir.


Ama bu konuda yanılıyor.

Bugün mevcut kanunlar çerçevesinde, bir gazete, bastığı nüshalarını dağıttırmak istediğinde, dağıtım şirketinin o gazeteyi dağıtmama diye bir cevapla karşılaması kanunen mümkün değil..

O gazetenin fikirlerine katılmıyor olabilirler.. Hatta o fikirlerin toplumda karşılık bulmaması için geceli gündüzlü çalışıyor olabilirler..

Ama dağıtım şirketi yöneticileri iseler, o gazetenin dağıtımını reddetme hakları ve yetkileri yok..

“Dağıtmıyorum” diyemezler..

Bu konu Cem Uzan sahipliği döneminde, Star gazetesi üzerinden Türkiye’de uzun uzun tartışıldı.

Önceki sahipleri döneminde, Akşam gazetesi üzerinden tartışıldı..

Hatta Cem Uzan, Doğan grubu ile kavga ederken, sanki Aydın Doğan akit’i çok seviyormuş gibi, müracaat eden tüm gazetelerin dağıtımını kanun gereği yapmak zorunda olduğunu gizleyip, Doğan’ı tehdit etmişti: “3 kuruş için bu gazeteyi dağıtma” demişti..

Kendisi 3 kuruş için değil belki ama.  Milletin 20 milyar dolarını cukkalayıp, şimdi Fransa’da kaçak yaşıyor..

Biz konumuza geri dönelim..

Nihayetinde ortada bir kanun var..

5187 sayılı Basın Kanunu..


“Süreli yayınların dağıtımı” başlığını taşıyan maddede, bakın ne deniliyor:

“Madde 23- Süreli yayınların dağıtımını yapan kişiler, kendilerinden dağıtımı istenen yayınları, dağıtımını yaptıkları diğer yayınlar için aldıkları satış fiyatı, tiraj ve sayfa sayısına göre belirlenen dağıtım ücretini aşmayacak bir bedel karşılığında, dağıtmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe aykırı davrananlar, dağıtımından kaçındıkları yayının toplam bedelinin on misli ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.”

Bu ne demek?

Şu an Tavır gazetesinin fiyatı 20 TL. 50 bin adet gazeteyi dağıtım şirketine vererek, bayilere göndermek istese ve alınmasa..

Dağıtım şirketinin sadece bir gün için ödemek zorunda kalacağı ceza 1 milyon TL.

Bu sadece bir gün için.

Ve esas tazminat davası ile istenecek hususlar da saklı..


Kim böyle bir cezayı göze alabilir.

Sahipleri, dağıtım şirketini kapatıp gitse, daha iyi..

Dolayısı ile taaa 2004 yılında çıkarılan kanunda, onun öncesinde de farklı şekilde mevzuatta bulunan bir düzenleme gereği, dağıtım şirketleri hangi türden yayın olursa olsun, gazeteleri dağıtma mecburiyeti var..

Bugün piyasada bulunan Birgün gazetesi de, Evrensel de, daha başka yayınlar da, bu kanundaki düzenleme gereği, piyasada bayilere ulaşıyor..

Bu noktadaki bir bilgi eksikliğinin, abartılı yorumlara sebebiyet vermemesi gerekirdi.. Bu teknik bilgi eksikliğinden hareket ederek, hiç kimseye saldırılmaması gerekirdi..

Ama bu yanlış yorum sebebi ile de, gerektiğinden fazla bir cezalandırma metodu da geliştirilmemeli.

Yok kaçtı, yok yurtdışından yayın yapmış gibi, kimseye itibarsızlaştırma da yapılmamalıydı..

Yayını yapmadan önce zaten gemi ile dışarı çıkılmış.

Farklı bir suçlama sebebi ile ifadesine başvurulmak istendiğinde, yurtdışında olduğu anlaşılmış, dosyanın hızlandırılması için yakalama kararı verilmiş.

Nitekim dün büyük ihtimalle kendisi dönmüş. Veya zaten seyahati öyle gerektirmiş. Kendi açıklamasına göre, ifade vermek üzere karakola teslim olmuş.

İfadeler verilmiş, adli kontrol ile salıverilmiş..

Dolayısı ile Turkuvaz Dağıtıma haksız eleştiri de yanlış..


Bu eleştirinin sahibi Tamar Tanrıyar’a gerçeğin dışında eleştirilerde bulunmak da yanlış.

Ki, Tanrıyar Cumhurbaşkanına hakaretten ifade vermesi sonrasında, adliye çıkışında, “Cumhurbaşkanımıza çanım feda” demiş..

Bugün, folanmış gazetecileri yazacaktım. Saraçhane bülbüllerini yazacaktım.. İl il dolaşan, CHP’nin ve CHP’li belediyelerin, hatta onlardan finans sağlanarak bazı üniversitelerde, bazı gazeteci etkinliklerinde boy gösteren sözde gazetecilerin, konuşma karşılığında aldıkları paraları gizleyerek, etik gazetecilik iddiası ile ortalıkta attıkları voltaları yazacaktım.

akit’in yayınları sonrasında haksız isnatlara muhatap oldukları iddiası ile tazminat davası açtıklarını, ama hiçbirisinin “Ben bu etkinliklerden tek kuruş almadım” diyemediklerini yazacak, ayrıntılarını verecektim..

Bu sözde gazetecilerin bir tanesinin bile, “Nasıl oluyor da, akit’te benden daha uzun süredir gazetecilik yapan onlarca isim var iken, benim gitmediğim il hemen hemen kalmadı. Ama akit’ten bir gazeteciyi bile bu etkinliklerde görmedim. Bizi gazeteci diye mi çağırıyorsunuz. Yoksa CHP’nin borazanlığını yapmamız için mi” diye sorgulama yaptıklarını görmediğimi yazacaktım..

Yazamadık..

Bir başka güne, inşallah.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23