--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sinan Ateş, dost kurşunu ile mi öldü!? Yoksa daha da vahimi mi?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
115

 

Sinan Ateş cinayetinde bugüne kadar tartışılmayan, hiç gündeme getirilmeyen gerçekler ortaya çıkıyor..

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, duruşmanın başlaması ile birlikte, gerçeklerin de ortaya çıkacağını söylüyordu..

Nitekim çıkmaya da başladı..

Sinan Ateş’in eşi Aye Ateş biliyor muydu, cinayet sonrasındaki süreçte üç defa görüştüğü Özgür Özel biliyor muydu, tahmin etmek zor..

Ama dün öğrenildi ki, Sinan Ateş’in vücudunda, ayaklarına sıkılan kurşunların yanısıra, öldürücü olabilecek mahiyette karnına ve daha da önemlisi direkt öldürücü nitelikte başına da isabet eden kurşun var..

Ayaklara sıkılan kurşunun da cezası var..

Ama, öldürücü mahiyetteki kafaya sıkılan kurşun; esas önemlisi. 

Şimdi soru şu:

O kurşunu kim sıktı?

Kafaya sıkılan kurşun, kimin?

“Tetikçi.. Tetikçi” deyip duruyoruz..

Ama öyle bilgiler ortaya çıkıyor ki, tetikçi bile, aslında öldürme eyleminin tektikçisi değil..

O sadece yaralamanın tetikçisi..

Ve CHP eski genel başkanı ile yeni genel başkanlarının, bu olaya dahil olmak isteyen hemen herkesin cevaplaması gereken bir başka soru:

Olay mahallinde bulunan, özellikle de kullanılan silahlar, kaçırıldı mı?

“Ayaktan vurdum” diyen, kendisi ile birlikte, silahı da alıp kaçtı..

Burda hayatın olağan akışına ters bir durum yok..

O kişi zaten yargılanıyor. Hem de iddianame, ayaktan vurma değil, kasten adam öldürme..

Peki..

İlk aşamada meşru müdafaa olarak tanımlamamız gereken, saldırılan Sinan Ateş’in yanındaki kişilerin kullandıkları tabanca ne yapıldı? 

Hatta birden fazla tabanca olduğu belirtiliyor. 

O tabancalar, olay mahalline gelen polislere mi teslim edildi..

Yoksa..

Alınıp götürüldü mü?

Götürüldükten sonra hangi işlemlere tabi tutuldu?

Hayır, ayaktan vurduğunu zaten itiraf eden kişiyi koruma niyetim yok.. 

En ağır ceza verilsin..

Hatta olay başlangıçta ayaktan vurma olarak planlanmış olsa bile, tetikçinin/tetikçiyi azmettiren kişinin eski suçları sebebi ile zaten gün yüzü görmeyecekleri açık...

Ama, zor soru şu:

Acaba, yaralanan Sinan Ateş, dost ateşi ile mi öldü?

Sinan Ateş’i korumak için tabanca kullanan kişiler, yanlışlıkla korumak istedikleri kişiyi karnından ve kafasından vurmuş olabilirler mi?

“İddianame boş. İddianame çöp sepetine atılacak değersizlikte” diyenler, bu açıdan haklı olabilirler mi?..

Şu an mahkemede olan iddianame, öldürücü kurşunların atıldığı tabancayı da, kullanan kişiyi de göstermek zorundaydı.

Ama öldürücü kurşunların hangi tabancadan çıktığı, daha belirlenmemiş.. O kurşunları kim sıkmış, henüz belirlenmemiş..

Ülkücü olmadığı halde, ülkücülerin hakkını-hukukunu savunduğunu öne sürenler tarafından esas sorgulanması gereken bu konu üzerinde hiç durulmuyor.

Tetikçinin, tetikçiyi gönderenin, gözcülük yapanın, olay mahalline suç işleyecek kişileri getirip, geri götürenlerin, fiziki ortamda tespit edilemeyen bir azmettiricileri olma ihtimalini dikkate alarak, soruyorlar da soruyorlar: “22 kişiyi azmettiren kim?”

Soruyoruz, “Bir bildiğiniz varsa, söyleyin..”

Bilmediklerini söylüyorlar, ama ısrar ediyorlar, “Arkasında kim var”..

Ve geldiğimiz noktada, 2 yıla yakın süredir hiç tartışılmayan olayın tam temelindeki konular daha yeni gündeme geliyor..

Sinan Ateş’in dost kurşunu ile ölmüş olabileceği iddia ediliyor..

Bana soracak olursanız, bu ihtimal, esas korkulan “gerçek”ten masumca..

Evet, Sinan Ateş’in yanındakiler, arkadaşlarını korumak isterlerken, bilmeksizin, istemeksizin, yanlışlıkla Sinan Ateş’in öldürücü bölgelerine kurşun sıkmış olabilirler mi?..

Ve..

Daha da korkuncunu söyleyeyim..

Ya birileri bu olayları gözetliyor idiyse..

Küçük küçük ayrılıkları istismar eden derin güçler..

Bir yandan birilerini “ayaktan vurma”ya tahrikte bulunurken..

Bir yandan da, “ayaktan vurma” sırasında, cinayeti planlıyorlarsa..

“Ayaktan vurma sırasında, nasıl olsa silah olacak. Kurşun olacak. Vurulan birisi olacak. Bu arada; olayı bir başka el tarafından, daha ağır hale getirsek, bunu kimse çözemez” diye düşünerek..

Özellikle de saldırıyı MHP’ye ve Ülkü Ocakları’na fatura etmenin büyük cazibesi ile, olayı A’sından Z’sine kurguluyorsa..

İşte vahim tablo burası..

Çünkü aylardır tartıştığımız cinayetin, tam da bu kurgunun eseri olduğuna ilişkin deliller, bir bir ortaya çıkıyor..

Yaralama da suçtur. Onun da cezası tabii ki vardır..

Ama kabul etmek zorundayız ki, ayağa sıkılan kurşunun, yani öldürücü olmayan bir bölgeye sıkılan kurşunun cezası başkadır..

Öldürücü nitelikte sıkılan kurşunun, yani kısmen karın bölgesine sıkılan kurşunun cezası başkadır.

En önemlisi de, kafaya sıkılan kurşunun cezası bambaşkadır.

Bir de, oyun içinde oyun varsa..

Olay yerindeki silahların tamamı toplanıp, adli emanete verileceğine. Bazı silahlar, öldürülen kişinin avukatının bürosuna götürülüp, orda bazı işlemlere tabi tutulduktan sonra.. Karakola teslim ediliyorsa..

Sinan Ateş’in eşi için, esas o zaman “Adalet gelsin, isterse kıyamet kopsun” diyeceği aşamaya geçilmiş olacaktır..

Evet, adalet tesis edilsin, isterse kıyamet kopsun..

Haydi buyrun, CHP’nin hukukçuları.. 

Sinan Ateş’in ailesinin hakkını arıyor görünen kesimin en kral avukatları..

Çıkıp açıklasınlar: “Meşru müdafaa sırasında da olsa, kullanılan silahlar, olay mahallinden niye kaçırılmıştır?..”

Bu soruya verilecek cevap, kıyameti kopartacak adalet tesisini de belki sağlayacaktır..  

Hiçbir siyasi yönü olmayan, hemen her gün karşılaşılan ve pek de kamuoyunda tartışılmayan cinayetlerde bile..

İlk iş, birden fazla kurşun sözkonusu ise.. Ayrı ellerden sıkılan kurşunlar sözkonusu ise.. Her birini ayrı ayrı değerlendirmek ve öldürücü olanını bulmaktır.

Bu temel ilkeye, Sinan Ateş iddianamesinde uyulmuş mudur?

Uyulmamış ise..

Gerçekten de, olay dost kurşunu ile ölüme vardı ise..

Bu iddianame esas çözmesi gerekenleri çözmeden hazırlanmış bir iddianame ise..

Bu basit bir hata mıdır?

Arkasında başka sebepler mi yatmaktadır?

 

Yorumlar

(115)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hakan

12 Temmuz 2024 16:50

Atmadığın takla, yapmadığın hokkabazlık kalmadı, öbür tarafta ne yapacaksın acaba.

Adem Özcan

8 Temmuz 2024 19:34

Ali İhsan bey Sinan Ateş tarihçi bir öğretim görevlisi olduğuna göre bu adam dışarıdaki ofisinde ne iş yapıyor sadece çay içip sohbet etmek için ise bu ofisin giderlerini kim ne amaçla karşılıyor yoksa ofis ile bir öğretim görevlisinin ne işi olur

Deniz54

6 Temmuz 2024 14:09

Ismarlama yazılmış gibi yakıştıramadım

Cinayeti çözecek sorular

5 Temmuz 2024 08:49

Sinan ateşin yanındakiler silahlı mıydı?... Silahları neden ortada yok?... Kim kaybetti mik ortadan kaldırdı?... o silahlar nerde?

kenyalı

4 Temmuz 2024 13:06

Ali Bey müslüman vicdanlı olur adaletli olur insaflı olur.Hakkın hukukun adaletin hatırını siyasetin hatırından üstün tutar.

Tanzanyalı

4 Temmuz 2024 19:58

Müslüman olmak her seyden önce güzel ahlaklı olmayı gerektirir. Ahlakiniz iyi degilse 365 gün namaz kılsan boş.

Eşrefoğlu

4 Temmuz 2024 05:29

Ali bey kalemine yüreğine sağlık bugün sinan ateşi koruyanlar dün onun düşmanlarıydı Sinan Ateşi kimin öldürdüğünü mahkeme salonunda bulunanlar çok iyi biliyor.

Cüneyt Beyaz

4 Temmuz 2024 01:06

Yazar bey, sen kamera görüntülerini izledin mi. 

Nedim

4 Temmuz 2024 00:19

Peki muhaliflere soruyoruz.olay tamda yazarın yazdığı gibi çıkarsa ne yapacaksınız, çıkmayacağı dan neden böyle eminsiniz.gercekten çatışmada kullanılan bütün silahlar bir işlem görmeden neden emniyete teslim edilmedi.peki kriminal olarak işlem görmüş görmemiş olanlar tesbit edilecekse ve gerçek tam da yazarın anlattığı şekilde öldürücü silah o avukatların elindeki işlem görende çıkarsa ve o şekilde dava çözülecek de memnun kalmayacakmisinuz.. Esasen uğur mumcu Hrant Dink vb cinayetlerin İslamcılar tarafından değilde derin kişiler CIA mossad la iltisakli kişilerce yapıldığı ihtimali nedense bazı muhalifleri sevindirmiyor.mesele o ölenler değil başka birşey var

mehmet

3 Temmuz 2024 22:50

ALİ BEY sen bu konuda yazmasan bence daha iyi olur.....sen yazdıkca daha da aşağıya doğru batıyorsun.Saygılar...

Suud gibisin,bu kadarmı benzerlik

3 Temmuz 2024 22:27

Bu,,,,,,suudlar diyor ya,kendi haksız suçlu bile olsa "buraya gelmeseydin bu kaza bu kader olmayacaktı" O yüzden DE sen suçlusun diye,,direk öyle deseydin bari laflara takla attırmasaydın fetö gibi..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle