Millî Eğitim Kemalist ve Laik yapıdan kurtarılmalı!(2)
Millî Eğitim Kemalist ve Laik yapıdan kurtarılmalı!(2)
Yaşar Değirmenci
Bugünkü yazımı “Millî Eğitim Kemalist ve Laik yapıdan kurtarılmalı!” yazımın devamı olarak yazıp bazı teklifleri yazacaktım. Aynı hususlara temas eden Nihat Hatipoğlu hocamızın yazısını bazı ilavelerle misafir ediyorum.
Aileler, evlatlarınızı koruyun!
Liselerde meydana gelen elim hadiseler bütün dikkatleri genç evlatlarımıza çevirdi. Ne oluyor? Gençler nasıl ve neden şiddete yöneldiler? Onları bu şiddete ve onlarca gencin hayatına mal olan çılgınlığa iten sebepler ne? Bu bir organizasyon mu yoksa başka şeyler mi tezgâhlanıyor? Herkesin dikkat etmesi, üstüne düşeni yapması lazım.
Evladınızı göz hapsine alın: Birinci görev elbette ailelerindir. Evlatlarını yakın göz ve gönül hapsine almaları şart. Bilgisayarda hangi oyunlarla meşgul, kimlerle oturup kalkıyorlar? Sosyal medyada kimleri, ne tür yayınları izliyorlar? Bütün bunları takip etmek lazım. Zaman zaman evlatlarınızı uyarın, dikkatlerini çekin. İnsan hayatına kıymanın, intiharın, şiddetin dinimizce büyük günah sayıldığını anlatmak lazım. Bir insanın canına kıyan, bütün insanlığı öldürmüş gibi vebal alır. Aileler, evlatlarını suç ortamları konusunda uyarmalı.
Şiddet oyunları yasaklanmalı: Yetkililerin; tehlikeli, şiddete yönlendirici oyunları denetlemesi ve gerekirse yasaklaması lazım. Yaşatmaya endeksli bir ahlak ve kültüre sahip olması gereken evlatlarımıza bu illet nereden bulaştı? Tez elden tespit edilip gereken adımlar atılmalı.
Müfredat yenilenmeli: Milli Eğitim ve ilgili müesseselerin müfredat konusunda yeni hamlelerde bulunması şarttır. Yeni problemlere karşı yeni akıl ve tecrübeyle tedbir alınmalıdır.
Dini uyarıda bulunulmalı: Radikal, kışkırtıcı, tahrip ve tahrif edici oluşumlara karşı bilimsel veriler de göz ardı edilmeden ahlaki ve dini uyarılarda bulunulmalıdır. Dinin; merhamet eden, bağışlayan, yaşatan, koruyan ve kollayan dinamizmi bütün eğitim süreçlerinde mutlaka yer almalıdır. Zihin, karın, vicdan, okul ve din birlikteliği ancak bir arada bulunduğunda süreç doğru işler ve kişi doğru bir erdemle kuşandırılır. Bunlardan hiçbirisi ihmal edilmemelidir.
Akran zorbalığı önlenmeli: Okullarımızda zaman zaman görülen ve bazen mahalleye kadar sıçrayan akran zorbalığı tedavi edilmelidir. Acımasızca bir kavgayı dehşetle izliyoruz. Büyükler büyüklük edip bu kavgayı sonlandıracaklarına, çoğu kez sürecin parçası oluyorlar. Aileler bu hususta da evlatlarını uyarmalı. Hele de kız çocuklarının saç saça kavgaları, hiç alışık olmadığımız bir faciaya dönüşüyor. Okullar ve etrafında denetimler sıklaştırılmalıdır.
Ellerinde kuran, stetoskop, teleskop olmalı: Evlatlarımız çok önemlidir. Pırıl pırıldırlar, dünyadırlar, saf ve temizdirler. Aman kirletilmelerine, gaddarlaşmalarına müsaade etmeyin. Bu konuları sosyolojik, psikolojik, dini ve ahlaki perspektifle düzeyli bir şekilde tartışmalıyız. Bugün silah tutan tertemiz evlatların ve kendini öldüren gençlerin elinde stetoskop olmalı. Ellerinde teleskop olmalı. Ellerinde Kur’an-ı Kerim ve İslam ahlakı olmalı. Doğru kaynaklardan alıp aktaran hikmetli; ölü düzen değil, yaşayan düzen anlayışı olmalı. Bir direktifle genç insanlara “öldür, yok et” gibi talimatlar veren oyunlar masum olamaz. Çocukların beynini yıkayan bu yayınlar sıkı takip altına alınmalı. Evlatlarını kaybeden ailelere sabır, vefat eden gençlerimize ise Allah’tan rahmet dilerim. Allah tüm gençlerimizi korusun. Gençlerimize Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizle irtibat kurdurmadan yaşananları ve olayları yapanlara mâni olamayız. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselamın ahlakı İslam’dı. Hz. Peygamber’in ahlakı sorulduğunda Hz. Aişe, Kur’an’ı işaret eder ve şöyle derdi: “Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur’an’dı.” Kur’an-ı Kerim’de onaylanmış bütün erdemli tavırlar Efendimizin ahlakında, günlük yaşantısında görülürdü. O, söylediğini fiilen uygulardı. Kur’an-ı Kerim’in onayladığını onaylar, Kur’an’ın yerdiğini yererdi. Zira o da Kur’an-ı Kerim’le muhataptı. Bir hadisinde şöyle buyurmuştu: “Ben güzel ahlakı tamamlamaya geldim.” Diğer peygamberlere de emredilmiş ama zaman içinde unutulmuş veya terk edilmiş güzellikleri hatırlatmaya, yeniden işlevlendirmeye gelmişti.
Çirkinliğe tepki vermezdi: Kendi şahsına yönelik çirkin hareketlere sabreder, gülümserdi. Herhangi birimizin karşılıksız bırakmayacağı bazı nahoş hareketleri görmezden gelirdi.
Kaba ve sert değildi: Yumuşak ahlaklıydı. Bulunduğu mecliste ağırlığı hemen hissedilse de ortamı yumuşatırdı. Hiçbir soruyu abes görmezdi. Soru soranı ayıplamazdı.
Haramdan iğrenirdi: Torununun elinde bir hurma parçası gördü. Hurmanın devlete ait depodan düşmüş olma ihtimalini hissedince torununa o hurma parçasını ağzından tükürttü. “Benim ehl-i beytim sadaka ve zekât alamaz” dedi. Aşırı övülmekten rahatsız olurdu. Daha yeni Müslüman olmak için gelen ve liderlerine secde eden bir topluluk, Hz. Peygamber’e secde etmeye yeltenince son derece hiddetlenmiş, o kişileri ayağa kaldırıp “Sadece Allah’a secde edilir” diyerek uyarmış ve kendisini aşırı övmeleri karşısında ise, “Yeter, yeter, yeter” diyerek şirke bulaşmalarına karşı uyarıda bulunmuştur. Arkadaşlarını kollardı, cesurdu: Mekke’de Müslüman olup eziyet çeken dostlarını Medine ve Habeşistan’a göç etmeye yönlendirdi, onları korudu. Onlara karşı uygulanan boykotu kırmak için mücadele etti. Silahla karşı koyma müsaadesi Allah tarafından verilmediği için silah dışında bütün tavırları koydu. Taif halkına İslam’ı tebliğ için kapı kapı dolaştı. Kendisini öldürmekle tehdit edenlere aldırmadı. Mekke’yi en geç terk eden O oldu. Umumi af ilan etti: Mekke’yi fethettiğinde umumi af ilan etti. Hz. Hamza’nın ve kızı Hz. Zeynep’in katilleri dâhil olmak üzere İslam’a giren herkesi affetti. Günahkârı dışlamazdı: Bizim gibi değildi. Bizler kendi günahımızı görmez, başkalarının günahını dedektörle ararız. Kusurları mikroskopla görmeye çalışırız. Mahallenin en günahkârları kendilerini en ahlaklı olarak görürler oysa... “Hımar” denen ve içki içen bir zat, Efendimizin huzuruna getirildi. Oradakilerden biri “Hımara lanet olsun” deyince Efendimiz sinirlendi ve “Hayır, o Allah ve Resul’ünü seviyor” buyurdu.