Bağımsız İnsan Bağımsız Vatan
Bağımsız İnsan Bağımsız Vatan
Recep Öncel
Geçtiğimiz günlerde önce Şanlıurfa sonra Kahramanmaraş’ta gençler tarafından okullarımıza saldırı yapıldı.
Öncelikle eğitim yuvalarına saldırıları lanetliyor, yaralananlara şifa, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.
Meydana gelen bu hadiseleri istismar ederek, devlet millet bağını zayıflatmak isteyenler ve provokasyonlara karşı her zaman uyanık olunması gerektiğini ifade ediyoruz.
Olayı incelediğimiz zaman, hadiseler arasında benzerlik var. İkisinde de gençlerin sosyal medyadan etkilenerek bu üzücü eylemi geçekleştirdikleri ortaya çıkıyor.
Tabii bu meseleyi değerlendirirken, özellikle şu hususları ortaya koymak gerekir diye düşünüyoruz.
1- Türkiye’de son yıllarda aile müessesesi problemli şekil aldı.
2- İnternet, sosyal medya ve televizyonlar evlatlarımızı olumsuz etkiledi.
3- Buna karşı eğitim yetersiz kaldı ve manevi eğitim eksikliği meydana geldi.
4- Neticede, sigara, içki, zina, uyuşturucu, sanal kumar bağımlılığı ortaya çıktı.
5- Kötülükleri engellemek için, yürürlükteki kanunlar caydırıcı olamadı.
Aslında bu maddelerin hepsi birbiriyle alakalıdır ve bağlantılıdır.
Türkiye’de kurumlarımız Adalet, İçişleri ve Millî Eğitim Bakanlığı tedbir alıyorlar. Müesseselerimiz bağımlık önleyici çalışmalarıyla gayret gösteriyorlar.
Ancak malum laikçi çevreler, milli manevi değerlere karşı olduklarını ve toplumun bu şekilde eğitilemeyeceğini ifade ederek, yapılanlara engel oluyorlar.
Yusuf Tekin Beyin, Maarif Modeli uygulaması ve Ramazan Etkinlikleri yapmasına karşı çıktılar.
TBMM’de sosyal medyada hesap açabilmek için 15 yaş sınırını, iç siyaset meselesi yaparak özgürlükler kısıtlanıyor dediler.
Pornoma dokunma dediler. İnternetime dokunma dediler. RTÜK sansürlüyor dediler.
CHP ve kontrolündeki sendikalar, liselerde polisin ne işi var dediler. Şimdide polis nerede diyorlar.
Bakın katliamı gerçekleştiren zanlının, aile fotoğraflarından, seküler bir aile oldukları görülüyor. Eğer bu aile dindar bir aile olsaydı, yer gök inlerdi.
Buna rağmen laikçi zihniyet ‘Milli Eğitim Bakanı istifa’ diyerek, Ankara’da gösteri yaptılar.
Yahu vicdan sahibi olan insan, bir kere bakar ‘biz ne yapıyoruz, din düşmanlığı sonucunda evlatlarımıza kötü şeyler oluyor’ diye düşünür.
Ama sonuç ortada, ülkemizde meydana gelen üzücü hadiselere rağmen hala akıllanmıyorlar.
Bizim daha önceki konferanslarımız, makalelerimiz, Evlilik ve Aile kitabımızda ifade ettiğimiz gibi; Türkiye’de Aile Kurumu ciddi yara aldı. Çocuklarımızın zihinleri işgal ediliyor. Ailede çocuk şımartılıyor. Çocuk anne, babaya, öğretmene saygı göstermiyor. Bu saygısızlık ahlaki bir problem demektir.
Kontrolsüz televizyon yayınları, diziler, internet ve sosyal medyadan etkilenen evlatlarımız, Amerikan taklidi saldırılar yapıyor ve yüreğimiz yanıyor.
Televizyonlarda mafya dizileri, gayri ahlaki programlar, aileden bir şeyler çalıyor. Çocuk kendilerini, bu programlarla özdeş hale getiriyor. Youtuberler kötü örnek oluyor. İnternet ahlakı bozuyor.
Şiddet öldürme, bir güç gösterisi oldu. Sanal dünya, hiç denetim olmadan, gençleri zehirlemeye devam ediyor. Çocuklar, sosyal medyadaki algılardan etkilenerek, topluma karşı öfke dolu hale geliyorlar.
Çözüm olarak, sosyal medya, tik tok, mafya dizileri, porno, sanal kumar programları, online oyunlar, televizyonlarda gündüz kuşağı programları, kadın erkek gayri meşru ilişkileri normal gösteren dizi filmler, derhal yasaklanmalıdır.
Bizim gençliğimizde sağ sol çatışması olurdu, ama gençliğin bir amacı vardı.
Bugün amacı olmayan, cep telefonu, tablet, laptop başında ömür geçiren, üretmeyen ve tüketen bir gençlik meydana geldi.
Bakın maneviyatın ihmali ve 12 yıl mecburi eğitim, çocukları ne hale getirdi. İngilizcesi iyi olsun, fen matematik iyi olsun denildi ama başarılamadı. Şimdi Türkçe’den birçok genç sınıfta kalır. Edebiyat kayıp oldu. Gençler sadece cep telefonuna mesaj yazar hale geldiler. Teknik eğitim yok oldu. Milli eğitim yetersiz kaldı.
İşin doğrusu; ALLAH korkusu öğretilmeli, disiplin, büyüklere ve öğretmene saygı, küçüklere de sevgi olmalıdır.
Çocukların saygısızlık yapması, özgüven değildir. Türk İslam değerlerinin ortadan kalkması yanlıştır. Seküler eğitim anlayışının hâkim olması hatalıdır.
Hayatın gerçeklerinden ve dünyada olan bitenden habersiz, sadece kendi menfaatini isteyen, tek amacı eğlenmek olan, başka bir şey düşünemeyen, duygusuz bir nesil yetişiyor.
Din, iman, vatan, millet, ana, babayı hiç önemsemiyorlar. Soruyorum gençler vatanı nasıl savunacak, nasıl mücadele edecekler?
Olanlara karşı bütün kurumlarımız teyakkuz halindeler.
Yeşilay, yaptığı açıklamalarda; ‘çocuklarımızın yaşlarına, gelişim düzeylerine uymayan içeriklere, yıkıcı zararlı bağımlılık oluşturucu algoritmalara maruz kalmamaları için, her türlü savunucu çalışmaları sunmaya devam edeceğiz’ diyor.
Aile Vakfı; Evlat nöbetleri tutmamız gerekiyor. Yaşanan saldırılar ailelerin sorumluluğunu tekrar gündeme taşıdı. Ekranları temizlememiz lazım’ dedi.
Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmalarında; işin kontrolden çıktığını, artık bir ‘Beka Meselesi’ olduğunu; ifade ettiler.
Türk Devleti hem eğitimle hem de hukukla bu işi çözmelidir.
Bugün maalesef cezalar yetersiz kalıyor. Yeni düzenlemelerle, 18 yaşından küçük çocuklara ailelere ağır cezalar uygulanmalıdır.
‘Bağımlılık Meselesi, artık bir Milli Güvenlik Sorunu’ haline geldi. Ailemiz, evlatlarımızın geleceği için bu mesele ötelenemez!
Netice gayret edeceğiz.
Allah’ın izniyle başaracağız.
‘Bağımsız Vatan için, Bağımsız İnsan’ yetiştireceğiz.
Biz bu mübarek topraklar için ümitliyiz.
Olanları düşünürken bunaldım ve üzüldüm.
Ama yazı yazarken, Ezanı Muhammed’i okundu.
‘ALLAHUEKBER,
EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLALLAH,
EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN RASULULLAH,
HAYYAALESSELAH,
HAYYAALELFELAH,
ALLAHUEKBER,
LA İLAHE İLLALLAH’.
Ben yazıyı bitirdim.
Şimdi salata, felaha koşuyorum.
Ve herkesi sorunlardan kurtuluşa çağırıyorum.
Evet, Türk toplumu huzur bulmak için, İslam’ın güzelliklerini hayatına tatbik etmeye mecburdur.