İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (4)
İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (4)
İlhan Oral
“Namaz bitince yeryüzüne dağılın, Allah’ın fazlından rızkınızı araştırın. Allah’ı çok zikredin ki, iki cihan saadet ve selametine erebilesiniz.”
Ayet mealindeki namaz Cuma namazıdır, haftalık zikirdir. Haftalık toplantı, irşat, bildirim ve haftanın muhasebesidir. “Taabbudîdir” Taabbudî olduğu için kul, kulluğu gereği teslimiyeti ile yapma mükellefidir. İlmi hikmeti, kudreti ve hâkimiyeti sonsuz Allah’ın emrini olduğu gibi yapma sorumluluğu taşımalı ve uygulamalıdır.
“Namaz bitince yeryüzüne dağılma” olayı canlılık, hareket kıyam ve sahip olunan değerlere sadakat bilinç ve azmidir. Mülkünüzün kıymetini bilin ve başka ellere terk etmeyin, uyarısıdır. Peşinden gelen Allah’ın fazlından rızkınızı isteyerek araştırın. Rabbimiz Allah Teâlâ’nın bu beyanı harikalar harikasıdır.
Elbette Allah Teâlâ kulları için rızıklarını takdir etmiştir. Onu arayıp bulma görevini kuluna verip teşvik ediyor. Bütün bu gelişmeler kullar için lütuftur. Bütün bunların karşısında kulun kıvamında sadakatini yaşayarak gerçekleştirmesi görevidir.
Sadakatin gereği de Allah’ı çok zikretmesidir. Devamında da netice hedefi gösteriyor. Bu da kulların İki cihan saadet ve selametine ermeleridir. Aksi durumda ise gelecek tehlike ve afetleri hatırlatıyor. Kur’an ve sünnet esaslarına beşerî müdahaleyi yasaklıyor. Çünkü beşerî müdahale ibadeti zayi etmesine sebeptir. Kulların namaz diye yaptıkları eylem, ibadet olma yerine içi boş uğraşı durumuna düşüyor. Böylece müslümanların beşerî çırpınışları maksada uymuyor boşa gidiyor.
Hak Ma’bud Allah Teâlâ nezdinde değersiz, anlamsız hatta isyan oluyor. “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, bidata dalarsa elbette ondan kabul edilmez ve ahirette de ebedî ziyana uğrayan mücrimlerden olurlar.” (Ali İmran: 3/85)
Birçok alanda kimileri İslam’ı, beşerî yorumlarla “Hakka batılı giydiriyorlar.” Farkına varamıyorlar. “Allah indinde din, sadece İslâm’dır. Kendilerine kitap verilmiş olanların karmaşası ise kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtilaf yalnızca hasetten dolayıdır. Her kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, Allah hesabı çabuk görendir.” (Ali İmran:3/19) Şimdi meseleye tam yoğunlaşalım.
Bunca açıklamadan sonra meselenin özüne bakalım. İdrak etmeye yoğunlaşalım.
“Ey iman edenler! Cuma günü, namaz için çağrı yapmak üzere ezan okunduğu zaman hemen Allah’ın zikrine gidin. Alışverişi bırakın. Bu zikre yürüyüp gidişiniz sizin için en hayırlı olanıdır, eğer bilirseniz.” (Cuma: 62/9)
Bu ayeti kerime karşısında bütün müslümanlar yükümlülük taşımaktadırlar. En başta bugün din hizmetleri ile sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığımız resmen ve re’sen yüzleşmelidir. Bütün müslümanlar da ihlas ve ciddiyetle sorumluluk üstlenmelidirler.
Sorumluluk şuuru ile ben haddimi aşmadan Cuma namazı hususunda bugün müslümanların belirsizliklerini dile getireceğim. Öncelik ve özellikle Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Cuma namazını kaç rek’at kılmıştır? Bu konuyu bilenler var, bilmeyip duymuş olanlar vardır. Bilmeyenlerimiz de vardır. Mesele çok önemlidir.
Kıyasiye önemli böyle bir meseleyi anlatabilmek için “hasta bölgeye neşter vurmak” kaçınılmaz olmuştur. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Cuma namazını kaç rek’at kıldığını sahih hadis kitapları, gerekse müdellel kaynak fıkıh kitapları açıklamaktadırlar. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptığını yapmalıyız.
Bunu anlatmaya çalışacağım İNŞAELLAH. Esselamu aleykum.