--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şikayetçi öğretmene de, ceza veren mahkemelere de sonsuz teşekkürler!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Gerekçeli karar tebliğ edildi de, haberdar olduk.

2 yıl hapis cezası (indirimi ile 18 ay) vermiş, hakim bey hakkımızda..

İnsanların canlarını verdiği bir ülkede, 2 yıl hapis cezası aldık diye, atarlanacak değiliz..

Şehadet haberi vermeye gidilen eli öpülesi “baba”nın, iki oğlu da askerde olduğu için, “Fatih mi, Ferhat mı?” diye sorduğu bir ülkede..

Çocukların, babalardan önce toprağa verildiği bir ülkede..

“Barış istiyoruz. Barış istiyoruz” diye tepinenlerin, partilerinin iki tane camları kırıldı diye, TBMM kürsüsünde, “Sorumlular için soruşturma açılmış mıdır, kaç kişi gözaltına alınmıştır” diye sorgulamalar yapıp, vurulan askerler için “Kınıyoruz” ile yetindikleri, riyakârlıkların tavana vurduğu bir dünyada..

Küçük küçük üzüntülerimizi, abartacak, ülkenin tek sorunu imiş gibi takdim edecek değiliz.

Ama kim bilir, belki de..

Bizler, gazeteci olarak vazifelerimizi tam yapamadığımız için..

“2 yıl hapis cezası” gerektiren bir tanecik değil, onlarca haber yapamadığımız için..

Terör örgütü yalakalarını tam deşifre edemediğimiz için..

PKK’sıyla, FETÖ’süyle, DAEŞ’iyle tüm terör örgütlerine ateş taşıyan hainlerin gerçek yüzlerini ortaya net olarak koyamadığımız için.

Haberi yapıp, arkasını pür dikkat takip edemediğimiz için.

Terör örgütleri meydanı boş bulmuşlar..

Ve, babaların “Fatih mi, Ferhat mı?” sorusunu soracağı olayları yaşıyor olmuşuz.

•

Neydi “2 yıl hapis cezası” aldığımız dosya? 

(Hemen hatırlatayım.. Korkulacak bir durum yok. Henüz karar kesinleşmedi. Dosya istinaf mahkemesine gidiyor.. Üstelik tecil edilmiş durumda.. 2 yıl boyunca rahat durursak, hükümden düşecek. Ama rahat durmaz, bir ceza daha alacak olursak, bu ceza da devreye girip, cezaevinin kapısı açılacak!)

“Onlarca 2 yıl hapis cezası” almamız gerekirken, başaramadığımızdan olsa gerek ki, “bir tane 2 yıl hapis cezası” ile yetinmemize sebep olan haber şu idi:

2014 Mart ayında, belediye seçimlerinden hemen önceki bir olayı haberleştirmişiz.

FETÖ’ye bağlı bir dershanede, öğretmen öğrenciyi odaya çekiyor..

Hemen belirtelim, o dershane 15 Temmuz darbesi sonrasında, kanun hükmünde kararname ile kapatılan dersanelerden birisi..

Öğretmen, Pensilvanya’dan emri almış olmalı ki..

“Annene babana söyle” diyerek, propagandaya başlıyor.

AK Parti’nin belediye başkanlığı seçimlerini kaybetmesi için, müthiş dansözlük içeren bir çözüm üretmişler, onu küçük öğrenciye aktarıyor: “Bulunduğunuz yerde AK Parti’nin dışında hangi parti güçlü ise, ona oy vermelisiniz.”

Hani FETÖ’nün zirve yöneticileri..

Saf tabandaki şakirtleri..

Medyadaki satılmış elemanları..

Hep tekrarlıyorlardı ya..

“Gülen grubunun siyasetle işi olmaz. Hareketimiz, bütün siyasetçilere aynı uzaklıktadır” diyorlardı ya..

Bu söylemlerin hepsinin, aslında takıyye olduğu..

Yalan olduğu.

Tam bir sahtekarlıkla, politikanın taaa en zirvesinde, en adice ayak oyunlarına imza attıklarını..

Okullara, dersanelere bile politikayı en çirkef şekilde soktuklarını ortaya koyan bir haberi yayınlamışız...

Öğretmen hemen, şimdilerde kaçak yaşayan avukat Fikret Duran’a koşmuş.

Şikayetçi olmuşlar..

“Akit gazetesi, aleni olmayan konuşmayı yayınlayarak, suç işlemiştir. Sorumlu müdürü ve ona haberi götüren öğrenci cezaevine konulsun” demişler.

Hem beni, hem de AK Parti dışında CHP’ye, MHP’ye, hangi parti güçlü ise, ona oy verilmesini isteyerek siyasi propaganda yaptığı 18 yaşından küçük öğrenciyi savcılığa veriyor..

Dikkat buyrun..

“Ben böyle bir propaganda yapmadım” demiyor..

“Siyaset bizim neyimize.. Biz öğretmeniz” demiyor..

Ya ne diyor?

“Ben o öğrenciye, anne babasına aktarması için hangi partilere oy verilmesi gerektiğini söylemiştim. O gitti haber yaptırdı. Cezalandırın” diyor..

Adam suçüstü olmuş..

Bizi şikayet ediyor..

Ve mahkeme de..

Ne yazık ki..

Böylesine önemli bir deşifre için..

Gazeteci meslek kuruluşlarına yazı gönderip, “Bu haberi ödüllendirin” diyeceğine..

Ülke ayağa kalkıp..

“Bu nasıl bir eğitim kurumu?

Bu nasıl bir öğretmen?

Dersanede, küçücük çocuklara, öğretmenliğin sağladığı nüfuz da kullanılarak, hangi partiye oy verileceği nasıl dikte ettirilir?” diye o öğretmenden ve taaa emri veren Pensilvanya’ya kadar silsile şeklinde tüm sorumlulardan hesap sorulacağına..

Tayyip Erdoğan’ın o günlerde söylediği, ama kamuoyunun henüz kabul etmediği, “FETÖ terör örgütü” nitelemesi, 2,5 yıl önceden herkesin kafasına dank etmesi gerekirken..

Fatura o öğrenciye..

Ve bana kesiliyor.

Çocuk mahkemesi, 18 yaşından küçük çocuğu, 2 yıl hapis cezasına çarptırıp, küçük olduğu için cezasında indirimlerle neticeten 1 yıl hapis cezasında karar kılıyor. Onunda açıklanmasını erteliyor.

Asliye ceza mahkemesi de bana, gazetenin sorumlu müdürü olduğum için..

2 yıl hapis cezası veriyor, lütfedip 1/6 indirim ile neticeten 18 ay hapis ceza ile dosyayı kapatıyor..

Üzülüyor muyum?

Hayır..

FETÖ hakkında yazdıklarımızın, eleştirilerimizin, bire bir doğru olduğu, kendi şikayetleri ile tescillenmiş oluyor.. 

Bu dosya olmasa, belki yine çıkıp, “Biz siyasetle hiç ilgilenmedik” diyebilirlerdi..

Ama şimdi, mahkeme kararı ile tescillendi..

Teşekkürler şikayetçi öğretmen..

Teşekkürler, ceza veren mahkemeler!

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle