• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Olay çok net: “Hoşgörü yok” diyene savcı da hoşgörü göstermemiş!

03 Mart 2025
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Olay çok net: “Hoşgörü yok” diyene savcı da hoşgörü göstermemiş!

Ali Karahasanoğlu

AK Parti’in 23. iktidar yılında, şu yaşadıklarımıza bakar mısınız.

Halkın seçtiği cumhurbaşkanı için, ahlaksızca “diktatör” ithamlarında bulunulan Türkiye’de, olanlara bakar mısınız..

Halkın % 90’ından fazlasının müslüman olduğu kabul edilen Türkiye’de..

En büyük holdinglerden birisinde, en önemli üretim markası Vestel’in genel müdürü, kurumdaki çalışanların Ramazan ayını tebrik ediyor..

Tebrik ederken, hani “Oruç tutmayanlar var ya oruç tutmayanlar” diye bir söylem geliştirmiş olsa.. “Oruç tutmayanlar bir yana. Bir de sigarayı oruç tutanların yüzüne yüzüne üfürenler var ya” demiş olsa..

“Bu tür sıkıntılar bir şirkette çok sınırlı sayıda yaşanıyor olsa bile, bunun o şirkette tüm çalışanlara yollanacak bir metinde yer almasına ne gerek var” der, itiraz edebilirim..

Ama, Zorlu Holding’e bağlı Vestel’in en üst yetkilisinin mesajı şöyle:

“Değerli Ailem; Yaşamımıza birlik, beraberlik ve dostluk ile birlikte hoşgörü getiren Ramazan ayına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.”

Bu güzel mesaj bile, birilerini kudurtmuş..

Meğerse, Vestel’in de içinde bulunduğu onlarca şirketin en tepesindeki genel Müdür Cem Köksal, holdingin bir aile gibi yönetilmesine karşı imiş ki..

Birlik kavramına, beraberlik kavramına, dostluk kavramına karşı imiş ki.. 

En önemlisi “hoşgörü” kavramına karşı imiş ki..

Hemen bir mesaj yayınlamış ve Ergün Güler’in mesajını cezalandırmaya kalkışmış..

Markanın genel müdürüne ceza uygulamaya kalkan, holdingin genel müdürünün mesajında ne var?

Buyrun birlikte okuyalım:

“Bizim kurumsal olarak kutlanacak günler listemizde Ramazan ayı yer almıyor.”

Peşinen söyleyeyim..

Darbe dönemlerini yaşamamış bir hukuk devletinde..

“Başörtü haktır” dediği için partilerin kapatılmadığı bir hukuk devletinde..

Üniversitelerde başörtü yasağını kaldırmak istediği için, kapatılmanın eşiğine gelen tek başına iktidarda olan partilere tehditlerin savurulmadığı hukuk devletlerinde..

“Ekonomik göstergeler iyi. Enflasyon düşüş sürecinde. Cari açık düşüyor. Uluslararası kredi kuruluşlarından not artışı bekliyoruz” raporu hazırlayan işadamlarının, ardından kendileri ile uzaktan yakından ilgisi olmayan yargısal süreçleri belirtip, “Moralimiz bozuk, Güven bunalımı var” diyerek, seçilmişlere sopa sallamaya kalkmadıkları hukuk devletlerinde..

Cem Köksal’ın, “Bizim defterde Ramazan yok” mesajının, ne gözaltına alınma, ne de adli kontrol ile karşılanması gereken bir eylem olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim..

Böyle bir mesaja, “Yaşadığı toplumu bilmeyen. Yaşadığı toplumun inançlarına saygı duyulmasına tahammül edemeyen. Ürettiği malı kime sattığını bilmeyen. Zırtabozun biri, bir laf etmiş. Ciddiye almaya bile gerek yok” dersiniz..

“Vatandaş da o holdingin ürettiği mallar için tüketmeme hakkını kullanır.. Sen sağ, ben selamet” dersiniz..

Olur biter..

Ama..

Bu en tepe yöneticiler, tam da darbe süreçlerinden aldıkları desteklerle, TÜSİAD toplantılarında seçilmişlere gösterilmeye çalışılan sopalardan aldıkları cesaretle, kendi altlarındaki yöneticilere had bildirmeye kalkışıyorlarsa.

Ciddiye bile alınması mümkün olmayan bu türden mesajlar, bu despotların kendilerine daha büyük makamların sunulması için başarı puanı olarak değerlendiriliyorsa..

Kusura bakmasınlar..

Gözaltı da olur, adli kontrol de olur..

Ergün Güler “hoşgörü” diyor..

Cem Köksal “Ne hoşgörüsü. Bizim defterde Ramazan yok, hoşgörü yok” demeye getiriyorsa..

Kusura bakmasınlar..

Savcılığın da ona, anladığı dilden hitap etme hakkı doğar..

Cem Köksal’a, “Ramazan kutlaması yok” deme hakkını kim tanıyorsa..

Savcıya da, Cem Köksal’ı gözaltına alma hakkını tanıması gerekir..

Biliyorum, bizim mahallenin yumuşakları, şöyle itiraz edecekler: 

“Hani diyor ya Ergün Güler, ‘hoşgörü’ diye. Hani savcıda Ramazan ayında göstermemiz gereken o hoşgörü’den bir küçük eser?”

Olur canım.

Bir müdür “hoşgörü” dediğinde, üst müdür “Ne diyon sen. Ne hoşgörüsü” desin. 

Tartışmayı başlatsın.. Kavgayı çıkartsın..

Sonra suçlu olan, yine “hoşgörü” çağrısı yapanlar olsun.

Nasıl bir mantık bu..

“Hoşgörü” üzerinden, kardeşlik, beraberlik üzerinden, çalışanlara mesaj yayınlayan Ergün Güler’e had bildirmeye kalkışan Cem Köksal’ın bir holdinge en üst yönetici olabilme kapasitesi sizce var mı?

Gönderdiği mailin, tek kişiye mi, yoksa yüzlerce kişiye mi gittiğinin farkında bile olmayan bir adam, en tepe yönetici olmayı sizce hak ediyor mu?

Cem Köksal, Vestel’in bütün çalışanlarına yollanan mail rezaletini, “sehven” diye izah etmeye kalkıyor.

Ama, bu tür kibir budalalarının yüzlerce benzerinin haberlerini yapmış bir gazeteci olarak söyleyeyim..

Ergün Güler’i, tüm mesai arkadaşları nezdinde itibarsızlaştırmak için, had bildirmek için bilinçli olarak tüm çalışanlara gönderilen cevabi bir maildir o..

Ki; o mailde daha neler var neler..

“Dini günlerden Şeker ve Kurban bayramları” diye tanımladığı iki bayramın dışında kutlama yapılmaması isteniyor..

“Bunlar dışındaki dini günleri kurumsal olarak kutlamamız doğru değil” deniyor..

Ama hemen bir cümle sonrasında, tekrar laikçi damarları kabarıyor: “Şirket olarak dinden bağımsız bir duruşumuz var.” diyor..

Bak Cem efendi.

Ramazan’a ‘şeker’ dedin. Kurban’a başka isim bulamadın.. 

Ama söyler misin.. Dinden bağımsız duruş”ta samimi isen..

O duruşunuz, iki bayramda devredışı mı kalıyor?

Daha önemlisi, bu adamın değil üst düzey yönetici, bir bakkal dükkanı bile işletemeyeceğinin kanıtı:

“Çok uluslu bir şirket olmaya çalışırken her dinden ve milletten de çalışanlarımız olmasını bekliyoruz.”

Eee.

Daha iyi ya..

Her dinin kutsal günlerini kutlarsınız..

“Hoşgörü” mesajlarını her dinin özelinde verirsiniz. Böylece her dinden insanlara hizmet etme noktasında tavrınıza kimse itiraz edemez..

Ama NOEL’de başka.. 

Ramazan’da başka tavır alırsanız..

NOEL’de hristiyanlara şirinlik yapar..

Kendiniz müslüman olduğunuzu iddia ettiğiniz halde..

Ramazan’da “dinden bağımsız” olmaya kalkarsanız.. 

Size Zorlu Holding’de üst yöneticilik değil, otopark valeliği bile yaptırılsa, çok olur..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nazim Arat

Tusiad üyesi isyerlerinin %90 başörtülü kadın calistirmiyorlar. Ayrımcılık aslında budur

Merak Ediyorum

Cem Köksal’ın bir holdinge en üst yönetici olabilme kapasitesi sizce var mı? 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23