Kıryak kirasını ödeyemiyor, Ongun ailesi ise 1.5 yıldır Acarkent’te
Kıryak kirasını ödeyemiyor, Ongun ailesi ise 1.5 yıldır Acarkent’te
ALİ KARAHASANOĞLU
Beşiktaş Belediye Başkanlığı özelindeki yolsuzluk davasında sona yaklaşılırken..
İBB yolsuzluk davasında ise tutuklu sanıkların ifadelerinin tamamlanması aşamasına gelindi. Sırada tutuksuz sanıkların ifadelerinin alınması var..
Tutuklu sanıkların her birinin ifadesini okuyorum, iddianamedeki suçlamalarla kıyaslıyorum ve profesyonel bir kadro tarafından yazılmış senaryonun tutuklu sanıklar tarafından oynandığını net olarak görüyorum..
Tutuklu sanıklar öyle kıskaca alınmışlar ki, asla Ekrem İmamoğlu aleyhine söz sarfetmiyorlar.
Yanlış anlaşılmasın.
“Ekrem İmamoğlu aleyhine iki iftira atsınlar, medya da üzerinde tepinsin” ahlaksızlığını önerecek değilim..
Ama, medya ihalelerinin çoğunun verildiği ve halen de yurtdışında kaçak yaşadığı belirtilen Emrah Bağdatlı’ya milyonlar akıtan ekibin içinde yer alan..
Somut olarak görevini de yazayım..
Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı olan. Bu görevde iken, ihaleleri yandaş firmalara aktaran Doğan Hamit Doğruer..
Somut örnek de vereyim, 29 milyona ihale edilen bir iş sebebi ile müteahhitin cebine 264 milyon TL girmesini sağlayan, o para ile de daha sonra İmamoğlu A.Ş’den daireler satın alınarak, Büyükşehir Belediye Başkanı’na akacak rüşvet hortumunun işletilmesini sağlayan bu bürokrat, dün mahkeme nezdinde şu savunmayı yapmış:
“Kıyafetimin kusuruna bakmayın. Ben sıramın yarın geleceğini düşündüğüm için bugün gömlek giymedim. Tek gömleğim var. Cezaevi koşullarında temizlemek de zor oluyor.”
Kalıbımı basarım..
Senaryo yazılmış.
Ne zaman ifade verirse versin..
Alternatifli iki-üç şablon şov cümlelerinden birisini kullanacaktı..
Bunu kullandı..
Gömlek giysen ne yazar. Tişört giysen ne yazar.
Mahkeme tişört giyenlere ceza, gömlek giyenlere beraat veriyorsa..
Ekrem İmamoğlu her duruşmada takım elbise ile geliyor, beraati garantiledi mi sanıyorsun?
Daha acıklısını söyleyeyim..
Gömlek giymeyi bile, suçlamalarla hiç ilgisi olmadığı halde, ajitasyon yapmak amacıyla kullanan ve cezaevi koşullarında imkansızlıklar yaşandığını belirtmek için bir lüks gibi gösteren Doğan Hamit Doğruer, savunması sırasında tiyatro oynamıyorsa, şu selamı nasıl çakabiliyor:
“Eğer buradan çıkmanın yolu Ekrem Başkan’a iftira atmaksa ben bunu yapmayacağım. Başkana iftira atmaktansa onurumla burada yatmayı tercih ederim.”
Bu cümlenin karşılığında, şimdi otoparklarda bekletilen arabaların bagajlarından birisi açılıyor ve Hamit beyin yakınlarına, çaktığı selamın karşılığı olarak gerekli ödemeler yapılıyordur.
Başka nasıl olabilir ki?
Mızrak çuvala sığmıyor..
Her gün gömlek giyemediğini öne süren bir tutuklu.
Sanki kendisinden iftira atılması isteniyormuş gibi algı yaparken..
Birazcık düşünür..
“Ben cezaevindeyim. İftira atmayacağımı söylediğim Ekrem İmamoğlu da cezaevinde. Ben her gün gömlek giyemiyorum. Mazbatasını aldığı gün, ‘Yok öyle çalışana musakka. Yöneticiye antrikot’ demiş birisi, bırakın gömleği, her gün takım elbise ile sanık sandalyesine oturuyorsa. Burada bir yanlışlık vardır..” demesi gerekirken..
Şovunu yapıyor..
Sistem’in tepesindeki baş rüşvetçiye selamını gönderiyor.. Karşılığını da bekliyor..
İşe girişi ile savunmaya başlıyor..
“Kültür AŞ’de açık bir pozisyon olduğunu öğrenince öz geçmişimi gönderdim. Mülakatlara girdim. Mülakatlardan önce yetkililerden hiçbirisiyle tanışıklığım yoktu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ya da iştiraklerinde çalışan herhangi biriyle de daha önce ilişkim bulunmuyordu”
Ve ucuz şovunu şu soru ile tamamlıyor Doğruer:
“Bir örgüte CV incelenerek ve mülakat yapılarak mı üye alınıyor? Böyle bir şey olabilir mi?”
Ben de Doğruer’e sorayım.
Atandığın görev, belediye Ak Parti’de iken açık idi de, CHP doldurmak için mi seni atadı?
Yoo.
AK Parti dönemindeki isimleri kapının önüne koydu, orda bir boşluk oluşturdu.
Sonrasında da, eğer mülakatla birisini alacak ise, Ekrem bey aptal mı ki, eskisini atsın..
Tabii ki kendi adamlarını yerleştirmek için önce koltuğu boşalttırdı, sonra da seni koltuğa oturttu..
Yalan mı Doğruer?
Belki bunlardan daha önemlisi..
Dünkü duruşmada savunmasını veren Ceyda Kıryak’ın anlattıkları.
Şöyle diyor Kıryak:
“Dosyanın firari ismi Emrah Bağdatlı ile yapmış olduğum bir telefon konuşması sebebiyle suçlanıyorum. Bu konuşma, 2024 yılında Ekrem İmamoğlu’nun hizmetlerinin tanıtılacağı bir organizasyon ile ilgili idi..”
Eee. Ne yapalım şimdi?
Siz bürokratsınız.
Müteahhit ile ne konuşuyorsunuz?
Orası sizin babanızın dükkanı mı?
Bir ihale verdi iseniz. Her şey resmi olmalı değil mi, yazılı olmalı değil mi?
Geçelim..
Kıryak biraz da kendi özel konumunu aktarıyor:
“Kirasını ödeyemediğim için evden tahliye edildim. Oğlum ve abimle yaşıyordum. Yaşama sebebim olan oğlum, babasının yanına yerleşti. Onu binbir zorlukla okuttuktan sonra, mezuniyetinde Silivri’deydim.”
Burda biraz duralım.
Kirasını ödeyemediği için evinden tahliye olan bir isim..
Emrah Bağdatlı gibi ultra zengin bir kaçak müteahhit ile direkt telefonda konuşabiliyor ve iş kotarıyorsa..
Bu nasıl mümkün olabiliyor?
Sen kiranı ödeyemiyorsun.
Emrah ise jetlerde geziyor..
Dünkü duruşmada ortaya çıkıyor ki.. Murat Ongun ile de tanışıyor..
Ki Murat Ongun dün duruşmada şu sözleri sarfediyor:
“Açıkça söylemek isterim ki, inandığım tüm kutsallar üzerine yemin ederim, bu kadıncağızın suçlandığı konularla yakından uzaktan hiçbir alakası yoktur. Her şeyin huzurunda da yemin ederim. Kendisinin yaşadıklarını ben de hissetmekteyim, onun acısını, o yüzden bunu söyleme ihtiyacı hissettim.”
O zaman soru şu:
Ceyda Kıryak, ödeyemediği kira bedeli yüzünden tahliye oluyor da..
Ki, ben bunu kesin bir yalan olarak tanımlamıyorum..
Ama soruyorum, kirasını ödeyemeyen Ceyda hanım bu imkansızlıklar içinde yüzerken, tanıştığınız müdürünüz Murat Ongun ne yapıyor?
2024’te 350 bin TL. 2025’te 450 bin TL. Bu yıl artık takip edemedik,herhalde 650 bin TL’den aşağı değildir..
Murat Ongun, aylık kirası 650 bin TL olan Acarkent’teki villadan, ödeme yapamadığı için acaba tahliye edilmiş midir.
Hayır..
O zaman susun arkadaşlar.
Rezilliklerinizi tekrar tekrar gözümüzün içine sokmayın..
Ceyda hanımlar da, gerçekten bir mağduriyet yaşıyor ise.
Müdürlerinin, avukatlığını yapmasınlar.
Ceyda hanım, kendisinin bir yılda ödeyeceği kirayı bir ayda ödeyen Murat Ongun’ların avukatlığına soyunmasın..
Gerçeği anlatsın.. Kamuoyunu meşgul etmesin.. Aptala yatmasın..
Mahkemeye heyetini aldatacağını sanmasın..