--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kutsal ittifak çöküyor mu?

Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
5

Kutsal ittifak çöküyor mu?
REFİK TUZCUOĞLU 

Uluslararası ilişkilerde öyle anlar vardır ki; yıllarca biriken yapısal çatlakları tek bir sarsıntıyla gün yüzüne çıkarır. Bunlar, tarihin geri dönüşü olmayan kırılma anlarıdır. Aksa Tufanı ile başlayan ve 2026’nın ilk yarısında bölgesel bir savaşa dönüşen süreç, bugün tam anlamıyla böyle bir fay hattının merkez üssü haline geldi.

İsviçre’de ABD ve İran arasında kurulan diplomasi masası, sadece Orta Doğu’daki sıcak çatışmayı şimdilik dondurmakla kalmadı; aynı zamanda modern jeopolitiğin en büyük efsanelerinden birini de temelden sarstı. Washington ile Tel Aviv arasındaki "sorgulanamaz ve koşulsuz müttefiklik miti", gözlerimizin önünde ağır bir yara alıyor.

Bugün geldiğimiz noktada İsrail, Amerikan karar alıcıları nezdinde "ne pahasına olursa olsun korunması gereken kutsal bir varlık" olmaktan çıkıp; Amerikan ekonomisini, küresel prestijini ve çıkarlarını yutan devasa bir "stratejik yüke" dönüşüyor. 

"9 Milyonluk Bir Ülkesiniz, Uyanın!"

Bu paradigma değişiminin en net fotoğrafı, bizzat Beyaz Saray’da çekildi.


İsrail’deki radikal kabinenin, kendi siyasi bekası uğruna bölgeyi ateşe atma hırsı ve ABD Başkanı’nı açıkça hedef alması, Washington’da bardağı taşıran son damla oldu. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in, diplomasi tarihine geçecek o sözleri, aslında yıllardır Amerikan vergi mükelleflerinin ve "Önce Amerika" diyen yeni nesil siyasetçilerin bilinçaltındaki isyanı açığa çıkardı:

"Son üç ayda vatanınızı koruyan silahların üçte ikisi Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla ödendi. Uyanın ve gerçekleri görün: 9 milyonluk bir ülkesiniz, karşılaştığınız her güvenlik sorununu sadece insanları öldürerek çözemezsiniz!" 

Bu, İsrail’in suratında patlayan bir tokattır. Washington, Tel Aviv’e açıkça şunu söylemektedir: Gücünüz kiralık, kibriniz ise sürdürülemez.

Peki bu tokat ne anlama geliyor? ABD artık İsrail’in maksimalist hedefleri uğruna kendi küresel hegemonyasını zayıflatmaya ve yeni bir "Büyük Buhran" riskiyle yüzleşmeye niyetli değil. Çin ile Pasifik'te devasa bir güç mücadelesi yaşayan ABD için, Orta Doğu'da şımarık bir çocuğun bitmek bilmeyen kaprislerini finanse etme dönemi kapanıyor. İşin bir diğer boyutu da Tel Aviv merkezli politikaların Trump’a Amerikan seçmeni nezdinde yaşattığı ağır kayıplar. Artık vergi mükellefi Amerikalılar, kendi alın terlerinin sınır ötesi serüvenlere akmasına hiç de sıcak bakmıyor.


Müttefiklikten Casusluğa

Bu siyasi ve sosyolojik kopuşun, bir de güvenlik bürokrasisine yansıyan yüzü var. Bugüne kadar istihbarat havuzunu ortak kullanan iki devlet arasında artık eşi benzeri görülmemiş bir "karşı casusluk" krizi yaşanıyor. Pentagon’a bağlı Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın (DIA), İsrail'e yönelik tehdit değerlendirmesini en yüksek seviye olan "kritik" aşamasına çıkarması sıradan bir prosedür değişikliği olarak okunamaz. ABD, bizzat kendi Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Pentagon yetkililerinin Tel Aviv tarafından siber araçlarla dinlendiğini, müzakere stratejilerinin çalınmaya çalışıldığını fark etti. Washington'ın kapalı kapıları ardında İsrail, artık sırdaş bir ortak değil; Amerikan askeri planlarını kendi çıkarları için manipüle etmeye çalışan ve acilen tedbir alınması gereken bir "güvenlik açığı" olarak kodlanıyor.

Siyonist Ağın İç Savaşı

Üstelik bu derin güvensizlik sarmalı sadece devletler arası düzlemde kalmıyor; küresel Siyonist ağın kendi içinde de adeta bir iç savaşı tetikliyor. Öyle ki; Trump’ın damadı, çekirdek kadrosunun kilit ismi ve bugüne dek İsrail’in en büyük savunucularından biri olan Jared Kushner bile, Tel Aviv’deki aşırı sağcılar tarafından 'Yahudiliğini Katar parasına satmakla'suçlanabiliyor. 

Kendi fanatizmine esir düşen Netanyahu yönetimi, değişen dünya dinamiklerini okuyamıyor. Karşılarında küresel meselelere tamamen maliyet-fayda ekseninde bakan ve İsrail Başbakanı'na ulu orta ayar veren yeni bir Amerikan liderlik tarzı var. Eski ezberlerle, lobi faaliyetleriyle veya"Bizi otobüsün altına atıyorsunuz" hezeyanlarıyla mesafe alamayınca daha da hırçınlaşıyorlar. Avrupa'daki müttefiklerini küstüren, küresel kamuoyunda "savaş suçlusu" olarak tecrit edilen İsrail'in, elindeki son can simidi olan Trump yönetimine de saldırması tam bir siyasi intihar.


İsrail Olmasa Amerika Olmazdı

İlişkinin can çekiştiğini gösteren bir diğer boyut ise, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin Batı Yaka’da sarf ettiği sözler oldu. Kendi başkanının politikasına ters düşme pahasına, "İsrail ve Yahudi temeli olmasaydı Amerika var olamazdı" diyerek, Amerikan kurucu felsefesini Tel Aviv’e ipotek eden bu anlayış, ABD iç siyasetinde eşi görülmemiş bir infial oluşturdu.

Hem sağdan hem soldan yükselen "Varlığımızı İsrail'e değil, Tanrı'ya borçluyuz" ve "Yardımları keselim de görelim bakalım kim kime borçlu" sesleri, Amerikan toplumunda artık bu şantaj diline tahammülü kalmadığını gösteriyor.

Sona Doğru...

Elbette ABD ile İsrail ilişkileri yarın sabah bir anda kopmayacak. Hatta stratejik müttefikliğin son bulduğu söylemek de abartılı bir iddia olur. Ancak o "kutsal zırh" bir kere delindi, masadaki o "açık çek" yırtılıp atıldı. Müttefiklik ilişkisinin yerini; güvensizliğin, karşılıklı istihbarat oyunlarının ve gerektiğinde "silah ambargosu" tehditlerinin masaya sürüldüğü soğuk bir yeni dönem alıyor.

Washington’ın derin koridorlarında İsrail için tehlike çanları çalmaya başladı. Küresel tecrit tamamlanıyor ve Orta Doğu statükosunu yeniden inşa etmek, Tel Aviv için eskisi kadar kolay olmayacak.

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

23 Haziran 2026 18:52

Allah'ım bu soykırımcı katil terörist Devlet İsrail ABD Çin gibi azgın kavimleri helâk eylesin. Müslümanlara da birlik bütünlük dirlik düzen nasip eylesin.

Abdullah Koca

23 Haziran 2026 11:50

İsrail için asıl risk, sadece askeri veya siyasi destek kaybı değil; uluslararası meşruiyet zemininin giderek daralmasıdır. Bir zamanlar koşulsuz destek olarak görülen birçok başlık bugün Washington’da dahi tartışılır hale gelmiştir. Bu durum, müttefikliğin sona erdiği anlamına gelmese de ilişkinin niteliğinin değişmeye başladığını göstermektedir.

İğneyi Kendimize Sonra Çuvaldızı

23 Haziran 2026 11:18

İsrail ve ABD 'den daha büyük suçlular İslâm cografyası ülkelerinin başına çöreklenmiş tiranlardır. Her biri bir Ramses firavunu. Dün üç yat, yat değil beş yıldızlı otel. Şatafat, lüks, ahlaksızlık, edepsizligin yaşandıgı heyhule adı yat. Bodrum açıklarına yanaştı. Filistinli aç, yoksulluk, üstsüz başsız yetim- öksüz çocukların bir yıllık karınlarını doyuracak masrafı bir günde yapıyorlar. Bu düzenbaz firavunlar birde çıkıp Allah zenginleri malıyla sınar, sınav eder, yoksullrı sever der uyutur ki halk bu firaunlatın katşısında kıyam etmesin. Hiç bir ülkede demokrasi, eşitlik, özgürlük yok. Adil bölümü mezunudur hak getire uydurulmuş din ile unuturlar halkınj, isterler ki indirilmiş dinî anlayıp kavramasın kimse. Ezbere Kuran okuma yarış yaptırırlarda anlama , kavrama ve hayatı ona göre yaşamasınlar. Halka bir hayat tarzı boca ederler de kendi paylarına lüks şatafat düşer. Sahaveyi Kiram'ın açlıktan karınlarına taş bagladıgınından dem vururlar da dünyanın en güzel kızlarını hakemine alıp ipek elbiseler içinde arzı endam ederler. Güvenlik lerini emperyalistlere emanet eder, Petro dolarların şeytanları finanse ederler. Çekseler İsviçre, ABD bankalarında paralarını, altınlarını boşalacak içi o bankaların. İslam ülkelerin yöneticilerinin alayı mal, servet biriktirir aktarırlsr dışarı. Hangisi iktidarı kaybetse milyarlarca dolarları çıkar dış bankalarda sülüklerin. Bu yagmacı firaunlarla hesaplaşılmadan ne İsrail Faşist yönetimiyle, ne de ABD emperyalistleri ne karşı durulabilinir. İçerde ki ve dışarda ki firaunlar göbekten baglıdır bir birine. 2 milyar müslümanın iradesini igdiş eden bu iki cephedir. İç ve dış sömürücülerle mücadele birlikte yürütülmedigi sürece islam alemine rahat yüzü yok. İçerdeki tiranlara karşı olmadan dışardakilerine karşı olamaz islam alemi.

Nahit sazoglu

23 Haziran 2026 05:47

Üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz savunma sanayimizi devlet politikası yapmaliyiz ASELSAN havelsan roketsani TUSAŞi TUSAŞi çok uluslu şirket yapmaliyiz ülkemizin ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ çok uluslu şirket yapmaliyiz

Nahit sazoglu

23 Haziran 2026 05:30

Gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor İncirlik ve kürecik üslerini acilen kapatilmaliyiz tam bağımsız Türkiye güçlü Türkiye

Refik Tuzcuoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle