Katları/yatları konuşacağımıza, VIP ve korumaları mı konuşacağız!
Katları/yatları konuşacağımıza, VIP ve korumaları mı konuşacağız!
ALİ KARAHASANOĞLU
FETÖ’cü televizyon kanalı olan Samanyolu Haber’e gidip, bu ülkenin seçilmiş yönetimi aleyhine konuşan Mahmut Tanal, şimdi de yolsuzluktan sanık CHP’lilerin avukatlığına soyundu..
Pensilvanya’daki CIA’nın kucağındaki Fetullah Gülen’e ait medya organlarına el konulmasının despotluk olduğunu 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesindeki konuşmalarında dillendiren Mahmut Tanal.
Şimdi CHP’li belediye başkanlara rüşvet verdiğini itiraf eden Aziz İhsan Aktaş’ın ve rüşvet alanların yargılandığı davada yaşanılanları yorumlarken, şöyle demiş:
“Tutuklanması gereken bir sanık VIP’ten giriyorsa, bu adil yargılama mıdır? Hukukta VIP yoktur. Ceza yargılamasında ayrıcalık olmaz. Bu tablo yargının tarafsızlığına değil, çifte standarda işaret eder. Bu düzen adalet üretmiyor. Bu düzen ayrıcalık üretiyor. Bu manzara hukuk değildir”
7 belediye başkanına rüşvet verdiğini itiraf eden bir adamdan bahsediyoruz.
Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor.
Örgüt suçundan cezası indirilecek. Ama büyük ihtimalle yine de ceza alacak.
Ayrı bir suç olan rüşvetten ise, A. İhsan Aktaş’ın da ceza alması zaten kesin..
Sadece pişmanlık gösterdiği için belki bir indirimden yararlanacak.
Büyük ihtimalle rüşvetle aldığı ihalelerdeki gelirlerine el konulacak. Zaten şu an tüm malvarlığına tedbir konulmuş durumda..
Şunu da belirteyim..
Rüşveti vereni savunma anlamına gelmesin..
Ama rüşvette esas sorun, rüşvet veren değil, rüşvet alandır.
Kamu yararı, rüşvet alanı cezalandırmak üzerine kuruludur.
Hatta bizim kanunumuzda, ve dinimizde rüşvet alan da veren de suçlu ise de..
Bazı ceza sistemlerinde, rüşvet vermek değil, rüşvet almak suçtur.
Tekraren söyleyeyim, rüşvet suçunda esas cezalandırılmak istenilen, rüşvet almaktır.
Çünkü kamu görevi onundur. Rüşvet alan, bunu reddetse, rüşvet veren bir şey yapamaz.
Ayrıntıyı bırakalım..
Sadede gelelim..
200 sanığı olan, 7 belediye başkanının yargılandı, yüz milyonlarca liralık yolsuzluktan bahsedilen bir davada, ifadesi çok çok önemli olan ve suçların odağındaki kişinin hayatta olmasından, konuşmasından, soru sorulduğunda tekrar cevap vermesinden rahatsız olanlar kimlerdir?
Rüşveti alanlardır..
Rüşveti alanlar isterler ki, rüşveti veren yok olsun.. Eceli ile ölsün. Olmuyorsa öldürülsün. Hiçbir şey olmuyorsa, yurtdışına kaçsın.. Felç gelsin, konuşamaz olsun..
Çünkü, suçların diğer delilleri de mutlaka vardır ama..
En önemlisi de, rüşveti verenin anlatımlarıdır..
İşte bu çerçevede, rüşveti veren kişiye devletin koruma tahsis etmiş olması, CHP’li Mahmut Tanal’ı niye rahatsız ediyor?
Rüşveti verdiğini, etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirten kişinin başına bir iş gelirse, bundan kim yararlanacak?
Tabii ki rüşveti alanlar.
Rüşveti alıp, ikinci eşlere katlar, yatlar, villalar alanlar.. Birinci eşlere de sus paylarını bölüştürenler..
Yani, Rıza Akpolatlar..
Ve diğerleri..
O zaman Mahmut Tanal, niye rüşveti verenin, can güvenliğini sağlamak üzere tahsis edilen korumasına takılıyor?
Niye, o kişinin, büyük ihtimalle birçoğu kendisinin özel koruması olduğu halde, sanki etrafındaki herkes devletin özel görevlisi imiş gibi göstermeye çalışıyor?
A. İhsan Aktaş, VIP olsa ne yazar, ZIP olsa ne yazar..
Söyleyeceği ne?
“Rıza Akpolat’ın 5 milyonluk aracını, ben alacağım ihalelerde kolaylık göstermesi için, kendisinden 7 milyona aldım. 2 milyonu rüşvet olarak verdim” dediğinde..
VIP’den girerek bunu söylese ne yazar.
20 koruma ile değil, 2000 koruma ile geldiği mahkeme duruşma salonunda bunu söylese ne yazar..
Rüşveti verdiği ileri sürülen Rıza Akpolat da, çıkar aslanlar gibi savunmasını yapar:
“Ulan müfteri.. Ben, belediyeden ihale kazanan hiç kimse ile özel görüşmem de olmamıştır. Aracımı da satmadım. Parasını da fazla olarak almadım.”
Evet, işte bu kadar..
VIP imiş. Koruması varmış. Önce duruşma salonuna hakim heyeti girmiş, sonra bu sanık girmiş..
Zırt Erenköy..
Sen “5 milyonluk aracını, ihale verdiğin müteahhitte 7 milyona sattın mı, satmadın mı? Aradaki 2 milyon fazlanın anlamı nedir?” sorusuna cevap ver..
Mahmut mu verir cevabı, Tanal mı?
Yoksa Samanyolu Haber’e çıktığı FETÖ’cü emekli savcı Gültekin Avcı mı, yoksa şimdi kendisinden haber alınamayan FETÖ’cü öğretim üyesi İsmail Özsoy mu..
Bilemem.
Çıkıp birisi cevap versin..
Daha bir ay önce, Enver Aysever’in Ekrem İmamoğlu’na hırsız demediğini, kendisinin de olaya şahit olduğunu iddia eden.. Arkasından da Enver Aysever’in avukatının açıklamaları ile bir yalancı durumuna düşen Av. Hüseyin Ersöz de, sanık avukatı sıfatı ile geldiği duruşma salonunda, şu açıklamayı yapmış: “Aktaş’ın güvenliğinden endişe duyuyorsa korumayı mahkemeden talep etmesi gerekir. Diğer sanıkların 1’er yakını duruşma salonuna girebiliyorken Aziz İhsan Aktaş’ın ‘özel korumalarla’ duruşma salonu önünde görüntülenmesinin bir açıklaması olamaz.”
Eee.
Mahkemeden talep etmemiş, İçişleri Bakanlığı’ndan koruma talep etmiş ise, verdiği rüşvet yok mu oluyor?
Rıza Akpolat’ın, ikinci eşine aldığı kat yok mu oluyor, rüşvet paraları ile aldıkları lüks araçlar yok mu oluyor.
Hatta siz avukatların, yüksek yüksek miktarlarla aldığınız avukatlık ücretlerinin arka planı araştırılsa, bir belediye başkanı böyle milyon milyon avukatlık ücretini nereden ödeyebiliyor, diye araştırıldığında imza atılan yolsuzluklardan insanın başı dönecek iken, İhsan Aktayş’ın korumalarına mı takıldık şimdi..
Mahut Tanal tekrar sözü almış:
“Tutuklanması gereken bir sanık VIP’ten giriyorsa bu adil yargılama mıdır?”
Lafa bakın..
“Tutuklanması gereken”
Eeee. O tutuklanması gerekiyor ise.
Karşısındakilerin tutuklanmasını da doğru buluyorsun demektir, Mahmut Tanal.
O zaman fakirin, fukaranın alın terini çaldığı iddia edilen bu adamlara kol kanat germek için, niye gittin ki o duruşmaya?
CHP milletvekili Mahmut Tanal devam etmiş, “VIP girişi milletvekilleri dahi kullanamıyor” demiş..
Gel Mahmut, gel.
Ben seni Akit’in VIP girişinden içeri alayım, hatırın kalmasın.
Önemli olan, katları yatları, milyon dolarlık tatilleri nasıl yaptınız. Nereden kazandınız? Bunları anlatın, Mahmut Tanal..
Şunu da soruyor Mahmut Tanal:
“704 yıl ile yargılanan, örgüt lideri olduğu iddia edilen bir kişi; salona bile gelmemişken yargılamanın ciddiyetinden, eşitliğinden, adil yargılamadan kim söz edebilir? Bu manzara hukuk değildir. Bu, yargının itibarıyla oynayan bir ayrıcalık gösterisidir.”
Siz ikinci eşlere katlar alırken, ayrıcalık yok. Yatlarda tatil yaparken, o ayrıcalık olmuyor.. Lüks araçların birini ilk eşe, ikincisini ikinci eşe alırken ayrıcalık yok..
“Gelsin rüşvetler, gitsin ihaleler” derken, ayrıcalık yok..
Ama, duruşma salonuna önce sen girdin, ben sonra girdim. Ben o kapıdan girdim, yok diğer kapıdan girecektim” ile, asrın yolsuzluğu magazinleştiriliyor..