--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kaçakçılıktan ağır ceza istenen sanık banka yönetiminde!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Nasıl bir ülkede yaşadığımızın farkında mısınız?

Kısa kısa özetlerle aktarayım.

Biliyorsunuz, Cumhuriyet gazetesinin yönetimi hakkında ciddi ihtilaflar var..

FETÖ’cü bir grubun, illegal metotlarla, gazetenin yönetimine el koyduğu ve halen yönettiği iddia ediliyor.

Bu kapsamda, bazı yöneticileri de tutuklandı..

Cumhuriyet gazetesinin çizgisinin FETÖ’ye kaydığı ileri sürülürken.. Gazetenin sahibi konumundaki vakıf ile ilgili davaya kim bakıyordu biliyor musunuz?

Fetullah Gülen’in, 1999’da Ankara DGM Hakimliği tarafından tutuklanması kararını kaldıran ve bilahare de Yargıtay’a üye seçilen Şerafettin İste’nin eşi..

Tesadüf müdür?

Olabilir..

Gülen’in tutuklamasını kaldıran hakimin eşi Nesibe İste hanım, aylardır o davada bir adımlık ilerleme sağlayamamış ve yaşı dolmadan emekliye ayrıldığı için, son duruşma da mart ayına ertelenivermiş!

Böylece, 4 ay boyunca..

Cumhuriyet Vakfı’nın yönetimine FETÖ’nün el koyduğu iddiası, rafa kaldırılmış oldu..

İddia: Gazete, FETÖ’ye kaydı..

İddiaya bakan hakim: FETÖ’nün liderini tahliye eden hakimin eşi..

Davanın seyri: “Hakim emekli oldu, 4 ay sonra tekrar gelin!

¥

Cumhuriyet gazetesi FETÖ çizgisinde yayın yaptığı iddiası ile soruşturmaya tabi tutulduğunda, gazete yönetimine kimler sahip çıktı?

Gazetecilikle, siyasetle hiç alakası olmayan, Türkiye İş Bankası yönetiminden Ersin Özince..

Düşünebiliyor musunuz, bir gazete hakkında, terör örgütüne yardım suçundan soruşturma yapılırken..

Bir bankanın yönetim kurulu başkanı.. Bankanın adını da lekeleyecek şekilde bir açıklama yapıp, “Toplumun desteklediği çağdaş kurumlar daima ait olduğu yeri bulur. Tarihte yerini bulur. Ben okurunuz olmaya devam edeceğim!” diyerek, adeta soruşturmayı yürüten emniyet birimlerine meydan okuyor.

Soruşturmayı yürüten savcılara meydan okuyor.

Soruşturmada birçok kişiye tutuklama kararı verecek kadar konuyu ciddiye alan hakimlere meydan okuyor..

Emniyete karşı..

Savcıya karşı..

Hakime karşı diyor ki: “Siz değil, soruşturduğunuz gazete tarihte yer alacak!”

Demesine desin de..

Ertesi günü de, ağır ceza mahkemesinde hakim önüne kaçakçılık suçundan çıkarsa..

İşte orada bizim de, “Neler oluyor” deme hakkımız doğar..

Evet, Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, POAŞ yolsuzluğu sebebi ile, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmaya çıkmış.

Savunması şöyle: “Hakkımdaki örgüt lideri suçlaması mantıktan uzaktır. Benim üzerimde yönetim kurulu başkanı vardır. Biz bir örgütsel yapı içerisindeysek, ben nasıl bir örgütün lideri olabiliyorum?”

Dam üstünde saksağan..

Vur beline kazmayı..

Savunmaya bak, hizaya gel..

İllegal bir örgüt suçlaması yapıldığında..

Örgütün legal görünümünde de..

İllegal yapıdaki en üst konumdaki kişinin, mutlaka legal yapının da en üstünde yer alması gerekiyormuş!

Vay vay vay..

Hakim de hemen beraat ettirsin, bu parlak fikirli bankacıyı..

Ama kendisine aktüel bir örnek vereyim..

FETÖ’nün lideri Fetullah Gülen ama..

Örgütün şirketlerinden, mesela Zaman gazetesinde ismi bile geçmiyor..

Bank Asya’da ismi geçmiyor..

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nda var, o da onursal başkan..

Dolayısı ile..

İllegal örgüt liderinin, mutlaka legal örgütlerin tepesinde yer alması gerekmez..

Kaldı ki..

Yönetim kurulu, bir heyet..

Genel müdürlük ise, bir kişi..

Dolayısı ile, legal örgüt ile illegal örgüt arasında bir paralellik olacak ise..

Yönetim kurulu başkanı değil.. Genel müdür koltuğundaki kişi, tepe isim olmaya daha yakındır..

¥

Ersin beyin, başka dişe dokunur bir savunması var mı?

Yok..

İyi de, suçlama sadece, kaçakçılık yapılan şirket ile suç örgütü liderliği değil ki..

Ayrıca örgüt kapsamında işlenen suçlar var.

Onlarla ilgili ne diyor, Ersin bey?

Şimdilik bir diyeceği yok..

Davada birlikte sanık olduğu Aydın Doğan, “Benim olduğum yerde, başkası ne lideri imiş?” gerekçesi ile mi, yoksa davayı savsaklamak için midir bilemiyorum, duruşmaya katılmamış..

Hani aylardan temmuz olsa idi..

Avukatı, çantada keklik itirazı yapacaktı: “Hakim bey.. Müvekkilim Aydın Doğan, yıllardır yaz aylarını Bodrum’da geçirir.. Bu sebeple, duruşmanıza katılamamıştır. Özür dileriz.”

Aylardan yaz değil..

O zaman, Aydın bey hangi mazereti sundu acaba?

(Not: Gariban vatandaşlar, duruşma günü mahkemeye, Aydın Bey’in ‘temmuz ayını Bodrum’da geçirme mazereti’ türünden mazeret beyan etmeye kalkmasınlar sakın.. Bu mazeret türü, Aydın beye özeldir.. Garibanlar böyle bir mazeret benzeri, ‘Her yaz köyümüze gider, orda sıla-i rahim yaparız’ falan diyecek olurlarsa.. Okkalı bir tahkire muhatap olabilirler.. ‘Bana ne senin köyünden.. Bana ne senin akrabalarından..’ şeklinde.)

¥

POAŞ’taki akaryakıt kaçakçılığı ve devleti zarara sokma davası ne zamana kalmış?

O da 4 ay sonrasına..

Zaten 15 yıl öncesine giden.. Son eylem tarihi 2008 olan bir dava..

Bir de 4 ay sonrasına bırakılınca..

Sanıklar bayram ediyordur..

Böyle bir devlette, Ersin Özince, savcının terör örgütü soruşturması yaptığı gazeteye, “Sizi tarih yazacak” diyerek destek vermesin de ne yapsın?

Ersin Özince’yi mahkeme değil..

Mahkum olacak ise..

Basın mahkum edecek..

Onun için de..

Mahkemeye meydan okuyor..

Basına şapka çıkartıyor..

Hemen ardından..

Terör örgütü suçlaması ile soruşturma altındaki Cumhuriyet gazetesine reklam desteği emrini veriyor:

“Anadolu Sigorta’dan.. Bankanın kendi reklamlarından.. Hemen her gün, bir adet reklam göreceğim.. Anladınız mı!” diyerek, meydan okumasını tekrarlıyor..

Bekleyip görelim, savcıların, hakimlerin “Hodri meydan” diyeceği günler de gelecek mi?

Bu devran, böyle sürüp gidecek mi?

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle