• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme, İsrail için de tekrarlanmalı!

15 Mayıs 2021


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

İsrail tüm şirretliği ile Filistinlileri katletmeye devam ediyor..

Kadın-çocuk demeden öldürüyor, öldürüyor..

Dünya ise seyirci..

Suriye’yi karıştırmak için binlerce kilometre öteden gelen ABD de seyirci..

Kendi halkını kimyasal gazlarla öldüren Esed’i koltuktan indirtmemek için ölümüne mücadele eden Rusya da seyirci..

Fransa’sını, Almanya’sını, İngiltere’sini söylemeye hiç gerek yok..

Hepsi üç maymunu oynuyorlar..

Hatta içlerinden, İsrail’i kınama yerine, “Hamas’ı kınıyoruz” diyenler bile çıkıyor.

Bu şartlar altında, Türkiye ne yapabilir?

Batı’nın insan hakları adı altında başka ülkelere yaptıkları çağrıların hiçbir samimiyeti olmadığını ispatlayan İsrail zalimliğine karşı sessizliğin yüzlerine vurulması, yeterli mi?

Tabii ki değil..

Zalimi yakaladığın yerde, affetmemelisin..

Çünkü zalimliğinde ısrarcı olduğunu, tüm tavırları ile gösteren bir terör devletinden bahsediyoruz..

Zalimin yakalandığı, köşeye sıkıştırıldığı yer ise, Mavi Marmara gemisine, uluslararası sularda saldırmaları idi.

İsrail’in resmi görevlilerinin, uluslararası hukukta hiçbir şekilde kabul edilemeyecek bir saldırganlıkla, 11 sivili şehit etmeleri, inkar edilemez bir suçüstü hali idi..

Pensilvanya’daki zat, “Otoriteden izin alınmalı idi” diyerek, İsrail’e destek çıksa da..

İsrail ile birlikte, Fetullah Gülen’in de gerçek yüzünün tescillendiği bir suçüstü hali idi, Mavi Marmara gemisine, İsrail askerlerinin saldırısı..

Nitekim İstanbul’da dava açıldı..

İsrailli askerler ve emir veren yetkililer hakkında tutuklama kararı bile çıkarıldı.

Ama İsrail bu..

Siyonistin klasik tekrarıdır..

Suçluluğu ortada ise..

Ve delilleri ortada olan suçluluğuna karşı, ciddi bir güç ile karşı karşıya kalırsa..

Alttan alır..

Özür de diler..

Tazminat da öder..

Nitekim, Mavi Marmara gemisi ile ilgili açılan ceza davasını düşürmek için de, öyle yaptı..

AK Parti iktidarının, FETÖ gibi yılların birikimi olan dev bir sorun ile meşgul olmasından da istifade ederek..

Türkiye’den özür dileyip, tazminat ödemeyi ve Gazze’ye insani yardım gönderilmesi konusundaki ambargoyu, Türkiye’den gidecekler açısından kaldırmayı önerdi..

Dünya genelindeki çakallar düzenine başkaldırmak için, o gün Türkiye’nin eli yeterince güçlü değildi..

Hele hele..

Bir de Türkiye’de; bürokrasinin, yargının, emniyetin, askeriyenin kılcal damarlarına kadar sızmış, İsrail’i uluslararası sularda bile otorite kabul eden hainlerin tasfiye edilemediği bir dönem olması itibariyle, İsrail ile anlaşma yapılmak zorunda kalındı..

Tarih 28 Haziran 2016 idi.

Yani darbeden 17 gün önce..

“Ahde vefa”yı, İslami inancın da bir zorunluluğu olarak görürüm..

Sonunda ölüm olsa, verilen sözden, atılan imzadan dönülmemesi gerektiğini kabul ederim.

Hz. Peygamber’in çizgisinin de bu olduğuna inanırım..

Ama.. Özür tamam..

Dilendi sayalım..

Tazminat, miktar olarak yeterli olmasa bile.. Kaybedilen canların zaten maddi ölçüsü olmayacağı bilinci ile, ve miktarın karşılıklı olarak belirlenmesi gerçeği karşısında..

Onu da kabul etmiş sayılalım..

Bu iki unsur açısından da, şimdi mızıkçılık yapmanın, ahde vefa prensibine aykırılık olduğunu kabul edelim.. 

Ama ya Gazze’ye ambargonun kaldırılması konusundaki anlaşma maddesi?

Uygulandı mı?

Mavi Marmara gemisinin de hedefi, zaten Gazze’ye insani yardım götürülmesi idi..

İsrail, Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırının yanlışlığını kabul ederken, Gazze’ye o günden sonra Türkiye’den gidecek insani yardımların da engellenmeyeceği sözü vermişti..

O sözün gereği, yerine getirilmedi..

Bir-iki defacık, sembolik yardımlar götürüldü..

Sonrasında Mavi Marmara öncesindeki sisteme, İsrail’in ahde vefasızlığı sebebi ile dönülmüş oldu.

Ahde vefa ilkesini çiğneme, atılan imzaya ihanet, İsrail tarafından geldiğine göre..

Suç bizden gitmiştir..

O sözleşme gereği çıkartılan kanundan geri dönülmesi artık zorunludur..

Şimdi..

Ahmet Davutoğlu’su, Ali Babacan’ı, Temel Karamollaoğlu’su mırın kırın etmeden..

Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulunmalılar..

İsrail ile Mavi Marmara gemisi için yapılan sözleşmeden geri çekilinmesini istemeliler..

İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı imzası ile nasıl çekildi isek..

Gerekirse Cumhurbaşkanı imzası ile.

Gerekirse, TBMM kararı ile..

O sözleşmeden geri çekilmeliyiz..

“Özür dilediniz, ama üzerinden onlarca yıl falan geçmeden, yine masum insanları öldürdünüz.. Verdiğiniz tazminatı döviz cinsinden iade ediyoruz. Alın başınıza çalın.. Ablukayı kaldırmadınız.. Sözünüzde durmadınız. Biz de sözleşmeyi feshediyoruz” denilmeli ve katil İsraillilerin Mavi Marmara gemisindeki cinayetlerinin yargılanmasına, kaldığı yerden devam edilmelidir..

Kaldı ki..

Sözleşme ve çıkarılan kanun sebebi ile İsrailli katillerin hakkında açılan ceza davasının düşürülmesi kararı, henüz kesinleşmedi..

Halen itiraz incelemesi yapılıyor..

Cumhurbaşkanı’nın veya TBMM’nin alacağı karar, İstinaf’ın da elini güçlendirecektir..

İsrail, uluslararası arenada, ilk defa bir başka devletten özür dileyecek kadar kendisini sıkışmış hissetmiş ise..

Tazminat ödemeyi kabul etmiş ise..

İnterpol tarafından İsrailli komutan için dahi tutuklama kararı işleme alınmış ve bunu düşürmek için harekete geçmişler ise..

İsrail’e can suyu olmaya çalışan Fetullah Gülen’in, Türkiye üzerinde hiçbir kredisi kalmadığı da dikkate alınarak..

İsrail’in anladığı dilden konuşmak zorunludur..

Aksi takdirde, İsrail’in cinayetleri, “Devletin kendisini koruma”sı olur..

Hamas’ın sivilleri koruması ise, “terör” olur.. Bu tiyatro, tüm dünyanın gözü önünde oynanmaya devam eder..

Bu tiyatroya son vermek için, nasıl ki TBMM’de grubu bulunan 5 siyasi parti ortak bir karar ile, İsrail’in Filistinlilere yaptıkları zulmü kınamışlar ise..

Şimdi 2016’daki sözleşmeyi haklı nedenle fesih kanununu da birlikte çıkarmalıdırlar.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Filistin deyince...

yanlis bilmiyorsam 25 civarinda Arap, 40 civarinda Islam ülkesi mevcuttur.. Toplam nüfuslari bir milyarin üzerinde.. Israil ise sadece 8 Milyon.. Ve bu koskoca Müslüman dünya Israille ba$a cikamiyor.. Bu Filistin hicbir zaman Türkleri desteklemedi.. Hatta 70 lerde solcu gerillalar Filistin kamplarinda yetistirildiler.. Bizden giden sosyalistlerin bir kismi oralarda egitim aldilar ve bir sürü terör eylemlerine karistilar.. Filistin yöneticileri simdilerde bile oylarini bizden yana kullanmazlar, Kibrisi hala tanimazlar, oylamaya gelince Rumlara oy verirler.. Iyi bayramlar!
  • Yanıtla

DemirAli

Aaaa Israil bile bu yesil iktidari kandirmis,Bu cehape varya butun suclu onlar.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23