Hepimize ders olması için, 8 yıl önceki yazışmam
Hepimize ders olması için, 8 yıl önceki yazışmam
ALİ KARAHASANOĞLU
İsteyen, bize istediğini desin.
Kimisi vicdansız, kimisi yalaka, kimisi acımasız dese de..
Herkes, Allah’a hesap verecek.
Kalpleri bilen de, O!
İçimizi, dışımızı bilen de O!
Girizgahımın sebebi, dün de bahsettiğim Zaman yazarı Ahmet Turan Alkan’ın vefatı üzerine, bir kesimin 15 Temmuz öncesinde yaptıkları yanlışı hala savunma refleksi ile hareket etmeleri..
Bugün dahi o yapının arkasında durmaya çalışmaları..
Hala, CIA ile iş tutan o yapının, sivil bir yapı olduğunu öne sürmeleri.
Kendilerine karşı çıkanların ise, fanatik bir politik duruş sergilediklerine, gerçekleri göremediklerine hem inanmaları, hem de başkalarını da buna inandırmak istemeleri..
Belki birileri bir ders çıkarır ümidi ile..Belki birilerinin bize bakış açılarındaki sakatlık özeleştiriye tabi tutulur, düzeltilir düşüncesi ile.
Ahmet Turan Alkan (Öncesinde ve sonrasında hiç yüzyüze gelmedim, sohbet etmedim) cezaevinde iken, oğlu Talat ile yazışmamı size aktarayım..
Yanlış anlaşılmasın.. Oğlu ile de bir tanışıklığımız yok.. Sadece mail üzerinden bir iletişimimiz olmuştu.
Bu vesile ile, bizim kimse ile önyargılı bir kavgamız olmadığını..
İnandığımız ne ise, samimiyetle onu savunduğumuzu gösterme açısından, Ahmet Turan Alkan’a da Allah’dan rahmet dileği ile yazışmamızı aktarayım..
Mail ortamında yapılan bir yazışma olduğu için, hızla yazılan ifadelerdeki hataları düzeltmiyorum ki, bir virgülün yerini değiştirerek, belki de anlam kayması olduğuna ilişkin bir eleştiri ile de karşılaşmayayım..
Belki Ahmet Turan Alkan’ı bilmeyenler olabilir, o açıdan kendisini hatırlatayım. Zaman gazetesi yazarı, AK Parti iktidarına ve Tayyip Erdoğan’a çok ağır hakaretlerde (haydi eleştiriler diyeyim) bulunan bir yazar. Aynı zamanda FETÖ’nün televizyonlarında programlara katılan bir isim idi..
Yakınları dahil hiç kimse “Tayyip Erdoğan’a yönelik hakaretvari yazısı yoktu” demesin..
Hele gazetedeki arkadaşları, Mümtazer Türköne’ler, Ali Bulaç’lar, asla bunu iddia etmesin.. Arşiv orda.. Kendilerinin yazdıkları da orada, helallik istediği için tekrar Allah rahmet eylesin notu ile söyleyelim, A. Turan Alkan’ın eski dönemde yazdıkları da orda..
A. Turan Alkan’ın oğlu ile yazışmamız, 29 Haziran 2018 tarihini taşıyor..
Mail şöyle:
“Merhabalar,
Tutukluluğunun 700. gününde babam Ahmet Turan Alkan’ın durumunu kısaca açıklayan küçük bir notu ve The Guardian gazetesinden Jo Glanville ile yaptığı röportajın tam metnini sizlerle paylaşıyorum.”
Metinde, maddeler halinde, Anayasa Mahkemesi’ne atıf, AİHM’e atıflar var. Benzer durumdaki başka yazarların tahliyesini hatırlatma var. Sonrasında, şu ifade ile bitiyor mail:
“Aile olarak Türkiye’nin daha fazla enerji kaybetmeden bütün mağduriyetlerden kurtulup bir an önce güçlü ve normal bir şekilde yoluna devam etmesini kalpten diliyoruz.
Bilgi ve önerileriniz için lütfen bana ulaşabilirsiniz. Saygılarımla Talat Alkan”
Kendimi, A. Turan Alkan’ın yerine koydum..
Oğlunu, benim oğlumun çaresizlik içersinde arayışlar içinde çabalaması ile benzeştirdim..
“Bilgi ve önerileriniz için lütfen bana ulaşabilirsiniz.” şeklinde, büyük ihtimalle yüzlerce kişiye şablon olarak hazırlanıp, gönderilmiş olsa da..
O isteğe cevap vermemeyi, Allah huzurunda bizi sorgulamaya muhatap edeceğini ve o sorgulamadan mahcub çıkacağımı düşündüm..
Babasının haksızlığa uğradığını iddia eden bir insan, size not atıyor. Ama siz, ona bir “geçmiş olsun” bile demiyorsunuz..
İsteyen “Çok sertsin” desin.
İsteyen, “katısın” desin..
O maile, hemen o gün, şu şekilde cevap verdim (Not: Yazışmanın mail ortamında olmasından kaynaklı, hızlı yazım sebebi ile tashihler var, buraya alıntılarken de doğallık kaybolmaması için, hiçbirisini düzeltmiyorum.:)
“29 Haziran 2018 17:54
Turan beyi, özellikle televizyondaki konuşmaları ile hatırlıyorum..
Zaman zaman, gazetemizde kendisine eleştiriler de yapılıyordu..
Ama öylesine yüksek perdeden bakıyordu ki..
Büyük ihtimalle, bazı arka plandaki bilgilere sahip idi..
FETÖ’nün ne kadar güçlü olduğunu biliyordu..
Onlara güvendi..
Siyasi iktidarın devrilmesinin, FETÖ için çocuk oyuncağı olduğunu zannediyordu..
Onların lehine tavır aldı..
Ancak olmadı..
Kendisine de yazık etti.
Ülkeye de yazık etti..
“Geçmiş olsun” demekten başka ne diyebiliriz ki?
Geçmiş olsun..
Ali İhsan
Yeniakit..”
Tamer beyin cevabı aynı gün geldi:
“Merhaba Ali Bey,
Babam kesinlikle hiçbir arkaplan bilgisine sahip değildi.
Bu konuda sizi her şekilde temin edebilirim.
Olsa idi bir dakika durmaz kapıyı çarpardı.
Tek yanlışı belki yıllar önce kendisine yapılan yazı yazma teklifini kabul etmiş olmaktı.
Zira ücret karşılığı yazı yazmak dışında bir hukuku söz konusu değildir.
Keşke kütüphanesinden dışarı çıkmaya daha çok zamanı olsaydı.
Belki insanları tanımak konusunda daha yetenekli olurdu.
Onu zor durumda bırakan yalnız tabiatı ve vefa duygusundan başka birşey değildir.
Ne olsa bu dünya bir gün son bulacak, bizi yanlış tanımanızı istemem.
Hepimiz bu memlekete sevdalı insanlarız.
Hassasiyetiniz için teşekkür ederim, Saygılarımla..
Talat”
Ben samimi şekilde, baba ile ilgili düşüncelerimi aktarmış, sonrasında “Geçmiş olsun” demişim.
Oğlu, benim tespitlerimin haklı olmadığını, arka planı babasının asla bilmediğini, darbe yapabilecek bir hazırlıktan haberdar olunmadığını, samimi şekilde aktarmış..
Tarihe not düşmek için..
Benzerlerinin yaşanmaması için..
Benzerleri yaşanırsa, yaşayacakların bizlerden ibret alınması için..
Hatta bugün, hala FETÖ’yü CIA ile iş tutan bir yapı olarak görmeyen merhumun arkadaşlarının da belki kendilerini bir özeleştiriye tabi tutmaları için..
Biraz geçmişlere gitmiş olduk..
Geçmişe giderken, A. Turan Alkan’ın eski yazılarına bakarken..
Bir şey dikkatimi çekti..
Bugünkü Karar gazetesi yazarlarının. Yeni Asya yazarlarının, hatta siyasi yazılar kaleme alan Milli gazete yazarlarının yazdıkları, A. Turan Alkan’ın yazdıklarına ne çok benziyor..
Birilerine karşı çıkmak.. Onun karşısındaki yapının ise, adeta günahsız olduğunu iddia edecek kadar önyargılı olmak..
Tayyip Erdoğan’a sabah akşam saldırmak.. Ama ortada onlarca defosu olduğu halde, Ekrem İmamoğlu’na ya sessiz kalmak, ya da savunmak..
Dün FETÖ lehine yapılanlar yanlış idi. Bugün de o yanlış, Ekrem İmamoğlu lehine birileri tarafından yapılıyor.
Okurlarımızın bir kısmı diyecek ki, “Kendini bu özeleştiriden niye muaf tutuyorsun?”
“Tayyip Erdoğan günahsız” demiyorum.. “Ben günahsızım” demiyorum..
Ama lütfen; rüşvetlerle anılan, metreslerle adı tekrarlanan Ekrem İmamoğlu ile gece gündüz bu ülke için çalışan birisini de kıyaslamaya kalkmayın..
Tarafsız rollerine yatacak birileri “Senin Erdoğan’a bakış açınla, onların İmamoğlu’na bakış açısı aynı” demeye, lütfen kalkmasın..