Hastanenin ismini, Amerikan hastanesi değil, “Türk-Kürt kardeşliği” yapalım
100. yıl etkinliği çerçevesinde, “En Atatürkçü benim” rolünde Anıtkabir’e yüzlerce çalışanı ile giderek gövde gösterisi yapan Rahmi Koç, önceki gün ise Mustafa Kemal’in soyadındaki Türk’ü rafa kaldırıp, Amerikan hastanesi adı altında, gruba bağlı bir tıp merkezi daha açtı..
Türksünüz..
Hatta bazı iddialara göre Ali Koç, MHP’ye veya İyi Parti’ye girebilir tartışmaları yapılıyor.
Ama siz, paranızla açtığınız hastanenize Amerikan ismi veriyorsunuz..
Türk hastanesi diyemiyorsunuz..
Amerikan hastanesi diyorsunuz..
İstanbul’da var.
Bir tane de İzmir’e açıyorsunuz..
Ve yaptığınızın yanlışlığı sizin kafanıza dank etmesi için, ibretlik bir olay yaşanıyor..
Fıkrayı anlatmayacağım..
“Bir kürt kadın” yerine..
“Kürt” kelimesini kaldırsanız bile sorunlu bir fıkra..
Cinsiyetçi bir fıkra..
Kadınları aşağılayan bir fıkra..
Olayın bu yönü bir yana..
Bir de olumsuzluk ve cahillik yüklenen fıkranın öznesi olan kadına giydirilen Kürt kimliği, daha da vahim bir tanımlama..
Şöyle bir baktım, Atatürkçü Sözcü gazetesi, fıkrayı haber yapmışlar mı diye..
Fıkranın anlatımına bir haber yok.
Ama Rahmi Koç için açılan soruşturmaya, hemen haber yapılmış..
Yani şöyle denilmek isteniyor. “Ne olmuş yani, bir Kürt kadın üzerinden, olumsuz bir fıkra anlatılmışsa. Niye soruşturma açıyorsunuz ki.”
Yetinmemişler..
Devlet Bahçeli’nin, belki de 100 yıl etkinliğine daha iki gün önce katılıp, birlikte fotoğraf vermiş olmalarının da etkisi ile, “Koç Topluluğu 100 yıldır ülkemizin kalkınma hamlesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir. İstihdama katkı sağlayan güzide yatırımlarının yanı sıra, Türkiye’nin milli hedeflerini sahiplenerek Cumhuriyetimizin yüksek bir seviyeye erişmesi hedefinde de her zaman sorumlu bir anlayışla hareket etmiştir” şeklindeki açıklamasına “Bahçeli’den çok bert tepki” başlığı atmaları..
Kemalist dayanışmasında yetinmemişler..
Rahmi Koç’un, iki satırlık, dişe dokunur bir cümle etmediği açıklamasını da vermişler..
Dikkat edin, Bahçeli’nin açıklamasın, Rahmi Koç’un özür dilemesini, sözler hakkında soruşturma açılmasını haber olarak vermesinler, demiyorum.
Ama, bunları verirken, aynı zamanda “haberin ilk başlangıcını, fıkranın haberini de versinler” diyorum..
Tarafgirlik işte böyle olur..
Fonlanmış medya, işte böyle olunur.
Cumhuriyet gazetesinin internet sitesine bakıyorum..
Sözcü’ye kıyasla, Cumhuriyet nispeten biraz daha tarafsız kalmaya çalışmış.
Onlar da kadınlara, özellikle de Kürt kadınlarına saygısızlık içeren fıkrayı vermeden, saygısızlığı vermeden, direkt özür dilenmesini, soruşturma açılmasını haberleştirmişler ama..
Ayrıca, AK Parti’den başlayın, DEM’e kadar birçok siyasi partinin eleştirilerini de vermişler..
Şunu hemen belirtelim, feministlerden, çağdaş geçinen kadınların yapılanmalarından, CHP’li kadınlardan ben çok net bir duruş beklerdim..
Kadın hakları diyenler..
Çok keskin bir şekilde, bu saygısızlığı kınamalı idiler..
“Cinsiyetçilik ve Kadın Bedeninin Nesneleştirilmesi asla kabul edilemez” demeliydiler..
Fıkra görünümlü saygısızlığın merkezine oturtulan, “Kadın kimliğinin ve bedeninin, bir tıp mekanında (üstelik bir hastane açılışında) cinsel bir ima veya cehalet nesnesi olarak mizah malzemesi yapılması, cinsiyetçi bir yaklaşımın ürünü olarak değerlendirilmesinin yanlışlığı” net olarak ortaya konulmalı ve kınanmalı idi..
Ama nerde?
CHP’liler, Özgür Özel’ciler de, Kemal Kılıçdaroğlu’cular da suspus olmuşlar..
Partideki kadın başkanlıkları, suspus olmuşlar..
Kadın dernekleri tatile girmişler..
İki satırlık özür ile bu konuyu geçiştirmeye çalışanlara da hatırlatayım..
Aynı fıkrada, “Kürt” yerine, Amerikan hastanesi açılışından da kaynaklı olarak, Amerika’nın Türkiye’deki tüm kadınları cahil görme alışkanlığından da esinlenerek, bir başka etnik kimlik konulmuş olsa idi..
Mesela “Türk” denilse idi..
Tepkiler nasıl olurdu?
Tepkiler bu kadar cılız mı kalırdı..
“Bir Kürt kadın” ifadesi yerine, “Bir Atatürkçü kadın” denilse idi..
Tepkiler böyle “aman sessizlikle geçiştirelim” modunda mı olurdu..
Daha özelleştirelim..
Kimseye saygısızlık yapma niyetim yok.
Ama konunun empati açısından da değerlendirilmesi için hatırlatıyorum..
Bir başkası da, fıkrayı anlatan kişiye özgüleyerek anlatsaydı..
Rahmi Koç’un ve hatta onun bu çok sert kınanması gereken anlatımına sessizlikle seyirci kalanların hoşlarına gider miydi?
Özür açıklaması, bu kadar cılız ve kendini beğenmiş kibir budalalığı ile mi yapılırdı?
Söz ağızdan çıkmış bir defa..
Önce samimiyetle, bu bakış açısını değiştirelim..
Kadınlara en adice cinsiyetçi bakış açısı taşıyan anlatımları sergilemekten kaçınmazken, bir yandan da “çağdaş”lık anlatımları eşliğinde, cinsiyetçi bakış açısının dindarlarda, geri kalmış toplumlarda olduğu üstenciliğinden vazgeçelim..
Bu dakikadan sonra.. Yapılması gereken..
Belki 95 yaşındaki bir insanın, bazı şeyleri derinlemesine düşünemeyip, bilinçaltına yerleşmiş yanlış anlatımları, süzgeçten geçirmeden anlatmasındaki yanlışlığı..
Kendisinin iki satırlık özür açıklaması ile yetinmeyip.
Konuya, üzülen insanlara daha fazla önem verildiğini de gösterme açısından, Koç Holding adına yapılan bir açılış sırasında, grubun en tepesindeki kişi tarafından sergilenmesini de dikkate alarak, ailenin diğer fertlerinin de birer özür açıklaması yayınlamalarıdır.
Mustafa Koç’un vefatı sonrasında İngiltere’den gelip, holdingde üst düzey yöneticiliğe geçen ve çoğunlukla felsefi derinlikli açıklamalar yapıyor izlenimi ile kendisinden bahsedilen Ömer Koç, babasının sözleri ile ilgili bir açıklama yapmalı, özür dilemelidir.
Hakeza, Ali Koç da, benzer şekilde bir açıklama ile hem Kürt vatandaşlarımızdan, hem Kürt kadınlardan, hem de tüm kadınlardan özür dilemelidir..
Ve toplumumuz da şu konuda artık kesin bir bilince sahip olmalıdırlar..
Çağdaş geçinen, modern hayat sürdüğü öne sürülen, özellikle belli bir zenginliğe sahip aileler içinde kadına önem verildiği, etnik yapılarla ilgili olumsuz kanaatlerde bulunulmadığı genel kabulleri bir kenara bırakıp, her gruptan insanda, maalesef yanlış düşünce içinde olanlar, belli bir hassasiyeti gözetmeyen insanlar olabileceğini itiraf etmelidirler..
Bu vesile ile bir önerim de olacak..
Boşverin Amerikan Hastanesi ismini..
Bu yanlış anlatım bir hayra vesile olsun..
Türkiye, kendi markalarını oluştursun..
Hastanenin adı, “Türk-Kürt kardeşliği” hastanesi olsun.