Ekrem bayılmaya başladı
Ekrem bayılmaya başladı
ALİ KARAHASANOĞLU
“Sona yaklaşılıyor, Ekrem ya ayılacak. Ya bayılacak” dedik..
Bayılmadan yana tercih kullanacağını dünkü gelişmelerle ortaya çıktı.
İBB davasında 61. gündeyiz..
Murat Ongun, 300 bin TL aylık gelirle, 350 bin TL aylık kira ödediği villanın hesabını önceki günkü duruşmada verememişti.
Hesabı veremezken, “Ben bu soruya cevap vermiyorum” diyerek de, aslında haram para yediğini, rüşvetle kurduğu bir çarkı döndürmeye çalışırken, suçüstü olduğunu itiraf etmişti..
Asgari ücretin 17.002 TL olduğu bir tarihde, bir asgari ücretli kardeşimizin 20 ay çalışarak alabildiği maaşı, bir aylık ev kirasına ödeyen Murat Ongun, bir de utanmazca çıkış ile “Çok merak edilen bir konu ama bu konunun bana yönelik suçlamalarla bir ilgisi yok. Burada kiracı olmaktan suçlanan tek kişiyim” diye cevap vererek, kendisini kurtaracağını sanmıştı..
Utanmazlığa bakın ki, küstahlığa bakın ki, asgari ücret alan milyonlarca işcinin, milyonlarca emeklinin durumu ile alay edercesine, “350 bin TL’lik kirayı nasıl ödüyorsunuz” sorusuna, sanki ona “ev sahibi nasıl oldun” diye sorulmuş gibi, ”Ev benim değil. Böyle bir suçlama da iddianamede şahsıma yöneltilmediği için savcılık sorgumda da, emniyet sorgumda da, mahkeme sorgumda da böyle bir soruyla muhatap olmadığım için bu soruya yanıt vermemeyi tercih ediyorum” diyebilmişti.
Rüşvetleri alıyor, yiyor..
Hesap vermeye gelince, milyonlarca emeklinin ve asgari ücretlinin oturabileceği bir daire alabileceği miktardaki parayı, ikamet ettiği villanın bir yıllık kirasına veriyor. Bu utanmaz adam, sanki tercih hakkı varmış gibi, lüks villada oturmasının karşılığında ödediği paranın kaynağını açıklama noktasında, “cevap vermemeyi tercih ediyorum” diyebiliyor..
Gargaraya gitmesin.
Bu arkadaş, 2024 değerleri ile 4.2 milyon TL’yi, trink nakit olarak oturduğu villanın 1 yıllık kirası olarak peşin ödüyor..
2024 yılında 4.2 milyon TL’ye bir daire satın alınır. Hele hele nakit ödüyorsanız..
Ama adamlardaki utanmazlık had safhada.. Kibir had safhada.. Ukalalık had safhada..
Murat Ongun’un bu utanmazlığı, dün de Ekrem İmamoğlu’nun şov girişimi ile sürdürülmek istendi..
Tutuklu sanıkların ifadelerinin nerede ise sonuna gelmişiz.
Çıkardıkları tartışmaya bakın..
Ekrem son tutuklu sanık olarak mı ifade verecek?
Yoksa, Ekrem’den önce ifade verecek tutuklu sanıklardan birisinin rahatsızlığı veya başka bir durumundan kaynaklı olarak, örgüt başının ifadesi, erkene alınabilir mi?
Böyle bir tartışma olur mu?
Mahkeme başkanı ne istiyorsa, o sıra ile ifadeler alınır..
Sanıkların ifadelerinin alınma sırası, suçlamanın esasına ilişkin bir durum değil, savunma hakkının kısıtlanması ile uzaktan yakından ilgisi olan bir konu değil..
Ama Ekrem İmamoğlu, bayılacak ya..
Numara çekecek ya.
Elinde mendil ile terlerini silecek ya..
Mahkeme başkanı, 9 Temmuz’a kadar tutuklu sanıkların savunmalarını almayı, adli tatile rağmen duruşmaları sürdürmeyi planladıklarını söylüyor.
Ekrem kavgayı başlatıyor:
“9 Temmuz’da bir seferberlik mi var, operasyon mu olacak, bilelim”
Dersiniz ki, bu adam binlerce yıl hapis cezası istemi ile yargılanan örgüt başı değil.
Tutuklu olan kendisi değil.
O, duruşma salonundaki yargılamayı yapan heyetin sanki başkanı.
Böylesine pişkin bir sanığı, tarih hiç görmemiştir..
Mahkeme heyetine, “seferberlik mi var” diyerek dalga geçmeye kalkıyor, en nihayetinde de “Bilelim” diyerek, yani “karşılığında ben de size bunun cezasını veririm” türünden tehditte bulunuyor..
Tutuklu Ekrem’in hiçbir halt yiyeceği yok.
İBB soruşturmalarında, daha ilk gün söyledik, yüzlerce sayfada anlatılan rüşvetin en somut delili, “Murat Ongun’un 300 bin TL gelir ile 350 bin Tl aylık kira ödediği lüks bir villada oturmasıdır” dedik. “Buna cevap veremezler” dedik. Nihayetinde veremediler.
İlk gün söyledik.
“İBB’den ihale alan bir müteahhitten, Ekrem İmamoğlu’nun aile şirketi, 500 milyon TL’lik 2 villayı noterde 15 milyon Tl değer gösterilerek satın almasının arkasında rüşvet olmadığını söyleyebilmesi mümkün değil, bunu asla izah edemezler, açıklayamazlar” dedik.
Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa ertesi günü, ifade sırası gelen İmamoğlu A,Ş.’nin şirket müdürü Tuncay Yılmaz da bunu izah edemeyecektir. Ekrem İmamoğlu da izah edemeyecektir..
İzah edemeyecekleri için de, bayılmaya Tuncay beyden başlanılmış..
Dün ifade verme sırası gelmiş iken, tansiyonun yükselmesi belirtilerek, hastaneye kaldırılmış..
Daha da ilginci..
Yolsuzlukları önleme konusunda ihtiyaç duyulan kanunları çıkarma amacı ile maaş alan CHP’li iki milletvekili, yolsuzluktan tutuklu adamların avukatlığına soyunarak, mahkeme heyetine müdahale ediyorlar.
Mahkeme başkanı, kimliklerine bakılmaksızın, heyete müdahale etmeye kalkışan kim ise, dışarı çıkarılmasını istediğinde..
Sanki rüşvetten tutuklu soytarıları savunmak, milletvekili görevleri arasında yer alıyormuş gibi, “Ben milletvekiliyim” diyerek itiraz edebiliyorlar..
Neyse ki, milletvekili dokunulmazlığının, mahkemenin duruşma salonunda geçmeyeceği, duruşmanın disiplinini bozmaya kalkışan milletvekili de olsa, mahkeme başkanının onu dışarı çıkarabileceği, yaşanarak görülmüş oldu..
Ama yarın, öbürsügün..
Bu utanmazlar, TBMM Başkanlığı’na dilekçe verip, “milletvekili dokunulmazlığına aykırı olarak, zorla duruşma salonundan çıkarıldık” derlerse..
Hiç şaşırmam.
Çünkü bunlar, yasama görevini de tiyatro aracı haline getirdiler..
Mahkemeleri de tiyatro sahnesine çevirmeye çalışıyorlar..
Hani “yasama, yürütme, yargı erkleri arasında yetki ayrışması olduğu”nu söylüyorlardı..
Şimdi yapmak istedikleri ne?
Milletvekili dokunulmazlığını kullanarak, rüşvetçilerin yargılanmasını önlemek. Yargıya müdahale etmek..
Bir de utanmadan, bu duruşmaların canlı olarak yayınlanmasını istiyorlardı.
Keşke duruşmalar canlı yayınlansaydı..
Bunların hokkabazlıklarını, tüm millet görseydi..
Canlı yayın yapılamamış olsa da..
Benim teklifim, duruşmaların kamera kayıtları, medyada yayınlanmalı..
Kim ne hokkabazlığa imza atıyor, rüşveti nasıl kamufle etmeye çalışıyor, millet görmeli..