• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Bu da Fatoş’lardan Ayık olanı!

12 Haziran 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Bu da Fatoş’lardan Ayık olanı!

ALİ KARAHASANOĞLU

Dün Fatoş Pınar Türker’i yazmıştık.

İBB yolsuzluğu dosyasında yapılan yargılamada, “Bayan polis beni çıplak aradı, savcı çocuğumla ilgili tehditte bulundu” şikayetlerini, yaşanmış olduğunu idida ettiği tarihden bir yıl sonra yaparak, hakkındaki yolsuzluk iddialarını örteceğini sanan Fatoş’lar tek değilmiş.

Dün Fatoş Türker’i yazdık.

Bugün sırada Ayık var..

Fatoş Ayık, dünkü duruşmada anlatıyor:


“Murat Ongun veya Emrah Bağdatlı’dan hiçbir zaman talimat almadım. Murat Ongun ile hiçbir telefon görüşmesi, toplantı ya da kurum dışı bağlantım olmadı. Bu durum HTS kayıtlarıyla sabittir.”

Ve benim için en önemlisi, “Yapılmamış bir iş yoktur. Eksik yapılmış bir iş yoktur. Haksız hakediş alınmış bir iş yoktur. Bunu özellikle tekrar etmek istiyorum.”


Muhatabınız ne kadar kriminalize olmuş bir yapının içinde olursa olsun, eğer isnat edilen eylemler arasında gerçekten “yapılmayan iş yok” ise.. “Eksik yapılan iş” yok ise..

O yapı ile ilgili mücadelenizi yaparsınız ama..


Eksik iş isnat edemediğiniz, yanlış iş iddiasında bulunamadığınız kişiyi de, dosyadan ayırmanız gerekir..

Bu açıdan, savunmaya değer veriyoruz..

Ve savunmadan devam ediyoruz:

“İhalelere davet edilen firmaları ben belirlemedim. Aleyhime tek bir delil de, tek bir beyan da olmadığı halde hem örgüt üyeliği hem de rüşvet alma suçlamalarıyla tutuklandım ve 15 aydır tutukluyum.”

İşte bu noktada..

İnsanın isyan edesi geliyor..


Suç işlediği konusunda ciddi deliller olan kişilerle HTS kaydı bile olmadığını belirten, yapılmayan iş yok, eksik iş şok, niye beni tutukladınız diye isyan eden bir bayan orda hâlâ tutuklu iken..

Biz nasıl isyan etmeyelim..

Hele hele..

“Aleyhime tek bir beyan yok” diyorsa..

Beynimizin, kafatasının içinden parçalanıp ortalığa saçılma aşamasına geldiğimi hissediyorum.

Nasıl olabiliyor böyle bir şey..

Sonra biraz sakinleşip, acaba iddianamede ne deniyor diye, savcının toparladığı bilgilere bakıyorum..

İddianameden okuyorum:


İş arkadaşları ile signal isimli program aracılığı ile konuşan Fatoş ablamız, bakın neler yazmış:

28 Şubat 2025 tarihli konuşmadan aktarıyorum:

“Nazli günaydın. Kültür torba için bir link atıcam oradan bakarsınız ne kadarını verelim kaçtan verelim diye

Emrah %80 ı bana verın dıyor da

emel bütçeye kadar yazdı ona da bakmak lazım”

Abla ne diyon sen?.

“Ne kadarını verelim” ne demek? 

“Kaça verelim” ne demek?

“Emrah %80’i bana verin diyor” ne demek?

Sen daha dosyada başka ne beyanı arıyorsun, Fatoş abla..

Sen her şeyi, bir çırpıda anlatmışsın zaten..

Dört satır ile işi bitirmişsin..

Ekrem İmamoğlu’nun, seçilmeden önce, “İBB’nin tüm ihaleleri şeffaf yapılacak. TV’den canlı yayınlanacak” dediği ihaleler.

Meğerse..

Fatoş Pınar abla ile.

Fatoş Ayık ablamızın elinden geçiyormuş..


Haklarını yemeyelim tabii ki, Murat Ongun bu işin tepesinde.

Acarkent’te, bugünün parası ile 25 asgari ücretlinin bir ay çalışıp alabildiği maaşı, aylık kira olarak ödediği bir villada oturmak, öyle İBB’nin basın sözcüsü maaşı ile olmuyor, ne yazık ki..

Emrah’lar lazım..

Emrah’lara ihaleleri pas edecek, Fatoş’lar lazım..

Eeee.

Ne yapacağız şimdi?

Fatoş Ayık ablamız, bu yazışma konusunda bir savunma yapacak mı?

Dünkü duruşmada görmedik.

Bilmiyoruz, bundan sonraki duruşmalarda olur mu?

Ama bugünkü Sözcü’de, Cumhuriyet’te, Birgün’e, hatta “Sizde vicdan yok mu? Siz nasıl Müslümansınız” diye bize saldıranların bulunduğu Karar gazetesinde..

Fatoş Ayık’ın, “Aleyhimde tek beyan yok. 15 aydır tutukluyum” sözleri yayınlanacağı için.

15 ay sonra, “Babasına el salladı” güzellemeleri ile onlar yetinecekleri için..

İddianamedeki aleyhdeki beyanların hiçbirisi verilmeden, sadece algı operasyonu içeren savunmayı onlar aktaracakları için.

Biz iddianameden ilgili beyanları aktarmaya devam edelim..

Öncesinde, Fatoş hanımın yine yazışmalarından bir bölüm daha aktarayım:

“Sayıstay müfettisi gectim basımıza savcı musallat oldu

Attık yoksa naylon fatura kesti durumuna düşer partners

Belkı bu şekilde ciddiye alır esma

Bir daha da onun sözü ile fatura kestirmem zaten.”

Abla..

Siz faturayı Esma’nın lafı ile mi kesiyorsunuz.

Mal alınmış mı, alınmamış mı.. Bakmıyor musunuz. Hizmet görülmüş mü görülmemiş mi, araştırmıyor musunuz. Mal alındıktan sonra da, bunun kesilmesi için bir yasal süre olduğunu bilmiyor musunuz?


Esma kim?

Niye Esma’ya soruyorsun?

Niye müteahhitin çalışanına soruyorsun..

Fatura keseceğin, aslında mesafeli durman gereken kişiye, “ne yapacağı”nı, bir belediye çalışanı olarak sorma ezikliğine niye düşüyorsun?

Sayıştay müfettişini geçtin, şimdi savcı mı musallat oldu size..

Ay üzüldüm size..

Ekrem başkanınıza da savcı musalatta olmuştu.. Ne yapsanız acaba..

Savcılığa gidip, ‘Bir savcı bize musallat oldu” diye şikayet mi etseniz..

Neyse biz dönelim iddianameye.. 

Signal’den bir yazışma da vereyim:

“Pınar Hanım Günaydın.”

Fatoş hanım, isminin başında Pınar da olan, diğer Fatoş hanıma yazıyor bu mesajı.

Devam ediyor, Ayık olan Fatoş:

“Emrah bey bugün 15 te geleceğim diye yazmış. Bilgi vermek istedim.


Pınar hanım, isbak ihalesine 3.3. mio ile LASERA firması da katılmış. Bizim teklif 4.8 idi. Teklifi de aşırı düşük olmadığı için sorgusuz kabul ediliyor. Bu firma geçen sene İHE ihalesinin iptal edilmesine neden olan firma. Şevket beye de yazdım, iptal edilmesi yönünde fikir beyan edelim dedi. Hem ihale hem de kurumsal iletişim birimleri ile görüşeceğiz.”

Eeee.

Abla siz işleri böyle mi yürütüyorsunuz, orada.

Bunları mahkemede niye anlatmıyorsunuz..

Biz ihalelerin yapılmasını, iptalini, kendi aramızda konuşup, hallediyoruz” diye niye gerçekleri aktarmıyorsunuz..

Fatoş hanım ile ilgili iddianamedeki beyanları aktaracaktım.

Yerim kalmadı. Ama küçücük de olsa, verelim, sözümüzü tutalım:

“Şüpheli Elif GÜVEN

Soruşturma aşamasında Medya A.Ş’de Fatoş Ayık’ın kullanmış olduğu bilgisayara el konulması olayında satın alma müdürü Fatoş’un Savcılıktan gönderilen yazıda talep edilen evrakları eksik göndermeleri üzerine bilgisayara el konulduğunu öğrendim.”

Eeee Fatoş abla. Daha ne yazayım ben..

M. Recep Taşçı’yı mı yazayım.. 

Burak Biçer’i mi yazayım.. 

Mustafa Nihat Sütlaş’ı mı yazayım..

Deniz Dörtyol’u mu yazayım.,

Söyle kimi yazayım..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23