--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Atalay döndü diye biz ahlaksızsak, Can’cık dönmedi diye kim ahlaksız?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Cumhuriyet’teki beyefendiler..

Diyorlar ki:

Cumhuriyet’te Orhan Erinç ve Akın Atalay ikilisi.. FETÖ ile işbirliği yapıp.. Bir operasyon çekip, Alev Coşkun’u yönetimden uzaklaştırabilirler..

Alev Coşkun yönetimi yerine, Orhan Erinç gazeteye hakim olabilir..

Bu sansür değildir..

Bu diskalifiye; gazeteciliğe baskı değildir..

Ayak oyunları ile gazeteyi ele geçiren yeni yönetim, Mustafa Balbay’a.. Yani o gazetenin yıllarca yazarlığını yapan kişiye.. “Sen artık burada yazamayacaksın” diyebilir..

Bu sansür değildir. Basın özgürlüğüne aykırı değildir. Gazetenin yönetimine el koyanların en tabii hakkıdır.. Gayet normaldir. ..

Aynı yönetim, şu veya bu sebeble, Tahir Yurtseven’e, Doğan Satmış’a kapıyı gösterebilir.. Sorgusuz sualsiz kapı dışarı edebilir..

Yazıişleri kadrosundaki bu diskalifiye de, olağan işlerdendir.. Basın özgürlüğüne müdahale ile hiçbir ilgisi yoktur.

Ama gazetenin yönetimindeki eski isimler, “Ne oluyoruz burada” diyerek, şikayet haklarını kullandıklarında..

Devlet de, “Durun bakalım, vakıf yönetiminde hukuka aykırı işler mi yapılıyor” dediğinde..

Hemen ciyaklıyorlar: “Basına sansür. Basına sindirme..”

İyi de arkadaşlar..

Siz, Alev Coşkun’u ekarte ederken, “basına sansür” olmadı mı?

Doğan Satmış’ı atarken. Tahir Yurtseven’i atarken..

Mustafa Balbay’a kapıyı gösterirken..

Basına sindirme olmadı mı?

Bu isimleri savunduğumu sanmayın..

Ben bir çelişkiye dikkat çekiyorum..

Yeni yönetimin, kendisi için “hak gördüğü” tasfiyeleri..

Devletin hukuk kuralları için hak görmemesindeki tezatı hatırlatıyorum..

Akın Atalay’ın Mustafa Balbay’a kapıyı göstermesi bir hak ise..

Mustafa Balbay’ın yazılarında savunduğu düşünceler sebebi ile işine son verilebiliyorsa..

Gazetenin neredeyse üçte biri, yeni yönetimle diskalifiye ediliyor, bambaşka bir yayın çizgisine dönülebiliyorsa..

Devlet de pekâlâ..

“Şu yalan haberi niye yaptınız? Bu iftira nitelikli eleştiriyi niye kaleme aldınız” diye sorabilir..

Sorduğunda da, “basına sansür” olmaz.

“Basın sindirilmiş” olmaz.

¥

Şu olsa, tabii ki kimse bir şey diyemez.

Orhan Erinç’in babasının gazetesidir.

Akın Atalay’ın avukatlıktan kazandığı para ile aldığı gazetedir..

“Kendi mallarıdır; istediği ile çalışır, istemediği ile çalışmaz” deriz.

Aydın Doğan, gazetesinden Emin Çölaşan’ı atarken. Bekir Coşkun’u atarken.. Uğur Dündar’ı, Soner Yalçın’ı atarken..

Hep aynısını söyledik: “Adamın gazetesi değil mi? Siz Aydın Doğan’ın sırtından, kafanıza göre düşman bellediklerinize savaş mı açacaksınız? Kurun yeni bir gazete, orada yapın savaşınızı.”

Nitekim, bu küfürbazların hepsi Sözcü’ye geçtiler. Orda rahat rahat ediyorlar küfürlerini..

Aynısını Cumhuriyet için de diyoruz..

Orhan Erinç ile Akın Atalay, FETÖ ile dirsek temaslı bir gazetecilik yapmak istiyorlarsa..

Kendi gazetelerini kursunlar, orada istedikleri derin yapılarla kol kola girip, istedikleri yayını yapsınlar..

Ama, vakıf statüsündeki bir gazeteyi, şaibeli işlemlerle ele geçirip, o gazetenin imkanları ile kendi özel heveslerini hayata geçirmeye ne hakları var?

¥

Akın Atalay Almanya’dan döndü..

Ve tutuklandı..

Tabii ki dönmesi güzel bir davranış,

Ama fazla dayılanmalarına da gerek yok..

Hikmet Çetinkaya’nın yaptığı gibi, “Ey kara vicdanlılar, ey ahlaksız herifler o yazıp çizdiklerinizden, televizyonlarda konuştuklarınızdan utanmayacak mısınız?” efelenmelerine gerek yok..

Niye yok?

Çünkü Akın Atalay ile kanka olan Cumhuriyet’ten bir isim daha var.

Hâlâ Almanya’da kaçak olarak yaşıyor.

Henüz dönmedi.

Henüz savcıya gidip ifadesini vermedi.

Dolayısı ile, Akın Atalay’ı överken edilen her cümle, aslında Akın Atalay’ın kankası olan ve halen Türkiye’ye dönmeyen Can Dündar’a edilen bir küfürdür..

Tabii anlayana..

¥

Aslında; ne “Akın Atalay’ın, yurda dönmesi”nde, biz ahlaksız oluruz..

Pek ufukta görünmüyor ama, ne de “Can Dündar’ın dönmesi”nde..

Türkiye vatandaşı iseniz..

Dönmek vazifeniz..

Soruşturma ihtimali de olsa döneceksiniz..

Cezaevine de konulsanız, döneceksiniz..

Türkiye’yi terörle suçlarken..

Gidip, bir dış devletin koruma kanatları altına girmeyi kim savunabilir?

Savunursanız..

Hakkınızdaki suçlama, üzerinize cuk oturur: “Casusluk”.

Sadece kendinize değil..

Sizi savunan herkese de, “casus” gözüyle bakılmasına sebeb olursunuz.

Anladın mı, Hikmet amca..

40 yıl Fetullah Gülen düşmanlığı yapıp..

Fetullah Gülen’i gösterip, dindarlara küfreden.. Şimdi hidayete eren(!) Hikmet amca!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle