• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Asrın yolsuzluk davasında bir haftanın özeti

14 Mart 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Asrın yolsuzluk davasında bir haftanın özeti
ALİ KARAHASANOĞLU

Asrın yolsuzluğu davasında, ilk hafta tamamlandı.. 4 gün duruşma yapıldı..

Örgüt başı Ekrem İmamoğlu’nun engellemeleri sebebi ile bir günlük yol ancak alınabildi. Suçsuz oldukları konusunda kendilerinde küçücük bir güven olsa idi, yargılamanın hızlı şekilde yapılmasını amaçlarlardı..

İlk günde, ilk saatte mızıkçılık yaptılar.

Kimlik tespitine geçilmemesi gerektiğini, önce Ekrem İmamoğlu’nun selamlama konuşması yapması gerektiğini belirttiler. Ve yargı camiasında, ilk golü yediler.

Bakmayın, yeterli bir tepki gelmemiş olmasına.. Bakmayın bu soytarıların yüzlerine tükürülmemesine..


Milyonlarca duruşmanın bir tanesinde bile yaşanmayan bir absürtlüğü sahneye koymaya çalışan Ekrem İmamoğlu, hukuk dünyasında, “Suçlu ki, bastırmak istiyor” notunu aldı..


İstanbul 1 Nolu Barosu’nun bir haftalık duruşma seyrini değerlendirdiği raporunu önüme aldım. Onlar da Ekrem’e yandaşlık yapmak için hazırladıkları raporda dahi, “İmamoğlu’na selamlama konuşması yaptırılmalı idi” dememişler, diyememişler..

Daha vahimi.. Topladığı rüşvet paralarının gücüne güvenerek, duruşmayı sabote eden Ekrem İmamoğlu’nun, “Selamlama konuşması yaptırılmadığı için sergileyeceğim şirretlikler sonucu bana ceza verilecek olsa bile, benim bunun üzerinden dünya kamuoyunu, FETÖ grubunun da desteğini alarak ayağa kaldırmam mümkün” zihniyeti ile yaptığı algı operasyonu da, kendisi aleyhine not edildi.


İkinci günü, tam istedikleri şekilde olmasa da, yine ilk sanık ifadesi alınmadan, uzun bir selamlama konuşması CMK’ya aykırı şekilde, fiilen yapıldı..

Kimse bana, Ekrem İmamoğlu mazlum demesin. Sanık sandalyesinde otururken bile, o bir zalim..


Rüşvet parasının gücü ile, mahkemeye şartlar dayatan, kanunda olmayan prosedürü kendi politikası çerçevesinde uygulatan bir zalim..

Türkiye’deki tüm hukuk fakültelerinde ders olarak okutulması gerekir, Ceza yargılamasında bir sanığın, selamlama konuşması yapmak istemesi, ne anlama gelir? “Böyle bir hak, kanunda var mıdır” sorusunu boşverin, böyle bir adet var mıdır sorusu bile saçma, absürt, ve karşımızdaki örgütün ne kadar devasa bir yapı olduğunu ispatlayan bir fiili durum.


Bundan sonrası daha vahim.. Yine Ekrem şakşakçılığı yapan İstanbul 1 Nolu Barosu’nun raporunda, Mahkeme başkanına yönelik sözlerin hukuka uygun olduğuna dair bir tespit var mı diye baktım..

Utanmışlar. Topa hiç girmemişler. “Yargının üç ayağı vardır” diyerek, kendilerini de yargılamanın zorunlu bir unsuru gören avukatlar adına konuştuğunu iddia eden CHP’nin arka bahçesi baro bile utanmış, sanığın mahkeme başkanına ettiği cümleler üzerinden küçücük bir kanaat belirtememişler.

Ama ben burdan örgüt başı sanık Ekrem’e hatırlatayım.. Avukatların seni yanıltıyor olabilir.. Bu taktiğinin işe yarayacağını senin kulağına üflüyor olabilirler..


Karar açıklandığında ise şok olursunuz, ben şimdiden hatırlatayım. Alt cezadan değil, üst sınırdan ceza aldığınızda, nutkunuz tutulur, benden söylemesi.


Tehdit değil bu..

Hakime, savcıya parmak sallayan Ekrem İmamoğlu’na tehdit değil, bir hukukçunun iyiniyetli uyarısı..

“Ekranın arkasına gizlenmeyin”


“Nereye kaçıyorsunuz”.

“Neden korkuyorsunuz” sözlerini sarfeden bir sanığa, hakim şu an cevap vermez. O tarafsızlığını zedeleyecek hareketlerden kaçınmak zorundadır..

O en son, kararı ile konuşacak.

Konuştuğunda ise, Ekrem İmamoğlu’na bu tehdit dilini tavsiye edenler değil ama, kendisi şok olacak.. Tavsiye edenler, bu sonucu tahmin ediyorlar, çünkü.

Binlerce, onbinlerce duruşmaya girdim.. Hiçbir davada, hakime bu sözlerin, bu sözlerin binde birinin edildiğine şahit olmadım..


Tam aksine, hiç de ciddiye alınmayacak bazı hareketleri sonrasında, sanıkların nasıl azarlandıklarını, duruşmalardan çıkarıldıkları bizzat gördüm..

Ekrem İmamoğlu’na bir hukukçu olarak hatırlatıyorum.. Bu tehdit dili, kendisinin mahkum edilmesinde mahkeme heyeti için bir done olacaktır, İstinaf ve Yargıtay üyelerinin karar verme aşamasında kendilerine yol haritası olacaktır..

Öyle güçlü bir yolsuzluk şebekesi kurulmuş ki, bir mahkeme başkanına bu tehditleri yapabilecek cesarete ulaşmışlar tespiti, şu an tüm yargı camiasında yapılmış durumdadır..

Suçun tespitinde maddi ve manevi unsurun varlığında bu hakaretlerin bir etkisi olmaz ama..  Suçun unsurları var ise, mahkumiyete. Suçun unsurları yok ise, yine beraate karar verilecektir ama..

Şu kesindir, suçun unsurları var ise, kimse artık, alt sınırdan ceza verilmesini, indirim yapılmasını falan beklemesin.. Çünkü, örgüt mahkeme başkanını bile tehdit eder, ona hakaret eder bir pervasızlık içindedir. 


Belki devlet yetkililerini, mahkeme heyetini de şu noktada uyarmamız lazım..

Ekrem İmamoğlu’nun, ikinci duruşmadaki şu sözleri, uzun uzun irdelenmelidir..

Örgüt başı olarak tanımlanan Ekrem’in duruşmada herkesin huzurunda sarfettiği cümle şu:

“Avukatlarımla bir diyalog köprüsünün sizin için iyi olacağını düşünüyorum.  Benim avukatlarımla sağlıklı köprü kurarak, diğer avukatlarla da sağlıklı bir köprü zemini oluşturarak lütfen istişare ediniz.”

Onbinlerce basın suçu dosyasında sanık ya da avukat olarak yer almış 40 yıllık bir hukukçu olarak söylüyorum..

Ekrem İmamoğlu’nun bu sözlerini bir cehalet sonucu sarfedildiğini söylemek isterdim ama..


Bu sözlerin de, kurulmuş suç örgütünün ne denli gözü kara bir yol haritası içinde olduğunu söylemeliyim.

Ne demek, mahkeme heyetinin “sanık avukatları ile diyalog köprüsü kurması”

Ne diyaloğundan bahsediyorsunuz siz? Mahkemeleri, çöktüğünüz belediyedeki ihalelere mi benzetmeye, rüşvet karşılığı verdiğiniz ihaleler gibi, komisyon karşılığı beraat kararları almayı mı planlıyorsunuz?

Ne diyaloğundan bahsediyorsunuz?

Hakim ile avukatın ilişkisi, Ceza Muhakemesi Kanunu’da belirtildiği şekilde, “Talep edilir. Kanuna uygun talep kabul edilir. Uygun olmayan talep reddedilir” ile formüle edilmiştir.


Reddedilen talepler için de, itiraz mümkün ise itiraz, değil ise istinaf ile denetletme hakkı, sanığa ve onun adına avukat tanınmış ise de.

Hakimin avukat ile diyalogu, istişaresi diye bir şey ceza muhakemesinde yoktur. Olamaz. Hatta bu yolun teklif edilmesi, mahkeme heyetinin, belki de sonuç hakkında ihsas-ı reyde bulunması noktasına kadar tartışmalı bir yola girmesi neticesine bile bizi götürebilir.. Ki, örgüt başı Ekrem’in, duruşma dışında mahkeme heyetine ulaşmak isteyen avukatlara, böyle bir yol açmayacaklarına dair kanaatimi belirtmekle birlikte, yapılan teklifin, buna yönelik olduğuna ilişkin iddiaları da yabana atmamak gerekir..

Ve geldik, cehaletin dibi mi desem, yoksa paranın verdiği güç şımarıklığı mı desem..


Ekrem İmamoğlu’nun üçüncü gün duruşmasında sarfettiği sözler:

“Ben avukatımla nasıl istişare edeceğim? Bak önümde bu duvar var. Avukatımla nasıl görüşeceğim ben? Bir söyler misiniz? Mesela avukatıma, sayın hakim, ben soracağım, diyeceğim ki bu CMK’da hangi kurala göre. Şu an avukatımı göremiyorum. İşaret eder, bir şey yapar gösterir, söyler, gider, konuşur.”

Eğer örgütün başındaki adam, 11 aydır cezaevinde iken avukatları ile görüşmelerinde, duruşma sırasında böyle bir hak olduğuna dair kendisine bilgilendirme yapılmış ise.

O avukatları hemen azletsin..

Hasan Fehmi Demir’i de, Fikret İlkiz’i de, yarına bırakmasın, çok geç olabilir. Hemen bugün azletsin..


Ne demek, duruşma salonunda, savunma yaparken avukatla danışmak..

Neyi danışacaksınız ki.. Hani diyordunuz ya, hepsi iftira.. İftiraya karşı cevap verirken, neyi soracaksın, neyin kaş göz hareketi ile söylenmesi mi, söylenmemesi mi gerektiğini soracaksın?

Şunu diyorsan, “Ben olayı anlatırım ama, kanundaki maddesini bilmem mümkün değil. Onu avukatıma duruşmada sormam gerekir.”

Hayır, siz anlatırsınız, sonrasında avukata söz verilince, o da sizin adınıza, söylediklerinizin kanundaki hangi maddeye girdiği izah eder. Hatta avukatınız bunda eksik kalsa bile, gerek savcı, gerek mahkemenin, bunu re’sen yapması da, kamu adına onların görevidir..


Eee?

O zaman bu cümle neyi gösteriyor?

Suç örgütünün, duruşma salonunun dizaynından, izleyicilerin konumundan, slogan atılması ile heyeti etki altına alma girişiminden, gazetecilerin oturduğu bölüme varıncaya kadar, “para” gücü ile, örgütün yargılamaya müdahil olduğunu gösteriyor..

Ve asrın davasına, asrın cezasına giden yolda, kaldırım taşları, bizzat Ekrem’in eli ile örülmeye devam ediliyor. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vatandaş

Chp tamamiyle bir şer yuvasıdır. Pislik her taraflarından fkşkkrıyor. Bunu görmemek için kör olmak lazım ya da rüşvetin parçası.

yıldırım bahadır

buradan söyleyeyim sn. yazara ilave olarak: tüm itirafçılar mahkeme ortamında savunma makamı ve sanığın mahkeme heyetine olan yasadışı talep yapabilme güç gösterisi, baskın ve üstenci tutum nedeniyle "yargıda da güçlüler zarar görebilirim" endişesi ile korkarak ifadelerini yumuşatacaklar. sözleri muğlaklaşacak ve karakolda doğru söyler mahkemede şaşar pozisyonu alacaklar. buna sebep de mahkeme heyetinin "yumuşak ve çekinik tavrı" olacak. bu sayede gerçekleri konuşmak yerine ortaya karışık muğlak ve daha önce verilen ifadelerin yerine "tam olarak görmedim, bilmiyorum, yanılmış olabilirim, emin değilim" tarzı ifadelerle ortam sulandırılmaya çalışılacak. Mahkemenin sanığa hibir TC vatandaşına tanınmayan töleransının neticesinin böyle bir yargılamada varacağı sonuç, her bir vukuatta birer birer milletin gözüne baka baka "suçun kesin delil olmadığından subuta ermemesi" şeklinde sonuçlanırsa şaşırmayacağım. aziz milletimizin iki eli gerçeğin ortaya çıkmasına şu veya bu iekilde sebep olanların yakasında olacak, ortam şaklabanlarına merhamet millete zulumdür.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23