AK Parti’ye geçişler tamam, ama bir istisnası var!
AK Parti’ye geçişler tamam, ama bir istisnası var!
Ali Karahasanoğlu
Şahsi kanaatimi peşinen paylaşayım..
Prensip olarak partiler arasındaki transferlerin destekçisi olmayı kabul etmem, edemem..
Çok sert bir dönüş, çok net bir gerçeklikle yüzleşme sonrasında, siyasetçilerin partilerinden ayrılmaları ve farklı partilerde siyaset yapma kararlarının, çok çok istisnai olaylarla sınırlı olması gerektiğini düşünürüm.
Ama siyasetin doğası da maalesef farklı..
Bir partiden aday olan, bir sonraki dönemde farklı siyasi partiden aday olabiliyor..
Aynı dönemde, bir partiden, diğerine geçebiliyor..
Bu çerçevede, partiler arasındaki geçişler, benim mesafeli durduğum bir trafik olsa da.
Günümüzün gerçeğinde, çok daha absürt zigzagların olduğunu, bir ismin, iki ismin parti değiştirmesinin çok ötesinde..
Milletvekili transferleri ile partiler kurulup, düne kadar mensubu bulundukları partileri çökertmeye kalkışan yanar dönerliklerle karşılaşır olmamız, bizi de makul sayıda transferlere fazla itiraz etmemeyi mecbur ediyor..
Bu çerçevede, AK Parti’nin dünkü 24. kuruluş yıl dönümünde 9 belediye başkanının, partiye geçişini değerlendirecek olursak..
Hayret etmemek elde değil..
“AK Parti kan kaybediyor” diyorlardı..
Bir seviniyorlar, bir seviniyorlardı ki..
Görmeyin gitsin..
Sadece CHP’liler değil..
Sanki kendileri iktidara gelecekmiş gibi.. Sanki CHP’ye sığıntı olarak seçime girmemişler gibi..
Sanki, mahalli seçimlerde biraz abartarak söyleyeyim, ili boşverin, ilçe belediyesi bile kazanamayan partiler kendileri değilmiş gibi..
Saadet Partisi başta olmak üzere..
AK Parti’den ayrılanların kurdukları partilerin yöneticileri de seviniyorlar..
Ama bakıyorsunuz..
Onlar sevinirlerken..
“Tamam işte.. Önümüzdeki seçimde Tayyip Erdoğan’ı devireceğiz. Anketler bunu gösteriyor” diye sevinçten dört köşe oldukları bir zaman diliminde dahi..
Bakıyorsunuz, CHP’den, İyi Parti’den istifa eden belediye başkanları, AK Parti’ye giriyor..
Utanmıyorlar..
Sıkılmıyorlar..
22 yıldır tekrar ettikleri, her seçim öncesinde manşetlerden duyurdukları, “AK Parti ikinci parti konumuna düştü” tezlerini bıkmadan usanmadan, yine gözümüzün içine soka soka dillendiriyorlar.
Bakıyorsunuz..
Birinci parti olarak gösterdikleri CHP’den istifa eden belediye başkanları, ikinci duruma düştü denilen AK Parti’ye giriyor..
Kimi zaman “dip dalgası” diyorlar.. Kimi zaman “İşte şimdi bitti” diyorlar.. Kimi zaman “Küçük bir oy farkı olsa idi, tereddütlü konuşabilirdik. Ama AK Parti artık % 10’lar seviyesinde geride kaldı” diyorlar.. “AK Parti artık iktidar olamaz” diyorlar..
Bakıyorsunuz.. Aralarında ilçe belediye başkanları da var ama.. Büyükşehir Belediye Başkanları bile, istikbali AK Parti’de görüyor, AK Parti’ye giriyor..
AK Parti’nin kuruluşunun 24. yılında, dün 9 belediye başkanı, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının bu ülkeyi geleceğe taşıyacağına inançlarını gösterdiler..
Normalde ne olur?
Bakınız seçimlerde siyasi partilerin aldıkları oy oranlarının yükseliş, düşüş trendlerine..
23 yıldır iktidarda olan parti yok da..
Bir dönem iktidara gelen partinin, hemen ertesi dönemde, tersyüz olduğunu görürsünüz..
Çünkü iktidara gelen parti, kim olursa olsun, kan kaybeder..
Bakan yaptıkları, yapmadıkları. Milletvekili adayı gösterdikleri, göstermedikleri.. Belediye başkan adayı yaptıkları, yapmadıkları.. Partilere kan kaybettirir..
1973’de MSP büyük başarı yakalamıştır. 1974’de hükümet ortağı olması ve bazı karanlık söylemlerle üzerine saldırılması sonucu, 1977 seçimlerinde kan kaybetmiştir..
CHP, 1973 seçimlerinde başarılı olmuş, ama koalisyon ortağı olduğu için oyunu sonraki seçimde azaltmıştır. 1991’de ikinci parti olan CHP, koalisyon ortağı olduğundan, sonraki seçimde baraj altına inmiştir. 1999’da birinci parti olan DSP, 2002’de baş aşağı düşmüştür.
Bunların tek istisnası, AK Parti iktidarının yıllardır tekrar tekrar seçim kazanmasıdır..
Beklenti; 23 yıldır şahsi düşüncelerle menfaat çatışması yaşayan insanların da ortaya çıkması ile.. AK Parti’nin istifalara muhatap olmasıdır. Beklenti; iktidar partisinin milletvekili sayısı azalmasıdır.. İktidar partilerinden muhalefet partilerine milletvekili geçişleri olmasıdır.
Normalde olması gereken, belediye başkanlarının, şu veya bu sebepten AK Parti’den istifa etmesidir. AK Parti’deki isimlerin, belediye başkanlarının, muhalefet partilerinde istikbal olduğu düşüncesi ile şimdiden yeni seçimlerde koltuklarını garantilemeleridir.
Ama bakıyorsunuz, tam aksi yaşanıyor..
AK Partili milletvekilleri yerlerinde oturuyorlar. Muhalefet partilerinden istifa eden milletvekilleri, AK Parti’ye geçiyorlar..
AK Parti’deki belediye başkanları, partilerinden rahatsız değil.. CHP’li belediye başkanları, yolsuzluk, sahtekarlık, rüşvet suçlamaları ile boğazına kadar pisliğe bulaşmış bir partiden kaçışın peşindeler..
Öyle ki..
Partilerinden kaçışları, nasıl izah edeceklerini bile bilemiyorlar..
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı için, “Yolsuzluğu önüne konuldu. Mecbur istifa edip, AK Parti’ye geçti” diyorlar..
Yolsuzluk gerçekten yaptı ise, bir dert..
O kişi, düne kadar senin partinin belediye başkanı idi.
Eğer yolsuzluk yapmadığı halde, böyle bir isnatta bulunuyorsanız, partinizdeki diğer başkanlar, yarın kendilerinin de böyle suçlanmayacaklarından, nasıl emin olacaklar..
Tüm bunlar bir yana.
Dünkü AK Parti’ye geçişlerde, benim kalbimi kıran, üzüntüme sebep olan bir gerçeği de söylemeden edemeyeceğim.
2024 mahalli seçimlerinde, CHP’den belediye başkanı seçilen Umut Yılmaz, 30 Ağustos 2024 törenlerinde, ilçedeki büyük bir alandaki HAMAS lideri Şehid Heniyye’nin afişini indirten CHP’lilerin arasındaki belediye başkanı idi..
Ki, o Heniyye afişinin hemen yanında, ayeti kerimeler yazılı bir başka afiş daha vardı..
CHP’li başkan, o afişin indirilmesinde rol oynamıştı..
Bu yanlış tavrından dolayı özür dilemeden, Şehid Heniyye’den, Gazzelilerden ve tüm Müslümanlardan özür dilemeden, bir ayeti kerimenin bulunduğu afişi indirmiş olması sebebi ile milletten özür dilemeden AK Parti’ye geçişi, AK Parti’nin o ismi kabul edişi, benim açımdan söylüyorum, yanlıştır..