• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

ABD+İsrail, halifelik kaldırılmamış olsaydı, İran’a saldırabilir miydi?

03 Mart 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

ABD+İsrail, halifelik kaldırılmamış olsaydı, İran’a saldırabilir miydi?
ALİ KARAHASANOĞLU

3 Mart Halifeliğin kaldırılmasının yıldönümündeyiz.

Tam da İslam coğrafyasının sahipsiz kaldığı günlerde, bu yıldönümü yaşıyoruz..

3 Mart 1924’de, TBMM’de kabul edilen yasa ile, halifelik kaldırıldı.

Veya yumuşak yorumlaması ile, “Hilafet, Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğu” varsayılarak, bir şahsa ait olmasına, bir şahsın kendisinde temsil edilmesine son verildi..

Peki Hükümet ve Cumhuriyet’in mana ve mefhumunda var olduğu gerekçesi ile bir şahıs tarafından halifeliğin temsil edilmesine son verildikten sonra, bu yetki hiç kullanıldı mı?


Hayır..


Bugün kullanırsa, o kanunu çıkaranlarla paralel düşüncedekiler “Evet, çok güzel olur” derler mi?

Hiç sanmıyorum..

O günün şartları altında, saf müslümanları aldatmak için, “Hükümet ve Cumhuriyet’in mana ve mefhumunda mündemiç olduğu” belirtilen halifelik, şimdi lağvedilmesi sebebi ile, bir avuç laikçi tarafından nerede ise bayram olarak kutlanıyor.


Oysa halifeliğin kaldırılması ile birlikte mazlum milletlerin neler kaybettiğini, cumartesi günkü sadırıda bir defa daha gördük..


Emperyalistlerin ekmeğine nasıl kaymak sürülmüş olduğunu bir defa daha yaşadık.

86 yaşıdaki bir dini lideri, yaşlı eşi ile birlikte, kızı ile, gelini ile, damadı ile, torunu ile birlikte katleden acımasız emperyallerin, halifeliğin kaldırılmasından bilistifade, nasıl rahat hareket edebildiklerini gördük..

Çağdaşlık, insan temel hak ve özgürlükleri mavalları okuyanların, ilkokul çağındaki kız çocuklarını, yatılı okulda bombalayarak nasıl öldürdüklerini, buna İslam coğrafyasından güçlü bir toplu haykırış gelmediğini üzülerek gördük..

Halifelik kaldırılmamış olsaydı..

Benim gönlümden geçen o değil ama..


Hiç mi olmasın, Danimarka’daki, İsveç’teki sembolik krallık benzeri şekilde..


Halifelik de şeklen kalmış olsaydı..

Vatikan’da Papa’nın Hristiyanları temsil etmesi gibi..

Bazı zor şartlarda, temsiliyetinin sembolik olduğu da kabul edilse, nice toplulukların “Bakalım Papa ne diyecek” şeklinde sözlerine kulak kabarttığı bir Hristiyan liderinin varlığının benzeri, müslümanlar için de olsaydı, ne kaybederdik?

Hani Türkiye Cumhuriyeti, ezilen milletler için, umut olmuştu?

Hani, o umut halimiz?

Kendi elimizle, kendimizde olan halifeliği kaldırmışız..

1,5 milyarlık nüfusa sahip İslam topluluğunu, benim gönlümden geçen, bir işaret ile zalime başkaldırmalarıdır ama..

Haydi onu başarabilmek çok daha dirayetli olmayı gerektirir..

En azından, saldıran zalimlerin, “Acaba halife ne diyecek. Halifenin sözüne tüm İslam milletleri uyarsa, ne olacak” diye tereddüt etmelerini de ortadan kaldıran 102 yıl önceki o yanlışı hatırlayıp, pişman olacaklarına..

Bir de tepemizde boza pişirip, “Halifeliğin kaldırılmasını kutlayan laikçiler”in söylemlerine muhatap oluyoruz..


O zaman soruyorum..

Halifeliğin kaldırılmasında, hepiniz birlik içindesiniz, solcular, kemalistler sosyalistler.

Halifeliği, sömürü aracı olarak gördüğünüzü açık açık iddia ediyorsunuz..

Buyrun, kaldırılmasına sevindiğiniz Halifeliğin doğurduğu boşlukta, bugünkü sömürü düzenini nasıl önleyeceğinizi anlatın ve hayata geçirin..

Amerika’nın zulmünden, müslümanlar ve insanlık, nasıl kurtarılacak, buyrun çözüm üretin..

7 milyonluk terörist İsrail’in soykırımından, insanlık nasıl kurtulacak, gösterin bize..


Birgün gazetesi dünkü manşetinde, “Haydutlar sevinmesin, daha son söz söylenmedi” demişler..

Yılmak, umutsuzluğa kapılmak, direnmeyi bırakmak müslümana yakışmaz..

Ama, bu arkadaşlara şunu hatırlatsak, hepten mi yanlış olur:

“Son söz, 102 yıl önce bugün söylenmişti, siz de buna yıllardır alkış tutuyorsunuz!”

Gerçekten de, aynı Birgün gazetesi İran’da ABD katliamını “Haydutlar” diyerek tepki ile karşılarken.

Manşetinin hemen altında, Türkiye için attıkları bir başka başlıkta “Şeriata geçit yok” demişler..


Nasıl bir çelişki bu?

Nasıl bir kafa karışıklığı.

İran’da çok daha net bir söylemle İslam Cumhuriyeti tanımlaması yapılmış.

Çok daha katı şekilde şeriat yönetimi olduğu kabul edilmiş..

Onlara yönelik emperyallerin katliamına itiraz eden sosyalistler, Türkiye’de ise, aynı emperyallerin hedef tahtasındaki yöneticilere “Şeriata geçit yok” başlığı atarak itiraz ediyorlar..

 Aslında “şeriata geçit yok” başlığını da, İran’daki rejimi değiştirmek isteyen ABD+İsrail attırıyor olmasın..


İran’daki şeriat yönetimini savunuyor gibi yaparken..

İran’da da, tüm ezilmek istenen toplumlarda da, emperyallere karşı koruma kalkanı oluşturacak Türkiye’nin attığı adımları, “Şeriat” diye tanımlayanlar, aslında bir yerlerinden İsrail ve ABD’ye bağlı olmasınlar..

Biz bunların, Türkiye’nin kamu bankasına ABD ceza vermek istediğinde attıkları manşetlerden hatırlıyoruz.

İran’lı yöneticilere sıkılan kurşun ne ise..

Türk kamu bankasına ABD tarafından verilmek istenen ceza da o idi..

Ama dün Türk kamu bankasına verilmek istenen cezayı, yani sıkılmak istenen kurşunu alkışlar eşliğinde kutlayanlar, şimdi İran’a sıkılmak istenen kurşunlara itiraz etmeleri, inandırıcı olamaz..


Türkiye’ye düşen görev..

Belki 3 Mart 1924’de çıkarılan o kanundaki “Hükümet ve Cumhuriyet’in mana ve mefhumunda esasen mündemiç” olduğunu hayata geçirerek, hilafetin tüm İslam toplulukları için koruyucu kalkan görevini hayata geçirmesidir..

Boşverin silahlar kuşanarak savunma sanayiini geliştirmeyi..

İslam devletlerinin elindeki yeraltı zenginliklerini kullanarak, tek başına bu argümanla dahi, Amerika da dize getirilir, İsrail de..

Ama bölünmüş yapınız ile..

Paramparça olmuş, devlet yapılanmalarınız ile.

Birer birer kuşatılır, ikişer-üçer avlanırsınız..

Bu vesile ile, Milli gazete’nin dünkü manşetine de bir cevap verelim:

“Olanların kısa özeti” diye başlamışlar..

“Biz İslam birliğini kuramadık” ile devam etmişler..


“Onlar işgal birliğini kurdu” ile tamamlamışlar..

O zaman soru şu:

Milli gazete, o işgal birliğinin neresinde yer alıyor?

CHP ile yaptıkları ittifak sayesinde,  İşgal birliğinin amiral teknesine kılavuzluk yapmaktan hiç mi pişmanlık duymuyorlar?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şuayip

Başi koparılan çinar kurumaya mahkum burakılır demektir

içeridekiler ve dışarıdaki islam düşmanları 150 yıldır birlikte çalıştığı halde yıkamadılar devleti, bölemediler milleti, zarar verdiler ama yine de İSLAMIN GÜÇLÜ-ONURLU-MERHAMETLİ-GÜVENİLEN KILICI OLMAYA DEVAM EDİYOR BU AZİZ MİLLET/DEVLET

içeridekiler ve dışarıdaki islam düşmanları 150 yıldır birlikte çalıştığı halde yıkamadılar devleti, bölemediler milleti, zarar verdiler ama yine de İSLAMIN GÜÇLÜ-ONURLU-MERHAMETLİ-GÜVENİLEN KILICI OLMAYA DEVAM EDİYOR BU AZİZ MİLLET/DEVLET...çok şükür...KENDİMİZE GELİP ÖZÜMÜZE DÖNDÜKÇE GELECEK BİZİM ZAFER YAKIN ZALİMLER KORKUN!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23