• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Coşar
Ali Coşar
TÜM YAZILARI

VİCDANIN ÇÖL SÜRGÜNÜ: AMBULANSLARDAN KİM KORKAR?

28 Mayıs 2026
A


Ali Coşar İletişim:

VİCDANIN ÇÖL SÜRGÜNÜ: AMBULANSLARDAN KİM KORKAR?
ALİ COŞAR

Tarih, bazen cephe hatlarında değil, iki ülkenin harita üzerinde kesiştiği o tozlu ve bürokratik sınır çizgilerinde yazılır. Bugün insanlığın utanç vesikası, Gazze’nin tepesine yağan bombalardan ibaret değil artık; Libya ile Mısır’ın ortasında, çölün kavurucu sıcağında çürümeye terk edilen ambulansların lastik izleridir.

İçlerinde kıymetli- fedakar- diğergam bir arkadaşımızın da olduğu, Gazze’ye bir nefes, çocuklara bir yara bandı ulaştırmak için yola çıkan küresel Sumud Kara Konvoyu’nun önü bu kez, İsrail jetleriyle değil, Arap coğrafyasının kendi elleriyle diktiği demir bariyerlerle kesildi.

İnsan o tozlu sınıra bakıp sormadan edemiyor: Gazze’ye giden bir ambulans, koca koca devletleri neden korkutur?

O araçların kasasında silah yok, tank paleti ya da füze başlığı yok. Sadece serumlar, tıbbi malzemeler, sedyeler ve insanlığını henüz kaybetmemiş hekimler var. 

Demek ki bugün Ortadoğu’da kurulu statükoyu, koltukları ve diplomatik dengeleri sarsacak en tehlikeli mühimmat artık barut değil; sınır tanımayan o yalın vicdandır.

Libya’nın doğusunu demir yumrukla yöneten Amerikan beslemesi, İsrail Muhibbi satılmış Halife Hafter güçlerinin, 30’dan fazla ülkeden gelen yüzlerce aktivisti günlerdir sınır hattında keyfi biçimde bekletmesi, içlerinden 10’unu göz altına alması, basit bir "güvenlik" ya da "evrak" meselesi değildir. Bu tablo, Gazze’nin etrafındaki ablukanın sadece Tel Aviv’den ibaret olmadığını, o kuşatmanın korkak diplomasiyle, sessiz rejimlerle ve utanç verici çıkar hesaplarıyla müttefik ülkelerin sınırlarına kadar genişletildiğini tescil ediyor.



Türkler, Araplar, Avrupalılar, Müslümanlar ve vicdanı hala atan gayrimüslimler... Hepsi tek bir niyetle çöle vurdu kendini: Bir çocuk daha enkaz altında kan kaybından ölmesin.

Ancak küresel sistem yine bildiği o en konforlu refleksi seçti: Seyretmek. Bir yanda kürsülerden "insan hakları" nutukları atan Batılı başkentler, diğer yanda kardeş coğrafyanın sınır kapısında, güneşin altında ilaçları bozulan ambulanslar... 

Bu artık siyasi bir kriz değil, topyekûn ahlaki bir iflastır.

Sekiz-on gündür o kızgın kumların üzerinde bekleyen insanlar, aslında sadece Gazze’ye ulaşmaya çalışmıyorlar; modern dünyanın çoktan can çekişen, üzerine toprak atılmış vicdanını diriltmeye çalışıyorlar.


En acı olanı da bu ya: Gazze’ye uzanan şefkat elini kıranlar bu defa işgal askerleri değil, Müslüman coğrafyanın ruhları satılığa çıkarılmış, kendi korkuları, kendi suskunlukları ve kendi yapay sınırlarıdır.


Tarih, bu dönemin defterini kapattığında o sayfaya çok ağır bir hüküm yazacak: "Gazze yalnız bırakıldı... Ama ona gitmek isteyenler, kendi kardeşleri tarafından çölün ortasında yalnızlığa mahkûm edildi." 

O sınır kapısında bekletilen her bir ambulans, insanlığın son samimiyet testidir. Çünkü bir ambulansı durdurmak, bir demir yığınını durdurmaktan ibaret değildir; bir çocuğun yaşama tutunma ihtimalini ellerinden söküp almaktır. 

Ve yeryüzündeki hiçbir jeopolitik hesap, hiçbir koltuk sevdası, bu vebalin ağırlığını o sınırları çizenlerin omuzlarından söküp atamayacaktır.

Allah (cc) adildir, müntakimdir.  Zalimlere en ağır cezayı eninde sonunda verecektir.

Yaşasın Zalimler İçin Cehennem.


 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Muhammet

O zalimlere diyorum ki boşuna namaz kılmayın biz sizi müslüman kabul etmiyoruz Allah da sizden razı olmaz

Kanber

TANRILAŞTIRILMIŞ BATI VE UYDURULMUŞ DİNLERİNİN VAHŞETİ Biz Çanakkale Meydan Muharebesi, Sakarya Meydan Muharebesi, Sarıkamış hareketleri ile Dinimiz İslam için, vatan ve namus için çok şehit vererek, çok bedel ödeyerek askeri işgalden kurtulduk.      Ancak;  İNGİLİZ LORTLAR KAMARASINDA BİZ BU MÜSLÜMANLARI KUR-AN'DAN YANİ İSLAMDAN UZAKLAŞTIRMADAN BUNLARI YENMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR KARARINDAN SONRA TALİMAT ÜZERİNE TÜRKİYE'de AVRUPA ÜLKELERİNDE KRALLIKLAR VE PAPALIK HALA VARKEN bizim ülkemizde zoraki hilafetin kaldırılması, alfabenin değiştirilmesi, anayasanın ve kanunların Avrupa'dan ithal edilmesi, laikliğin, kemalizm'in, deizmin, sosyalizmin, komünizmin uydurulmuş din haline getirilmesi ile adeta KÜLTÜREL İŞGAL altına girdik. Şarap şampanya, çalgı çengi, heykel, yalan, talan ve ihanet, sosyal medya, moda, marka ve modernizm bağımlılığı gibi neslimizi çürüten neticeleri ülkemizin âli bekası sorunu haline gelmiştir.       Amerika kıtasında Asteklerin, İnkaların ve Kızılderililerin soylarını kurutan,  Afrikadan 400 yıl köle ticareti yapan, 100 milyarlarca dolarlık sömürü geliri elde eden. Şimdi ise gözlerimizin önünde; Afganistan'ı, Irak'ı ve Venezuela'yı işgal eden. İran'ı işgal etmeye çalışan,       EPSTEIN dosyalarında görüldüğü gibi mahsun ve mazlum çocuklara tecavüz ve katliamlar yaparak etlerini ve iliklerini vampir kadar  vahşileşerek yiyen ve kanını emen ÜST DÜZEY DEVLET YETKİLİLERİ gözler önüne serilmişken bu emperyalist  ve vahşi BATI ülkemizde Asya'da ve Afrika'da adeta TANRI'laştırıldı. Rabbimiz Allah Ali İmran suresinin 103 ayetinde; "■Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılınız. Parçalanıp bölünmeyiniz. Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz ve O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. Buyurmaktadır Bu kültürel ve fikirsel işgalden ve vahşetten kurtulmadıkça, dirilmemiz, kurtulmamız ve muzaffer olmamız mümkün olmayacaktır.      
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23