Açın Kapıları... Serdengeçti Geliyor!
Açın Kapıları... Serdengeçti Geliyor!
ALİ COŞAR
Bazı insanlar yaşadıkları döneme sığmazlar. Onlar, çağlarının vicdanı olurlar. Baskının arttığı zamanlarda susmaz, korkunun hüküm sürdüğü dönemlerde geri çekilmezler. İşte Osman Yüksel Serdengeçti ( adı üstünde başından vazgeçmişti - ölümü göze almış ) böyle bir isimdi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, onun hayat hikâyesi sadece bir insanın mücadelesi değil; bir milletin inancını, kimliğini ve değerlerini koruma mücadelesidir.
Tek parti döneminin en sert yıllarında Allah’tan bahsetmenin bile suç sayıldığı günlerde o, meydanlara çıkıp hakikati haykırdı. Her yazdığı yazının, her çıkardığı derginin sonunda tutuklanacağını biliyordu. Buna rağmen geri adım atmadı. Hatta her yeni sayıdan sonra emniyetin yolunu tutuyor, “Nasıl olsa alacaklar” diyordu. Gerçekten de alıyorlardı.
Ama o, mahkeme kapılarında boynunu bükmüyordu.
Hapishaneye götürülürken bile gardiyanlara ve duvarlara meydan okurcasına sesleniyordu:
“Açın kapıları! Osman Yüksel geliyor!”
Bu söz, bir insanın değil; teslim alınamayan bir ruhun haykırışıydı.
Serdengeçti, kalemini makam için kullanmadı. İnandığı değerler uğruna bedel ödedi. On yılını zindanlarda geçirdi. Buna rağmen ne kinle doldu ne de davasından vazgeçti.
Meclise milletvekili olarak girdiğinde de aynı tavrını sürdürdü. Kravat takmadığı için Genel Kurul’a alınmayınca kravatı beline bağlayarak içeri girdi. Meclis Başkanı’nın uyarısı üzerine verdiği cevap, dönemin bürokratik dayatmalarına karşı unutulmaz bir itirazdı:
“Kanunda nereye takılacağı yazmıyor ki... İstediğim yere takarım.”
O sadece güldüren bir nüktedan değildi. Aynı zamanda korkusuz bir dava adamıydı.
Bir gün meclis kürsüsünden, “Bu meclistekilerin yarısı hıyardır” dediğinde ortalık karıştı. Sözünü geri alması istendi. Yeniden kürsüye çıktı ve tarihe geçen şu cümleyi kurdu:
“Peki... Bu meclistekilerin yarısı hıyar değildir.”
Bu cevap, zekânın cesaretle birleştiğinde nasıl bir silaha dönüştüğünün göstergesiydi.
Fakat onun en büyük mücadelesi, Allah demenin bile mahkeme konusu yapıldığı yıllardaydı.
TRT radyosunda yaptığı bir konuşmada Allah kelimesini kullandığı gerekçesiyle hâkim karşısına çıkarıldığında, savunmasını yaptı. Hâkimin:
“Evladım, bu ülkede Allah demenin yasak olduğunu bilmiyor musun?” sözlerine verdiği cevap, bugün bile insanın yüreğini titretiyor:
“Allah Allah!..”
Bir milletin inancıyla arasına duvar örmeye çalışanlara karşı bundan daha güçlü bir cevap verilebilir miydi?
Osman Yüksel Serdengeçti, hayatı boyunca ne servet peşinde koştu ne makam. Onun davası; Allah davasıydı, millet davasıydı, vatan davasıydı.
Bugün özgürce konuşabiliyor, özgürce yazabiliyor ve inançlarımızı korkmadan yaşayabiliyorsak; bunda dünün Serdengeçti’lerinin ödediği bedellerin payı vardır.
Bazı insanlar ölür, unutulur.
Bazıları ise toprağa verildikten sonra bile yaşamaya devam eder.
Osman Yüksel Serdengeçti işte onlardan biridir.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Ve bizlere bıraktığı o meydan okuyuş, hâlâ kulaklarımızda çınlasın:
“Açın kapıları... Serdengeçti geliyor!”. Allah O’ndan razı olsun...