• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI
23 Ekim 2019

Türkiye’nin höstü

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik başlattığı Barış Pınarı Harekâtı ülke ve dünya gündeminde ilk sırada yer almaya devam ediyor. 

Bölgede hesapları olan küresel, bölgesel güçler ve iş birlikçi yapıları tarafından hedefe konulan Türkiye tüm mazlum milletler adına emperyalizme karşı içte ve dışta tarihe geçecek direnişi ortaya koyup tarih yazdı.

Terör örgütlerini kullanarak Türkiye’nin kayan eksenini düzeltebileceklerini düşünen küresel güçleri ve bunların kurdurup, silahlandırdığı tetikçisi terör örgütlerini Mehmetçik 8 günde mucizevi bir başarıyla hayallerini kendi kazdıkları çukurlara gömdü. 

Kaos ve müstemleke dayatmalarıyla Ortadoğu’da bulanık suda balık avlamak peşinde olan Yahudi, Haçlı ittifakının son hamlesi Irak ve Suriye’yi parçalama planına Mehmetçik dur dedi.

Paralel çalışan bu ittifak yalan-dolan, kan-barut, para-ahlaksızlık, fitne-fesat ile “küresel fesat düzeni”ni inşa etmeye çalıştı. Yüz yıllık bir hayal, Mehmet’imin bir “höstüyle yerle yeksan oldu. 

Bütün İslam âleminin, mazlum milletlerin şerefi, bağımsızlığı ve birliği adına asırlık müstemleke projesi olan terör koridorunu yok ederek hayallerine hançer saplayan Mehmetçik, yaklaşık bin 500 kilometrekarelik bir toprak parçasının, 60 yerleşim yerinin kontrolünü ele geçirdi.

Her ne kadar Suriye iç savaşı denilse de iç savaştan ziyade başta ABD, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa ve İran olmak üzere küfür cephesinin işgali altında Suriye’de dengeler değişti.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde inşa edeceği barış, adalet ve hoşgörü modeli tüm bölge için bir cazibe hâline gelir, bölge halklarının hafızası tekrar canlanır diye korkan Haçlı ittifakı bölmek ve parçalamak için geldiği Suriye’den kuyruğunu kıstırarak çıkmak zorunda kaldı.

Sınırdan daha düne kadar bizim olan topraklarda teröristlerin üstüne henüz otuz adım gitmiştik ki sözde dost-düşman tüm dünya karşımıza dikildi. Milletlerarası camiayı aldatma, oyalama taktikleriyle çirkin yüzlerini perdelemeye çalışıyorlar. 

Türkiye yüz yıldır müstemleke karanlığına mahkûm edilmiş Ortadoğu milletlerini esaretten dirilişe çağırdıkça, Amerika’dan Avrupa’ya müstemlekeci güçlerin kopardıkları yaygara da artıyor.

Balkanlar’dan Orta Asya’ya medeniyet coğrafyalarındaki soydaş, dindaş ve akraba topluluklarla birlikte dimdik ayakta olan güçlü Türkiye hakikati karşısında kahroluyorlar, üzülüyorlar, çıldırıyorlar. Tabii ki Türkiye’ye saldırıyorlar ve haklı milli davasını dile getirdiği için çıldırıyorlar.  

Dünyayı kurup yönettikleri terör örgütlerinin terörüyle terbiye(!) etmeye çalışıp insan hakları teranesiyle dünyayı sömüren Haçlı İttifakına, müttefik düşmanlara, satılmış Arap liderlerine, tarihinde Müslümanlar dışında kimseyle savaşmayan Farslara karşı açık açık Hak, Bâtıl mücadelesi verildi ve her zamanki gibi kazanıldı.

Fakat bu kazanç bizi yalnızlığımızla yeniden tanıştırdı. Türkiye büyüdükçe kavga daha da büyüyor.

Bu coğrafyada Türkiye tarihin aktif aktörü olup adaleti, huzuru, barışı arıyor, kendi dünyasına inşa etmeye çalışıyor. Bu yüzden dünya üzerine kara bir bulut gibi çöken fesat şebekesini fazlasıyla rahatsız ediyor.

Eskiden savaşta kazanıp masada kaybeden bir Türkiye vardı, şimdi hem savaşta hem de masada kazanan bir Türkiye var. Dolayısıyla da Suriye ve bölgenin geleceğinin konuşulacağı masalarda kilit konuma yükselen bir Türkiye var.

Yeni uluslararası sistemde var olabilmenin yolu öncelikle caydırıcı bir güce sahip olmaktan ve sahadaki varlıktan geçiyor, bugün Türkiye bunu yapıyor. Kendine güvenen yepyeni bir milli siyasetle, kendi geliştirdiği ve ürettiği silahlarla tehditlere meydan okuyor, yaptırım masallarını tiye alıyor.

Türkiye, dünya dengelerini akılla, mantıkla, stratejiyle, yeniden düşünerek, hamlelerini doğru yaparak sarstı. Prangalarından kurtulan Türkiye, sadece bu ülkede yaşayan insanlar için değil, mazlum milletler için de yeni bir umut oldu.

Bundan sonra Türkiye’nin her hareketi bölgesel bir sarsıntıya, küresel güç kaymalarına neden olacaktır. 

Ne zaman, Türkiye doğrulmaya çalışsa, bir direniş, bir diriliş, bir uyanış gösterse, karşısına emperyalist güçlerin senaryoları, uluslararası güçlerin amaçlarına hizmet eden, karanlık odakların kullanım aracı haline gelen kirli bir oyunun figüranı durumundaki terör örgütleri sahneye konur. 

Organizatör, destekleyici gizli gücün kontrol ve denetiminde barış turları, mekik diplomasisi, birbirini izleyen iktisadi, ticari, siyasi görüşmeler, tartışmalarla ülke menfaatleri doğrultusunda bir düzleme oturtulmaya çalışılır.

Oyun aynı, oyuncular aynı, sahne aynı. Fakat bu defa Türkiye izleyici değil karar verici konumda ve senaryoyu kendi, yazıyor. Yazmaya da devam edecek inşallah. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ORHAN İNAN

GELİNEN NOKTAYI NE GÜZEL TARİF ETMİŞSİNİZ..ELLERİNİZE SAĞLIK..MANEVİ DEĞERLERİ YENİDEN İHYA EDİLMİŞ NESİLLER İLE DÜNYAYI İNŞAYA VE NİZAMI I ALEME DOĞRU YOL ALACAĞIZ ,İNŞALLAH..MAZLUMLARIN AHI YÜCE ALLAH(CC)'IN İZNİYLE,OSMANLININ TORUNLARI TARAFINDAN ALINACAK..
  • Yanıtla

Hakki

Inşaallah Türkiyemiz hep yükselecektir. Mazlumlarin ümidi ülkemiz zalimlerin dersini gerektiği gibi vermiş ve vermeye de devam edecektir inşallah.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23