Süreç “gel bakalım Abdullah”a gidiyor
Cumhurbaşkanı seçimlerine bir yıldan kısa bir süre kalırken Ankara’da hareketli günler yaşanıyor.
İktidar ekonomiye yönelik önemli adımlar atarken, muhalefet kanadında pek çok isimden bahsedilse de, halen Cumhurbaşkanı adayı netleşmiş değil.
Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun altılı masanın Abdullah Gül’ün adaylığını garipsemeyeceğini ifade etmesi, yeni bir oyunun ayak sesleri mi diye düşündürdü beni.
Geçmişteki tavırlarıyla, siyasi akıl ve vefa ahlakını tartışmaya açan bir kayıp ve kopuşu yaşayan Gül’ün bugün yeniden sahne alışı manidardır.
2023 seçimlerine doğru son düzlüğe girilirken, Abdullah Gül isminin yeniden dillendirilmesi Erdoğan karşıtı bloğun acziyetinden başka bir şey değildir.
Gül isminin yeniden telaffuzu, altılı masanın siyasete yetmezliğinin oluşturduğu bunalımın göstergesidir.
Gül isminin yeniden gündeme taşınması, altılı masada liderlik yetmezliğinin alenileşmesidir.
Gül isminin yeniden tekrar ısıtılması, altılı masada oluşturulamayan sinerjinin, üretilemeyen politikaların yansımasıdır.
Gül isminin yeniden zikredilmesi, altılı masadaki kifayetsizliği gören “uluslararası karar vericiler”in arayış hareketliliğidir.
Gül isminin yeniden güncellenmesi, altılı masa tarafından daha baştan “kazanamayacak aday” olarak ilan edilen Kılıçdaroğlu’nun isminin öne sürülerek, Meral Akşener’in Gül’e razı edilme gayretidir.
Gül isminin yeniden sahneye çıkması, önceki dönem Meral Akşener’in vetosu üzerine “gel bakalım Muharrem”e dönüşen sürecin bu defa “gel bakalım Abdullah”a dönüştürülme çabasıdır.
Gül isminin yeniden vizyona sokulması, yıllardır bu ülkeyi kalitesiz bir muhalefete mahkûm edenlerin icraatlarının son halkası, hatırlatma dozudur.
Kendi kişisel kariyerini ülkenin kader çizgisinin önünde tutan Gül’ün tepeden inmeci, hazıra konan kişiliği, siyaset tarzı da bu oyun için biçilmiş kaftandır.
Gül’ün aday gösterilmesi fikri FETÖ aklıyla Türkiye’nin bütünlük içinde, huzur, istikrar ve refahı yakalama hedefinin heba edilme çabasıdır.
Bu denli net, bu denli açık, bu denli haykıran bir tabloda sonun yaklaştığını gören altılı masa final vuruşunu yapmak istiyor.
Bütün bu gayretler, farklılıkları tehdit gibi algılayan gelenekselci ve otoriter devlet anlayışından, farklılıkları zenginlik olarak gören modern demokratik devlet anlayışına doğru yönelimi durdurma gayretidir.
Bütün bu çabalar, şovenist rejim uygulamaları, ayrımcı devlet yaklaşımı, kültürel ve sosyal baskılarla tahakküm eden resmi ideolojiyi hazin sondan kurtarma çabasıdır.
Bütün bu kuru gürültü, laik rejim piramidine her defasında Kemalist paraşütlerle inen ve gördükleri yüzde yirmilik kabul yerine yüzde seksenlik ses çıkaran ve milleti tahkir ve tezyif ederek oligarşik düzenin devamını sağlamaya çalışanların son çırpınışlarıdır.
Korkunun çözüm olduğu tek yer, gerçeklerden kaçarak sığınılan yalanlardır. Tarih boyunca bu toprakların en önemli handikapı ve fetret devri, hep siyasi istikrarsızlıktan kaynaklanmış, ülke her defasında onlarca yıl geriye gitmiştir.
Demokrasiyi bir türlü içine sindiremeyenlerin taşkınlıkları, hukuksuz eylemleri, tehdit ve baskıları karşısında halk değerleri, gelenekleri, inançları ve hareket tarzlarıyla barışık gördüğü Başkan Erdoğan’a geniş bir hareket alanı çizdi ve güvenini hep yeniledi.
Asırlık sorunları, bitmeyen tartışmaları, nihayetsiz yakınmaları, kangren olmuş yaraları saran Erdoğan bu kirli arenada özgüveni, rahatlığı, komplekssiz tavırlarıyla öne çıkıp coşkusu, sadeliği ve yürekten gelen coşkusuyla halktan kabul görüp, alkışlanıyor.
Yürekleri dertli, gönülleri buruk olan, akşamları cetleşerek birbirlerinin yüreklerine su serpen, dertlerini paylaşarak eski günlerini yâd eden altılı masanın tek derdi, tek hedefi Erdoğan’dır.
Bu büyük yürüyüşü engellemek isteyen Batılılar ve muhalefetin tek gayesi Erdoğan’ı düşürmektir.
Bunun için 2023 hedeflenerek Türk milleti tahrik ve taciz edilerek kaosa oynanıyor.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin tespitleriyle:
“İç ve dış nifak ve şikak yuvaları başlarını kaldırmış vaziyette.
Siyasi ve toplumsal yapının mahvını kurgulayan ihanet lobisi oldukça aktif, son derece faal.
Demokrasiden umudunu kesen, millet iradesine sırtını dönen, Türkiye’nin milli ve beka davasına husumet duyan ne kadar aktör, zümre, kesim, mihrak, fail ve figüran varsa kıpır kıpır.
Türk’e ve Türkiye’ye ne kadar hasım varsa faaliyet halinde. “
Son yirmi yıldır Türkiye’nin vermiş olduğu mücadele saygın bir devlet olarak, güçlenerek varlığını devam ettirme mücadelesidir. Uygulanan politikalar güçlü Türkiye’nin ortaya çıkmasını sağlamaktadır.
Bu ülke için taş üstüne taş koymaya baş koymuş her ferde, her ekibe destek olmak vicdani bir sorumluluktur.







